Tam üç yıldır pervazları kapalı Kürdistan Enformasyon Bürosu’nun. Rojbîn’in ayak sesleri, telefon trafiği, dostlarını ağırladığı salonda çınlayan sesi yok artık aramızda. Kürtlerin Sara’sı, Sakine’si, en son geldiği bu mekandan bir tabut içerisinde dağlarına sevdalı olduğu Dersim’e gitti. Genç Leyla, gülüşü dövizlere takılı kalarak Kürt kadınlarının elinde “adelet” çığlığına dönüştü. 


‘Randevum onlarla’ 

Şimdi onlar, eylemlerde büyüyen çocukların dilinde, “ölen yoldaş ve bir de kadın”. İşte üç yıldır süren adalet ve aydınlık talebinin çocukları gibi Paris, Hollanda, Almanya ve daha birçok yerde kadınlar, her Çarşamba, “Hepimiz Sakine, Rojbîn, Leyla’yız” diye slogan atıyor. 

Üç yıldır yılmadan yürüyen bu kadınlara gazetemizin mikrofonunu uzattık. 

Telli Alagöz, Dnacy Demokratik Toplum Merkezi’nin kadın çalışanlarından. Eylemin Telli anası, şehit yakını... Şehidinden aldığı mücadele bayrağını yere düşürmeyen kadınlardan. Her Çarşamba randevusunda hazır bulunuyor. Pankartın bir ucunu tutmayı görev bilmiş. 

Söz onda: “Üçüncü yılındayız. Fransız devleti halen bize bir cevap vermedi. Bir tetikçi var diyorlar. Arkasındaki karanlığı aralamıyorlar. Fransa biliyor bence. Ama aydınlatmaktan kaçtıkça o da her gün katliamların ülkesi oluyor. Her Çarşamba buradayım. Ben o gün çocuklarıma da söylüyorum, misafir kabul edemem, misafirliğe gidemem, randevularımı o gün almam. Çünkü ben eylemde olacağım. Benim randevum Sakine, Rojbîn ve Leyla ile. Akşamdan aklımda Çarşamba var. çevremi ara yola koyulurum. Adalet olana dek bu randevum sürecek.”


‘Yüreğimle geliyorum’

Müzeyyen Yiğitler, konfeksiyon işçisi bir kadın. Amed’in topraklarının tozunu yutmuş, işçi özelliklerini üstüne giymiş, omuzlarında sarı-kırmızı-yeşil fularıyla Çarşamba eylemlerinin en önde yürüyenlerinden. “Yüreğimle geliyorum. Çevremi aramadan yola çıkmıyorum. Yaşananın sebebini elbet biliyoruz. Ama şunu unutuyorlar: Biz ‘adalet’ yerini bulmayana kadar yürümeye devam edeceğiz. Bu eylemle diyaloglarım, eylemleri sahiplenme biçimim daha da gelişti. Yeni arkadaşlar edindim. Kararlılığım her geçen gün arttı. Katılmamayı aklımdan geçiremiyorum bile. Bu bir vicdan sorunu. Hep eylemin ve adaletin arayışçılarından olmaya devam edeceğim” diyen Müzzeyen, Amed’e gitmediği sürece eylemin daimi katılımcısı olmaya devam edeceğini vurguluyor. 


Musa Anter’in ailesinden 

Valentina Anter, katliamı çok erken yıllarda tanımış. Musa Anter’in ailesinden Valentina, Normandiya’dan kilometrelerce uzak bir yolu kat ederek her Çarşamba eylemde olan kadınlardan.

“Sakine ve Rojbîn’i yakından tanıyordum. İçimdeki öfkenin tarifi yok. Dördüncü seneye giriyoruz. Fransız devleti istese failler belli ama açıklamıyorlar. 4. yılda dileğim bunun açığa çıkması. Eylemlerimiz amacına ulaşıyor kanısındayım. Onlar yürümemizden rahatsız ama biz hep yürüyeceğiz. Onları çok özlüyorum. Gözlerim her eylemde Rojbîn’i arıyor. Sonuna kadar gideceğiz, Rojbîn bunu bilsin” diyen Valentina, bu sözleri söylerken sesi titriyor, gözleri doluyor. 


