
Her dönem olduğu gibi AKP iktidarı komplo ve provokatif girişimlerle demokratik hareketlerin önünü almaya çalışıyor. 7 Haziran seçimleri demokratik güçler açısından kader tayin edici bir maraton niteliğinde. AKP hükümeti çıkardığı İç Güvenlik Yasası ve inşa etmek istediği başkanlık sistemiyle Türkiye toplumunu tam anlamıyla kaosa sürüklüyor. Son dönemde AKP iktidarının topluma verdiği demokratikleşme sözlerinin yalan olduğu açığa çıktı. AKP’nin samimiyetsizliği deşifre oldu. Bu gerçeklikler gün yüzüne çıktıkça R. Tayyip Erdoğan’ın gerçek niyeti de netleşiyor. Özellikle de Kürt sorununun çözümü ve müzakere süreci konusunda iki yüzlü tutum sergiliyor. Kürt demokratik güçlerine yönelimi, hakaretleri ve çeşitli ithamlarda bulunması kabul edilir değil. Terör tehlikesi adı altında yapılan her türlü yasal değişiklik insan düşüncesine ve demokratikleşme mücadelesine darbe vuruyor. Kendini kandıran bu zihniyet sahipleri toplumu da buna inandıracaklarının yanılgısını yaşıyor.
Bu baskılar karşısında Türkiye’deki ezilen halklar ve demokrasi güçlerinin birlikteliği büyük önem taşıyor. Eğer Türkiye’nin diktatör ve hegomonik bir yapılanmaya gitmesinin önünü almak istiyorsak, 7 Haziran seçimlerinde AKP’ye tek bir oy dahi verilmemeli. İnsan haklarını ve demokrasiyi savunun kesimler, demokrat ve sosyalist her birey bu konuda ilkesel bir tavır almalı. AKP’ye giden her bir oy toplumun özgürlüğünü kısıtlayacak, toplumu nefessiz bırakan anti demokratik uygulamalara vesile olacaktır.
2003’ten bu yana AKP hükümetinin toplumun yararına yaptığını iddia ettiği uygulamaları da bunu kanıtlıyor. AKP hükümeti
demokrasi, refah ve kalkınma söylemlerine sığınmasına rağmen topumun ekonomik sorunlarına hiçbir biçimde yanıt vermedi. Yine en büyük doğa kıyımı AKP döneminde yaşandı. Betonlaşma hızlandı, ekolojik sorunları çözecek yerde yeni sorunlar yarattı. AKP döneminde ekolojik katliam yaşandı, çevre yıkımı boyutlandı. Baraj projeleriyle bu ekolojik tahribat daha da büyüdü.
Bu zihniyet insana karşı da aynı biçimde pratikleştirildi. AKP iktidarı döneminde kadına, çocuğa, tüm muhaliflere yönelik imha, inkar ve infaz politikaları hızla uygulandı. AKP’nin yarattığı polis devletiyle hak ihlalleri ve ölümler sürekli arttı. Binlerce kişi AKP polisinin kurşunlarıyla infaz edildi. Bu gerçekler geçmişte demokratik bir zihniyete sahip olmayan, baskılarıyla gündeme gelen AKP hükümetinin gelecekte demokrasiyi geliştiremeyeceğini gösteriyor. AKP demokratik bir yapılanmayı sağlayacak bir zihniyete sahip değil. AKP hükümeti mevcut politik duruşu ile hegomonyasını güçlendirerek, halka yönelik baskılarını boyutlandırıyor. Bütün açıklamalarında ısrarla tekrar ettiği “tek devlet, tek millet ve tek bayrak” kavramları tekçi, faşist zihniyetini en bariz biçimde formüle ediyor. Faşist ulus devlet zihniyetindeki bu ısrar ve tekçi sistemin Türkiye toplumuna kaostan öte birşey vermesi mümkün değil. İnkar boyutlandıkça, toplumdaki sorunlar, çelişkiler ve bunun akabinde huzursuzluk da artacaktır. AKP yaşadığı ekonomik, siyasi ve toplumsal krizlerin faturasını en ağır bedellerle yine halka ödetecektir.
