GÜL GÜZEL / STUTTGART 


Almanya'da PKK yasağının bir sonucu olarak ortaya çıkan Kürtlerin kriminalizasyonuna her gün yeni örnekler ekleniyor. Stuttgart İdare Mahkemesi, Heilbronn muhabirimiz Sait Öztürk hakkında muhbirlerin iddialarına dayandırılarak ceza kesmek istiyor. Muhabirimiz hakkında haftada üç gün polise imza verme cezası isteniyor. 

Sait Öztürk, 2005 yılından bu yana Kürt basınında gazetecilik yapıyor. Son 2 dönemdir ise Heilbronn Demokratik Kürt Toplum Merkezi (DKTM) eşbaşkanlığını yürütüyor. Aldığı bu görevler sanki bir suçmuş gibi karşısına çıkartılarak cezalandırılmak isteniyor. Öztürk aleyhinde açılan dava Stuttgart İdari Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya muhabirimiz Öztürk, avukatı Emine Demirdelen ile birlikte katıldı. Gazetecilik ve dernek faaliyetleri nedeniyle suçlanan Öztürk, 'PKK’ye yakın olmak ve örgüt propagandası' yapmaktan  yargılanıyor. 

Suçlamaların sahibi muhbirler

Öztürk hakkındaki suçlamalar ise Baden-Württemberg Eyaleti Yönetim Dairesi (Regierungpraedium) tarafından tarafından hazırlanan rapora dayandırılıyor. Raporun hazırlanmasında yer alan Bayrak da (güvenlik nedeniyle ismi gizli tutuluyor) duruşmaya tanık olarak katıldı. Öztürk ile ilgili suçlamaların güvenirliliğini soran mahkeme başkanına Bayrak, iddialarının 2005’ten beri gözetimlerinde bulunan 5 muhbirin verdiği bilgilere dayandığını söyledi. 

Eşbaşkanlık suç!

Muhabirimize ilişkin suçlamalar ise muhalif Kürtleri terörize etme politikasının bir parçası. Öztürk’ün yaptığı haberler ve dernek bünyesindeki çalışmalarının tamamı suçmuş gibi gösterildi. Öztürk’e yönelik suçlamalardan bazıları şunlar: 15 Şubat 2005 tarihinde sunuculuğunu yaptığı programda halkı heyecana getirmek, 2016 tarihinde yapılan uzun yürüyüşün sorumluluğunu üstlenmek, 2 Nisan 2017 tarihinde yeniden Heilbronn DKTM eşbaşkanlığına seçilmek.

Haberleri suç oldu!

Bir diğer suçlama ise gazetemiz Yeni Özgür Politika ve ANF’ye ücretsiz haber yapmak! Bu haberler arasında şehit anması, meclis başkanlarıyla yaptığı görüşme, HDP Milletvekili Adil Zozani’nin katıldığı bir halk toplantısının haberleri de yer alıyor.  

İddia var kanıt yok

İddianamenin okunması ardından söz alan muhabirimiz Öztürk, Bayrak’a hitaben konuşarak "Benim katıldığım eylemlerin hepsi Alman mercilerince izinli ve yasal olan eylemlerdir. Hangi yasak şeyi yapmışsam burada kanıtınızı görmek istiyorum. Kanıtınız var mı" sorusunu sordu. Bayrak "Benim bu konuda bir kanıtım yok" cevabını verdi. 

Deniz Yücel’i hatırlattı

Türkiye’de tutuklanan gazeteci Deniz Yücel’i hatırlatan Öztürk konuşmasına şöyle devam etti: "Deniz Yücel, gazeteci olarak ne yaptıysa, bir gazeteci olarak ben de burada aynı şeyleri yapıyorum. Erdoğan'ın Deniz Yücel'e uyguladığını, siz burada Alman yasalarınca bana uyguluyorsunuz. O zaman Erdoğan'dan ne farkınız var? Ama ben bir şeyi daha fazla yapamadığım için üzgünüm. Eğer bir gazeteci olarak şimdiye kadar Türk devletinin Kürtlere yaptığı katliamları ve Kürdistan'ı yakıp-yıkması konusunda yeterince haber yapsaydım, bugün Kürdistan'da Kürt halkına işlenen katliamlar belki olmazdı. 

Suç değil yasal hak

Ben hem gazeteciliğimi hem de dernek eşbaşkanlığı severek, isteyerek yapıyorum. Katledilen, dili yasaklanan, evleri yer ile bir edilen halkımın dili olmak ve haberlerini yapmak, bu halkın bir bireyi olarak benim yasal bir hakkım. Ben burada sadece yasal haklarımı kullanarak, gazetecilik ve yöneticilik yapıyorum. Diğer halklara hak olan şeyler neden Kürt halkı yapınca suç oluyor? Bunu bilmek istiyorum."

Bir gün az 3 gün olsun!

10 Nisan’da Öztürk’e gıyabında görülen duruşmada, "haftada bir gün polise imza vermesi" cezası kesilmiş, mektupla avukatına bildirilmişti. Savunma avukatı Emine Demirdelen’in müvekkiline verilen cezaya itirazı mahkeme tarafından reddedildi. Baden-Württemberg Stuttgart Bölgesel Kontrol ve Yönetim Dairesini temsilen Bayrak ise 1 günü az bularak Öztürk’ün haftanın 3 günü karakola imza vermesini talep etti. Hakim, kararını taraflara yazılı olarak bildireceğini kaydetti.