‘Bu davanın takipçisiyiz’

Suriye Özen, “Bir Kürt kadını olarak burada bulunmak bir görevdir” diyor. “Üç arkadaşımız için elbet geleceğim. Bu davanın takipçisiyiz. İki gün öncesinden Çarşamba’ya işim var diyorum. Bu kara günü unutmak istesek de her hafta bu eylemde olmalıyız, diyorum.”


‘Her birimiz birşey yapabiliriz’

Elif Yolcu, Normandiya Demokratik Kürt Toplum Merkezi Eşbaşkanı. Çarşamba deyince yanık sesiyle bir ağıt yakacak kadar gözleri dolu. Eyleme başından beri katılan kadınlardan Elif, “Çarşamba günleri, bir kadın, bir anne olarak ülkesi ve geleceği için onca bedel vermiş ve onca emekler harcamış üç Kürt kadını ve özellikle Sakine yoldaşa olan minnet borcumu hangi şekilde ödeyebilirim diye düşünüyorum. Onların yolunda, onların mücadelesini sürdürmek adına direnişlerini daha nasıl yükseltebiliriz ve geleceğe taşıyabiliriz diyerek bunun hesabını yapıyorum. Bunu yapmak zorundayız, diyorum. Kürt kadınları olarak önce Rêber Apo’nun ve devrim şehitlerinin yolunda yürüyeceğime ve mücadeleyi sürdüreceğime, onların anısının önünde her zaman söz verdiğimin bir biçimidir, Çarşamba eylemine katılımım” diyerek Kürt kadınlarına sesleniyor: “Gecikmeden her biriniz hayatı değiştirecek bir şeyler yapabilirsiniz.”


‘Sakine’nin yoldaşıyım’

Eylemin bildirisi her zaman Zeynep Yirik‘in elinden Paris Demokratik Toplum Merkezi ve Kürdistan Enformasyon Bürosu arasındaki o bir kilometrelik mesafede yoldan geçenlerin eline geçer. İnatçı ve aykırı kimliğiyle eylemin müdavimlerinden olan Zeynep, her hafta kilometrelerce uzakta bulunan Paris’in Evry banliyösünden Çarşamba eylemine katılmak için yola koyulur. “Ben Sakinelerin yoldaşıyım. Yerim o eylemde olmak. Fransa bize bu işin arka planını açıklayana kadar da bu böyle olacak. Ben sonuç alacağımıza inanıyorum. Bu eylem kaç yıl sürerse sürsün” diyen Zeynep Yirik, bundan sonra da eylemlere aktif katılacağını ifade ediyor. 


‘Gelmediğim hafta kötü hissediyorum’

Creil-Paris mesafesi bir saatlik tren yolculuğuna denk geliyor. Creil’den her Çarşamba eyleme katılmak için gelen Kudret Aksoy, direnciyle öne çıkmış kadınlardan. Kudret şöyle anlatıyor: “Her Çarşamba uyandığımda sanki bir şeyimi kaybetmişim. Çok acil bir durum olduğunda ve gelemediğimde bir hafta boyunca psikolojik olarak kendimi kötü hissediyorum. Çünkü ben orada olmalıyım diye düşünüyorum. Eyleme katılıp ayrıldığımda içimde kaybetmiş olduğumu düşündüğüm şeyi bularak evime doğru gidiyorum. Biz davamızın arkasındayız. Ruhum oldukça buradayım. Açığa çıkana kadar Sakine, Rojbîn, Leyla’nın yoldaşı olarak buradayım.”


