Tarih kitapları çoğunlukla egemenler tarafından yazıldığından, dünyanın dört bir yanından nice isyan, halk ayaklanması belki o kitapların sayfalarına geçirilmedi. Ancak o isyan hikayeleri, kuşaktan kuşağa bir masal ya da bir şarkı ya da bir efsane olarak aktarılmıştır. O isyanlara öncülük edenlerin kahramanlığı, dillere destan olmuştur. Kawayê Hesînkar liderliğinde Med halkının zalim Dehak’a karşı isyanı bugün efsane olarak anılsa da, özünde gerçek bir hikayedir ve bugün, bunca asimilasyona rağmen hemen hemen her Kürt tarafından bilinir.
Aynı şekilde, milattan önceki yıllarda Roma İmparatorluğu’na karşı köle ayaklanmasını örgütleyen Spartaküs’ün adını bilmeyen var mı? Ya da, İspanya’nın Güney Amerika’daki sömürü düzenine karşı savaşan Simon Bolivar’ın ismini? İrlanda’nın ulusal kahramanı James Connolly’yi?
Bunlar, adları dünyanın dört bir yanında bilinen isyan önderleri. Ama bir de, halkların isyan güncesini oluşturan yerli ayaklanmalar tarihleri var ki, saysan bitmez. Sadece Kürdistan’da modern çağda 28 isyan yaşanırken, devam edenine “29. ve son isyan” deniliyor. İrlanda’nın tarihi keza işgalcilere ve fetihlere karşı bir ayaklanma tarihi olarak okunabilir. Uygarlığın beşiği Ortadoğu, aynı zamanda isyanların da beşiği olup, pek de bilinmeyen ayaklanmalara mekan bir tarihe sahip. Güney Amerika, sömürgeciliğe karşı direnişin tarihini yazarken, Kuzey Amerika’da özellikle 18. ve 19. yüzyılda sayısız köle ayaklanması yaşandı. ANC’nin Apartheid’e karşı başarılı mücadelesi ile bilinen Güney Afrika’da 1808 yılında 300’ü aşkın kadın köle, özgürlük için Cape Town şehrine yürüdü. Daha şehrin kapısından geçmeden askerlerce tutuklanıp, beş öncüleri idam edildi.
Bu gibi isyan hikayeler, özgür bir yaşamı düşleyen halkların, grupların ve bireylerin ortak belleğinin temel kodlarını oluşturuyor. Biz de PolitikART olarak, Şêx Seîd’in ve arkadaşlarının idam edilişlerinin 87. yıldönümünde isyanlar tarihine evrensel bir bakış sunmak istedik.
Bu amaçla hazırladığımız dosyada Günay Aslan’ın kaleminde, Kürdün isyanını, isyan ettiklerini okuyacaksınız. Serdar Eroğlu ise, egemenlerin korkunç bir şekilde katlettiği Macar devrimci György Dozsa’yı, Levent Konca da Hitler Almanya’sında düşlerini yitirmeyip Nazilere alışılmadık bir şekilde başkaldıran Aslanyağı Korsanları, yani Edelweisspiraten’leri yazdı. Bu sayımızda hem Felat Özsoy’un Şêx Seîd’in portresine hem de isyanda yer alan kadınlardan olan Derdê Mîro’nun hikayesine yer verdik. Derdê Mîro’yu Şerzan Aydın yazdı. Ayrıca Ulaş Ozan da, “Katalonya’nın küllerinden Kürdistan’ı düşlemek” başlığı altında Katalanların 20. yüzyıldaki isyanını okurlarımız için kaleme aldı.
Dosyamız böyle. Bu sayımızın diğer sayfalarında da farklı renk ve tatlarda deneme, öykü ve düşün kategorisine girebilecek yazılar bulacaksınız. Mehmet Üçar, 90’lı yıllarda Kürdistan’da çocuk olanların ortak öyküsünü yazdı. Antep hapsinden Ali Koç, çocukluğuna döndü. Hakan Tunç ile Hadi Canbek, bugüne dair güncel bir perspektif çizerken, Elif Sonzamancı kendi dil yarasını anlatıyor. Selaheddîn Biyanî’den bu kez, Karl Popper’in sosyolojisine dair değerlendirmelerde bulunuyor. Hêvî Zayci’nin denemesini, yine Cevahir Ömürcan’ın Colemêrg dağlarında geçen efsane konulu yazısını da beğeni ile okumanızı dilerken, 14 Temmuz’da çıkacak 94. sayımıza dek hoşça kalın diyoruz...