Söylentiye göre Vehbi Koç, İsmet İnönü’nün ısrarı üzerine CHP’ye üye olmuştu. Fakat devran değişip de 1950 seçimlerinde Demokrat Parti iktidar olunca, Koç’a yönelik baskılar da artmış. Kontroller, denetimler ve vergi cezaları artınca, Vehbi Koç CHP üyeliğinden istifa etmiş. Çocuklarına da o gün, kulaklara küpe bir nasihatta bulunmuş: Asla siyasete bulaşmayın!

Oysa insan, ayakları toprağa değdiği an siyaset yapan bir varlık. Koçlar da öyle. Üstelik zenginlerin genlerinde, onları iktidara ve güç sahiplerine doğru iteleyen zinde bir güç de var.
Vehbi Koç, siyasi geleceği iyi okuyabilen, çekirdekten yetişme bir kapitalistti. Nitekim 1960 darbesinden sonra sıkı Demirelci ve Adalet Partili oldu. Turgut Özal, Rahmi Koç’un has adamıydı.  Rahmi Koç da ANAP’ın sponsoru... Üçüncü kuşak Koçlardan  Mustafa Koç da AKP iktidarını destekledi. Mustafa Koç, işini şansa bırakmamak için Fethullah Gülen’i de ihmal etmedi. Pensilvanya ziyaretlerinde bulundu. Hasretlik büyümesin diye, Gülen de kendisine tespih gönderdi.
Ciddi bir anksiyete bozukluğu yaşayan Erdoğan’ın, bütün bunlardan haberi oluyordu tabi. Gezi olayları sırasında Mustafa Koç’un talimatı ile Divan Oteli’nin kapıları eylemcilere açılmış, bu tutum Erdoğan’ın büyük öfkesine yol açmıştı. Koç ailesine güvensizlik ve Fethullah Gülen Teşkilatı’nın "darbe" girişimi çakışmıştı. Erdoğan, Koç ve Gülen’in AKP iktidarına karşı işbirliği içinde olduklarını söylüyor, bunlara karşı her türlü yöntemin kullanılacağını da belirtiyordu.
Nitekim 25 Temmuz 2013 tarihinde Koç ailesine ait Tüpraş, Opet ve Aygaz şirketlerine, polisler eşliğinde baskınlar düzenlendi. Vergi incelemesi ve denetimi için gelen ekipler, baskın sürerken basına açıklamalarda bulundular. Milyarlara varan vergi kaçakçılığı ve kaçak akaryakıt ticareti nedeni ile, Koç ailesine yönelik, büyük çapta vergi cezaları, hapis cezası ve şirketlerin üretim lisanslarının iptali söz konusu edildi. Bu baskınlar sonucunda Koç’un borsadaki hisseleri iki günde 4,5 milyar lira eridi. Koç grubu, büyük bir tedirginlik içinde, peş peşe açıklamalarla, Erdoğan’ı ve hükümeti ikna kampanyası başlattı. Fakat bu baskınların talimatını veren Erdoğan ikna olmuyor, üstelik baskınların devam edeceği mesajı veriyordu. Velhasılı işler ciddiydi.
Mustafa Koç, Erdoğan’a ulaşmak için bütün kanallarını kullanmasına rağmen, sonuç alamadı. Sonra aklına, ikisinin de vazgeçemeyeceği "ortak dost"u geldi. Koç Grubu’nun Güney Kürdistan yönetimi ile sıkı ticari ilişkileri ve ciddi ortaklıkları vardı. Koç ailesi Hewler’de Divan Otel’i, Turizm Şirketi SETUR ve oto kiralama şirketi AVİS’i kurmuştu.
Koç Holding, Güney Kürdistan’ı OPET’in merkezi haline getirmek istiyordu. Bunun için petrol arama, üretim, rafine ve dağıtım işleri için Neçirvan Barzani ile ciddi projeler hazırlıyorlardı. Mustafa Koç, Vahap Munyar’la bir sohbetinde, Neçirvan Barzani ile birbirlerine "sevgili kardeşim" diyecek kadar samimi olduklarını, Barzani’nin kendisine Güney Kürdistan’da banka açmayı teklif ettiğini, Yapı Kredi Bankası’nın bölgede temsilcilik açma planı olduğunu belirtiyordu. Mustafa Koç ve Neçirvan Barzani’nin Güney Kürdistan’daki ortaklıklarında, petrol işi ve elektrik santralleri en kapsamlı kalemi oluşturuyor.
Güney Kürdistan petrollerinin Türkiye üzerinden sevkiyatı için, Türk devleti ve Kürdistan Federe Hükümeti iki yıldır yoğun bir çalışma yürütüyor. Merkezi Irak yönetiminin itirazlarına rağmen bu çalışma sürdürüldü. Bu çerçevede Neçirvan Barzani 12 Şubat 2014 günü Ankara’ya gelerek Erdoğan’la görüştü. Çalışmanın Irak boyutunu Koç grubu ile birlikte yürüttüğünü belirttikten sonra, Koç Grubu’nun Erdoğan’la görüşme talebini de iletti. Erdoğan bu talebe bir yanıt vermedi.
Neçirvan Barzani 14 Mart 2014 günü Van’da, Ahmet Davutoğlu ile hem petrol konusunu hem de Mustafa Koç’un Erdoğan’la görüşme talebini iletti. Ertesi gün aynı konuları Tayyip Erdoğan’la da görüştü. Fakat Koç grubu ile barışma ve yüz yüze görüşme konusunda yine olumlu bir yanıt alamadı.
16 Nisan 2014 tarihinde Neçirvan Barzani, Mustafa Koç’un ısrarı üzerine bir kez daha Ankara’yı ziyaret etti. Barzani ve Erdoğan basına kapalı bir toplantı yaptılar. Bu toplantıda da Neçirvan Barzani, Koç grubunun görüşme ve barış teklifini iletti. Ayrıca, hükümetle Koç grubunun ilişkileri düzelmezse eğer, Güney Kürdistan’dan Türkiye’ye petrol nakli ve elektrik enerjisi projesinin yürümeyeceğini de ifade etti.
Toplantı sonunda Erdoğan basın mensuplarına yaptığı açıklamada, "Türkiye ile Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi enerji işbirliğini sürdürme ve geliştirme konusunda kararlıdır. Bunu hem Bağdat yönetimine hem ABD makamlarına açık bir şekilde ifade ettik" dedi. Bu açıklama, Gezi olayları ile başlayıp, sonrasında gittikçe bozulan Erdoğan-Koç ilişkilerinin normalleştiğinin işaretiydi. Çünkü petrol ve enerji işinin muhatabı Neçirvan Barzani ile birlikte Mustafa Koç’tu.
Bu gelişmelerin bir sonucu olarak, 21 Mayıs’ta, Koç ailesinin taşeronu olduğu Ford’un, Gölcük’teki fabrika açılışına, Erdoğan da katılarak bir konuşma yaptı. Türkiye medyası bu buluşmayı, "Ford, Erdoğan ve Koç’u barıştırdı" başlığı ile verdi. Oysa gerçeği ve doğrusu şöyleydi: Neçirvan Barzani, uzun bir uğraşı sonucunda, Erdoğan ve Koç ailesini barıştırmıştı.