Onu sloganlardan tanıyorlar

Berivan Akyol, 9 Ocak Katliamı’ndan sonra ilk Fransızca satırların yazıcısı. Eylemlerin başlamasıyla, onun elinde mikrofon, Kürt kadınlarının isyanını bağırıyor. Katliamın yaşandığı 10. Paris bölgesinde geçilen sokaklarda onun slogan atan sesini duymayan kalmadı. Bu eylemlerde, kimi zaman sunucu, kimi zaman yürüyüşçü, kimi zaman elinde bir buket çiçekle var oldu. Eylemlerin içinden bir gerilla annesi olarak, “Kürt halkının, Kürt kadınlarının bu davaya dair eylemleri elbet sürecek. Üç yıl geçti. Dava soruşturması sonuçlandı. Açık bir dille MİT işaret ediliyor. Bu bizim için yeterli değil elbet. Bu davanın arkasındaki güçlerin açıklanmasına kadar eylemlerimiz sürecek. Fransa tarihinde Kürtler bir ilki de başardı. Fransa’da 25 politik cinayet işlendi. Bunların da çeşitli ülkelerin gizli servisleri tarafından işlendiği açıkken Fransa bunu hiçbir zaman kabul etmedi ve yargılamadı. Bugün MİT’in açık bir dille gösterilmesi, Kürt halkının haklı ve onurlu mücadelesinin, eylemlerinin sonucudur” diyor ve halkın bu eylemleri daha da büyütmesi gerektiğini hatırlatıyor. 


Eylem haklı ve onurlu

Xanê Özbek, Villeneuve Demokratik Toplum Merkezi komisyonlarında görev yapıyor. Elinde Ali’nin eli, bir genç bir annenin telaşıyla koşar adım eyleme gelenlerden. Ali, eyleme ilk katıldığında halen pusetteydi. Şimdi elinde üç Kürt kadının flamalarını taşıyor. Eylem güzergahında o çocuk aklıyla soruları bitmiyor. Yol güzergahında bulunan silah satan bir butiğin vitrinini işaret ederek, “Silah insanları öldürüyor. Bizim yoldaşlarımızı da öldürdü. Neden o zaman silah satıyorlar? Annemin arkadaşları neden hep ölüyor? Biz neden parka gitmiyoruz, hep eylem, hep eylem, slogan?” sorularını yöneltince kimse yanıt olamıyor Ali’ye. Eylemlerde çocuğunu büyüten Xanê, Paris’te doğup büyümüş genç bir Kürt kadını. “Toplumsal, insani, vicdani ve devrimci bir görevdir bu eylemlere katılım sağlamak. Hangi koşullarda olursak olalım, bu eyleme katılımın önemini düşünerek her hafta burada olmaya çalışıyorum. Üç Kürt kadının yaratmış olduğu değerleri sahiplenme, onlar ve Kürt halkının haklı ve onurlu davasının takipçisi olduğumuzun sembolüdür, Çarşamba eylemi. Unutamayız bu tarihsel ve devrimci görevimizi. Haklı ve onurlu arayışımızı ve eylemimizi sürdüreceğiz” diyen Xanê, Çarşamba eyleminde Berivan ile nöbetleşe en önde slogan ve konuşmalarıyla yürüyen aktif kadınlardan. 


Paris’in Çaçane’si

Çaçane Aşa, gür sesi, slogan atınca etrafı inleten heybetiyle eylemin en önünde yürüyen kadınlardan. Paris’in Çaçane’si, geçtiğimiz yaz 40 derecenin altında eyleme katılım sağlarken yaşadığı sağlık sorunlarına karşın ölümü de göze alarak yürüyen kadınlardan. Tutsak anası Çaçane, Mardin-Amedli bir aileden gelen bir kadın olarak ülkesinin öfkesini kuşanıyor. Diyor ki, “Biz bu davanın takipçisiyiz. Sakine, Leyla, Fidan bizdik. Bu yol hak ve adalet yerini bulana kadar yürünecek. Bunun tartışması yok. Ülkemizde her gün insanlar katlediliyor. Kürtler haklıyken haksız olarak gösteriliyor. Fransa bunu çok iyi biliyor. Biz onların bu katliamın arkasındaki güçleri bildiğini, failin belli olduğunu biliyoruz. O yolda öleceğimizi bilsek bile yürüyeceğiz. Adalet ve aydınlığı sağlayana kadar Fransa bu işin peşini bırakmayacağımızı bilsin.”


