19 Mart 1973’de yoldaşlarıyla birlikte İstanbul’da uğradıkları bir ev baskınında yoldaşı Ahmet Muharrem Çiçek katledilip kendisi beline saplanan kurşunla yaşam boyu tekerlekli sandalyeye mahkum edildiğinde genç bir devrimcidir ve kavga düşmüştür payına... Ömür boyu yürüyemeyecek olmasına sitemidir “Bu yürek seninle bin zeybek oynar / kelepçem bırakmaz ki gülüm” dizeleri.

Hayata ve kavgasına bağlılığı bütün fiziki engellere karşı baş eğmez mücadelesiyle örnek bir devrimcidir... Usta bir kalemdir Kutsiye Bozoklar... Fiziksel koşullarının zorluğuna rağmen yaşamının sonuna kadar kalemini elinden bırakmaz. Siyasal, toplumsal, kadın sorunu ve özgürleşmesine ilişkin yazılar yazar. Yazıları enerjiktir. Özellikle genç devrimcilerde mücadele kararlılığı uyandırmasıyla ayrışır başkalarından.  Şiir ve edebiyattan da hiç uzak durmaz. Yazılarında kolektif mutluluğu, büyük insanlığı anlattır hep. En çok da, sanat ve edebiyat alanında yazılar yazar. Son yıllarında özellikle kadın sorunu ve özgürleşmesi üzerine fikirler üretti. Onu andığımız şu günlerde Kutsiye Bozoklar’ı yazarak tanıtmak istiyorum.

Kutsiye Bozoklar,  1953 yılında Mersin’de doğdu, 68‘ Kuşağının devrimcisi, 70’li yılların başında aktif bir militan olarak çalışmalarını sürdürdü. Ancak düşman haindir, zalimdir, daha yaşamın en güzel baharında, bir bahar günü, karabulut gibi, şimşekler çaktı, gök gürledi, 19 Mart 1973’te İstanbul-Şehremini’de girdiği silahlı çatışmada, yoldaşı Ahmet Muharrem orada infaz edilir ve Kutsiye belinde aldığı kurşunla, yaşamı boyunca tekerlekli sandalyeye mahkum edildi.

Kutsiye ilk vurulduğunda, duvar dibinde bir çuval gibi fırlatılıp atıldığı araba kasasında gözlerine göğe çevirdiğinde, Solohov’un roman kahramanı, kurşuna dizilirken başını gökyüzüne çeviren Gönüllü Boncuğu hatırlar. Onun gibi “Evet gökyüzü gerçekten de güzel” der. Ağır yaralı olarak gittiği hastanede, tüm işkencelere direnir ve orada kararını verir “Yaşamak Direnmektir” der, yolunu belirler. Ve o gün belirlediği yolunu, yaşamı boyunca terk etmez.

Yazar Mukaddes Erdoğdu Çelik, “Kutsiye Bozoklar Kelepçeye İnat Hayat” adlı kitabında, Kutsiye’nin o direniş dolu, örnek alınacak yaşamını kaleme aldı. Erdoğdu kitabında Kutsiye’yi şöyle anlatıyor: “Devrimden kopmadım, içindeyim“ diyen Kutsiye’nin bu sözleri; “bir açıdan kitabın kahramanı Kutsiye Bozoklar’ın, yazar mahlasıyla Işık Kutlu’nun keskin yol ayrımlarıyla dolu kırk yıllık devrimci yaşamının özü-özeti sayılır.“

Kutsiye’yi okuduğunuzda kesinlikle yaşama daha da bağlanacaksınız. O hep inadına hayat dedi, gürül gürül akan şelale, büyük bir acının yaşamın, davanın asi kadını ve kalemiydi.Kitapta Kutsiye’nin yaşamı ilmek ilmek işlenmiş. Akıcı, sade ve merak uyandırıcı bir  dil kullanmış yazar Mukaddes Çelik. Dört duvar arasında kendisine kütüphane açması, şiir, yazı makale ve kitaplar yazması. Eve gelen misafirler ona moral vereceğine, onlar Kutsiye’den enerji ve moral alıp giderlermiş hep! Yeğenlerine ve çocuklara ayrı bir sevgisi vardır Kutsiye’nin. Onu görüp te sevmeyen biri ya da çocuk olmamıştır hiç!..

Şiirlerinde yaşama karşı asiliğini sergilemiştir Kutsiye…

“Şiir dediler/Emektir dedim/Sevda dediler /Bilmektir dedim/İnsan dediler/Sevmektir dedim/Kavga dediler/İlmektir dedim/İnanç dediler/Uğruna usulca/Ölmektir dedim/Ya tümü dediler/Doyasıya YAŞADIM/Diyebilmektir dedim”

16 Temmuz 2009 tarihinde sonsuzluğa uğurlandı güzel yürekli papatya… Kutsiye tam 36 yıl boyunca tekerlekli sandalyedeki yaşamı boyunca, kalemiyle onurlu duruşuyla, hayat karşısında gösterdiği direngenliğiyle ardında bıraktığı unutulmayacak anılarıyla yıldızlaştı!  


GÜLCAN GÜZEL/KÖLN