Zeki AKIL

Erdoğan ve Bahçeli kumpası olan baskın seçimlere az zaman kaldı. Erdoğan tüm insani değerleri ayaklar altına alarak bir kampanya yürütüyor. Bırakalım uluslararası hukuku kendi kanunlarını da tanımıyor. Hitler gibi her yolu mubah görüyor. Türk kanunlarına göre de bir insan mahkeme kararıyla ceza almadığı sürece masumdur. Ayrıca süren bir davayla ilgili mahkemeleri etki altına almak, yönlendirmek yasaktır. Buna rağmen Erdoğan, Selahattin Demirtaş’ı suçlu ve katil ilan ediyor. Savcıların, iddianamelerin itham etmediği suçlarla itham ediyor.

Bir ülkenin yargı, yürütme ve yasama gücünü elinde tutan diktatörü yasa ve ahlak tanımazsa ne olur? Açık ki, insani değerler ve demokratik kazanımlar için tam bir felaket olur. Erdoğan basını ele geçirmiş. Meclis elinde oyuncak. Yargı desen yerinde yeller esiyor. Ordu, polis ve istihbarat savaşa sürülmüş, muhalif olanlar hain ilan ediliyor.

Erdoğan neden seçimi erkene aldı? Türkiye elindeydi. İstediği gibi yönetiyordu. OHAL tüm Türkiye’de yürürlükteydi. Normal zamanda seçimlere gidebilirdi. Bunu zorlayacak bir durum yoktu. Buna rağmen alelacele seçim kararı aldılar. Demek ki, Erdoğan normal koşullarda Türkiye’yi yönetemiyor. Gerilimler, savaş ve çatışmalara ihtiyaç duyuyor. 16 yıl yönettiği Türkiye’yi OHAL koşullarında ve kumpaslar eşliğinde seçime götürüyor. Türkiye’nin çok daha kötüye ve geriye gittiği açık. Türkiye’yi bu kadar kötü yöneten, temel sorunlarını çözemediği gibi daha da derinleştirip ağırlaştıran bir partiye aklı başında olan hiç kimse ülkeyi teslim edemez. Erdoğan yolsuzluk, hırsızlık, savaş ve şiddetle anılan bir siyaset anlayışıdır. MHP’lileşmiş bir Erdoğan Türkiye’nin geleceğini daha da karartma dışında bir rol oynayamaz.

Erdoğan Türkiye’nin demokratik kazanımlarının tümünü hedefledi. Türkiye’de emek hareketi çok daha geriledi. Sendikal hareketler ya hükümetin kontrolüne girdi ya da çok zayıflatıldı. Basın adına ortada bir şey bırakılmadı. 12 Eylül’de Kenan Evren’in attığından daha fazla Kürt şimdi hapishanelerde. Toplum bir iç savaş eşiğine getirilmiş durumda. Aşırı bir kamplaşma ve kutuplaştırma var. Erdoğan bunu giderek körüklüyor. Kadın hareketi hedeflenmiş ve kazanımları sürekli törpüleniyor. Kadına karşı işlenen suçlarda büyük bir artış var. OHAL sendikalar, Kürtler ve emekçiler için istendiği gibi kullanılıyor. Yargı Erdoğan’ın talimatlarını uygulayan bir büro niteliğinde. Ekonomi ağır bir krize doğru gidiyor. Yandaşları ve aile efradını zenginleştirme ekonominin asıl amacı haline getirilmiş durumda.

Dış politika her yönüyle çıkmazda. Erdoğan’ın Ruslarla yaptığı anlaşmanın içeriğini kimse bilmiyor. Türkiye’nin kaderini etkileyecek gizli anlaşmalar yapılmış. Kimse bunu tartışamıyor. Türkiye’yi her konuda çıkmaza sokan bu hükümet tekrar seçilirse sonucun daha da kötü olacağı açık. Görünen köy kılavuz istemez, deniliyor. Erdoğan’ın politikalarının faturası giderek ağırlaşıyor. Ayrıca Erdoğan’ın söyleyeceği yalanı da kalmamış. Bu belki de Türkiye’nin en büyük kazancı. Maskesi düşmüş ve ırkçı faşist yüzü açığa çıkmıştır.

Siyasal mücadele gayet açık ve saflar belirgindir. Bu açıdan demokrasiden yana bütün güçler faşizme karşı safları sıklaştırmalıdır. Tüm toplumsal kesimlerin geleceği söz konusu. Faşizm toplumsallığı ve dayanışmayı, örgütlenmeyi hedeflemektedir. Faşizme karşı omuz omuza durmanın zamanlarını yaşıyoruz. Faşizm kendisini göstermeye çalıştığı gibi güçlü değildir. Bugün Türkiye’de korkanların başında Erdoğan ve Bahçeli’nin geldiğini herkes görüyor.