HDP barışın kapısını açıyor
Bu gidişata dur demek için halen bir şans var. Önümüzdeki 7 Haziran seçimleri ve HDP’nin anti demokratik devlet yapılanmasına karşı sunduğu alternatifler Türkiye toplumu için bu kaostan bir çıkış yolu sunuyor. HDP ile AKP’nin hazırlığını yaptığı savaşı, katliamları, baskıları, anti demokratik devlet yapılanmasını engellemek, buna karşı mücadele etmek mümkün. Bu konuda tüm demokratik güçler, sol ve muhalif kesimlere de sorumluluk düşüyor. HDP ilkeleri ve sunduğu alternatiflerle kalıcı bir barışı ve tabandan demokratik bir sistemi oluşturmaya oldukça elverişli. HDP, özgür ve demokratik bir geleceğin inşasının temel garantisini oluşturacak.
Mevcut toplumsal sorunların çözümü ve giderilmesinde ahlaki ve politik toplum bilinci ile inşa edilecek yeni toplum modeli oldukça önemlidir. Bu yönüyle 7 Haziran seçimleri Türkiye’deki azınlıkların haklarının tanınması için de önemli. Tüm kimlik ve inançların kendi rengi ve talepleriyle Meclis’te temsil edilmesi için HDP fırsat sunuyor. HDP, Kürt, Türk, Arap, Laz, Ermeni, Çerkes, Alevi, Êzîdî, Hıristiyan tüm kimlik ve inançların kendi seçtikleri temsilcileriyle yer aldıkları halklar ve renkler bahçesi. HDP, tekçi zihniyete karşı çoğul, renkli kültürel bir mozaiği alternatif olarak sunuyor. Baskıcı sisteme karşı demokrasinin gerçek rengini temsil ediyor. Bu nedenle seçim süreci Türkiye’de yaşayan bütün halklar için tarihi bir dönüm noktası ve kader tayin edici nitelikte.
HDP’nin başarısı tarihi görevimiz
Halkların HDP’de ifadesini bulan ortak yaşam talebi ve çabalarına karşı AKP hükümeti provokasyon girişimlerini sürdürüyor. Bunu tehlikeyi bertaraf etmek de tüm demokrasi güçlerinin görevi. Barışın gelişmesine en büyük zemini sunan barış sürecinin geliştirilmesi için tüm kesimler rol almalı. Çözüm fırsatının heba edilmesine izin verilmemeli. AKP hükümeti ve Erdoğan’ın tutumu Türkiye’de gerilimi tırmandırıyor ve iç savaş zemini hazırlıyor. Savaşa davetiye çıkaran AKP politikaları teşhir edilmeli, buna karşı toplum bilinçlendirilerek, önlem alınmalı. Bu coğrafya demokrasi, barış ve özgürlük için fazlasıyla bedel ödedi. İbrahim Kaypakka, Deniz Gezmiş, Mahir Çayan, Haki Karar, Mazlum Doğan ve yoldaşları Türkiye’nin demokratikleşmesinin temel taşlarını atan öncü kadro ve militan kişiliklerdi. Bugün yürütülen demokrasi mücadelesi de onların ortak mirası. HDP bu öncü militanların bizlere bıraktığı mirası pratikleştirmek istiyor. Şimdi bu mücadeleyi sahiplenmenin zamanı.
HDP projesi tüm kadınların özgürlüğü için de yol çiziyor. Kadınlar bugüne kadar her alanda verdikleri mücadeleyi birleştiriyor, güçlendiriyor. HDP, kadın özgürlük mücadelesinin en somut kazanımlarından biri olan eşbaşkanlık sistemini her alanda uygulamak istiyor. Demokratik ve adil bir toplumun modeli olan eşbaşkanlık sistemi, toplumda kemikleşmiş cinsiyetçi yaklaşımların aşılmasında büyük bir rol oynayacak. Bu nedenle seçim çalışmalarına kadınların vereceği destek önemli. Kadınların kadın adayları sahiplenmesi ve seçim barajının aşılması Türkiye’de kadınlar ve erkekler arasında derinleştirilen eşitsizliğe, kadından çalınan hak ve özgürlüklere en büyük darbedir.
7 Haziran seçimlerinde AKP diktasını durdurmak, demokrasi güçlerin en büyük tarihi görevi. Tüm inanç ve kimlikler, muhalif kesimler bu sorumluluklarının bilinciyle harekete geçmeli, HDP’yi sahiplenmeli.