‘Eylemsiz bir yanım eksik kalır’

Zeynep Tanrıverdi, şehit ablası, eyleme katılanların tamamının yoldaşı, candaşı kadınlardan. Özlediği Kürdistan’ı eylemde ve eyleme katılanlarda bulan kadınlardan. Eylem yerine en erken gelen kadınlardan. Elinde mutlaka eyleme katılanlardan biri için bahçesinde yetiştirdiği Kürdistan’ın dağlarından gelmiş tohumların ürünleri vardır. Sloganları atarken, gözyaşları göz pınarlarında dolu bekler. Kardeşini haykırır, hiç gidemediği öz memleketi Dersim’i, özlediği Kürdistan’ı, kardeşini kaybettiği dağlardaki özlemini bir kilometrelik yolda sohbetlerine karıştırır. “Sakine, Leyla, Fidan için bir cümle kurarken acaba kurduğum cümle onlara layık olacak mı diye düşünürüm. Eyleme gelemediğimde bir yanım eksik kalır. Benim özlemlerimle buluştuğum bir alan oldu Çarşamba. Kürt kadınlarıyla, özlemlerimle, kardeşimle, yoldaşlarımla duygudaşlığımdır Çarşamba” diyen eylemin Zeynep anası, şiir tadında eylemci olur. 


SKB’li kadınlar her eylemde

Sosyalist Kadınlar Birliği üyesi kadınlar... Kimi ölüm orucu gazisi, kimi ACTİT çalışanı, kimi SKB’nin aktif üyesi... Ellerinde flamalarıyla her Çarşamba nöbetinin katılımcıları, kimi zaman örgütleyicileri. Sakine’yi, Leyla’yı, Rojbîn’i yoldaş bilmiş kadınlardan Esra Demir, 3 yıl değil 33 yılda sürse bu eylemlerde olacaklarını ifade ediyor. “Üç yıl geçti. Üç yıl boyunca yürüdük. Her o kapıya gittiğimde, o pervazları kapalı gördüğümde bir hüzün ve adaletin yerine gelmediği gerçeği çöker üzerime. Oradan birileri aralasa pervazları diye bir beklentiye gireriz. Hüznümüz, öfkemiz, adalet arayışımız sürecek. Katliamcı zihniyet katletmeye devam ediyor. Biz ise direnişin, mücadelenin, özgürlük ve adalet arayışının temsilcisi kadınlar olarak bu davanın takipçileri olacağız. Adalet sağlanana kadar 3 yıl değil 33 yılda sürse Çarşamba eylemlerinde olacağız. Çarşamba, iradenin, kadının, adalet ve aydınlığın simgesidir.”

Biri her ay bildiriyi günceller, bir diğer kadın eylemin pankart ve flamalarını toplayıp hazırlar, bir diğeri ses cihazını eylem başlamadan kontrol eder. Kimi mikrofonun biten pili için koşar, bir diğeri bildiri dağıdır. 

Adları Sultan, Zozan, Fidan, Berfin, Hanım, Şengül, Nûarîn, Bêmal, Sürcan, Necla, Solmaz, Saniye, Nuray, Funda, Türkan, Xanê, Hatun, Halime... Uzar gider. Bir kilometrelik yürüyüş kolunu her biri aynı amaç ama farklı iç dünyalarıyla adımlıyor. Kar yağdı, yağmur, derken güneş açtı, 40 derece oldu... Onlar için mevsimler değişse de eylemin adresi değişmedi. 

Tıpkı eylemde büyüyen Asmîn ve Işık’ın söylediği o cümlede olduğu gibi: Çünkü Sakine, Fidan, Leyla ölen, öldürülen yoldaşlar ve bir de kadınlardı. 



SELMA AKKAYA