
Belçika’nın başkenti Brüksel’deki Avrupa Parlamentosu’nda (AP) önceki akşam ‘Ortadoğu ve Êzîdî Konferansı’ yapıldı. AP Sosyal-Demokratlar Grubu’ndan Ana Gomes’in ev sahipliği yaptığı konferans; HDP, Êzîdî Dernekleri Federasyonu (FKÊ) ve Brüksel Kürt Enstitüsü’nün işbirliği ile organize edildi. Belçikalı hükümet yetkilileri, AP milletvekilleri, Güney Kürdistan Avrupa Birliği (AB) temsilciliğinin de aralarında bulunduğu yaklaşık 300 kişinin takip ettiği konferansta, DAİŞ çetelerinin Şengal’e saldırısı ardından yaşanan trajedi, Êzîdîlerin karşı karşıya olduğu tehditler ve buna karşı neler yapılması gerektiği masaya yatırıldı. Konferansın moderatörlüğünü Sosyal-Demokratlar Grubu’ndan Josef Weidenholzer yaparken, FKÊ Eşbaşkanı Ali Atalan, FKÊ Dış İlişkiler Sorumlusu Fikret İgrek, HDP Avrupa Temsilcisi Eyüp Doru ve Avrupa Süryani Birliği Dış İlişkiler Sorumlusu Rima Tüzün de birer sunum yaptı.
Statüye kavuşmalı
Açılış konuşmasını yapan parlamenter Ana Gomes, DAİŞ çetelerinin saldırıları ardından Êzîdîlerin yaşadığı trajediye dikkat çekerek, binlercesinin katledildiğini, kadınların pazarlarda köle olarak satıldığını hatırlattı. Gomes, “Bu anlayışın gölgesinde yaşam olmaz. Bunun için bölgede bir statüye kavuşmaları gerekiyor” dedi.
Êzîdîlerin sonu gelebilir!
FKÊ Eşbaşkanı Ali Atalan ise Êzîdîlerin statüleri ve yaşadıkları sorunların çözüm yollarına ilişkin sunum yaptı. 3 Ağustos’ta yaşanan DAİŞ vahşetinin Êzîdîlere yönelik 73’ncü ferman olduğunu belirten Atalan, “Bu da tarihi boyunca Êzîdîler üzerindeki katliamcı zihniyetin devam ettiğini gösteriyor” dedi. Buna karşı harekete geçilmesi gerektiğini ifade eden Atalan şöyle konuştu: “DAİŞ en az 5 bin insanı katletti, bir o kadar kişiyi de kaçırdı. Kadınlar kaçırılarak, pazarlarda köle olarak satıldı. 350 bin insan da göç ederek, ana vatanında mülteci ve yardıma muhtaç duruma düştü. Şu anda hala 10 bin Êzîdî, Şengal dağlarında mahsur kalmış. Uluslararası kurumlar ve etkin güçler müdahale etmezseler dünyanın en kadim ve eski inanç topluluğu olan Êzîdîlerin sonu gelebilir. Bundan dolayı acil eylem çağrısı yapıyoruz. Uluslararası güçler derhal müdahale etmelidir.”
BM gözetiminde güvenli bölge
Yapılan katliamların ancak Êzîdîlerin statüye kavuşması ile sona erebileceğinin altını çizen Atalan, “Êzîdîlerin, demokratik ve rahat bir ortamda özgürce yaşaması için Kürdistan’da bir özerklik statüsü şarttır. Êzîdî toplumu ancak bu şekilde özgür ve güven içinde yaşayabilir. Aksi durumda bu inançtaki toplumun yaşam hakkı ortadan kalkar. Bu konuda tarihi katliamlar, somut örneklerdir. Eğer bu statü olmazsa tarih hep tekerrür eder” diye konuştu.
Bu özerkliğin Kürdistan içerisinde olması gerektiğini de vurgulayan Atalan, Bağdat’a ya da başka bir yere bağlı olmaktan ziyade BM gözetiminde güvenli bir bölgenin ilan edilmesi gerektiğini belirtti ve ekledi:
* Özerk bölgede Êzîdîler kendi kendini yönetmeli,
* İç savunma ve güvenlik sistemini oluşturmalı,
* Ekonomi kurumsallaştırılmalı.
Yardımlar GABB üzerinden
FKÊ Dış İlişkiler Komisyonu Sözcüsü Fikret İgrek, Êzîdîlerin tarihi ve maruz kaldıkları katliamlara ilişkin sunum yaptı.
HDP Avrupa Temsilcisi Eyüp Doru ise DAİŞ vahşeti nedeniyle topraklarını terketmek zorunda kalan Êzîdîlere ilişkin Avrupa’nın sorumluluklarını hatırlattı. Doru, “Şu anda yüzbinlerce Kürt, mülteci konumunda. Kürt kurumları kendi olanakları çerçevesinde çözüm bulmaya çalışıyor. Türk devleti yardım etmiyor. Sadece göçmenler üzerinde siyaset yapıyor. Rojava’dan 190 bin insan geldi. Ama Türkiye sadece 6 bin insana yardım ediyor. Diğer göçmenlere yardım Kürt halkı ve belediyeler aracılığıyla yapılıyor. AB yardımlarını GABB aracılığıyla yapmalıdır” dedi.
Süryaniler topraklarından sürüldü
Avrupa Süryani Birliği Dış İlişkiler Sorumlusu Rima Tüzün ise Asuri-Süryanilerin durumuna ilişkin sunum yaptı. Tüzün, “Asuri-Süryani halkı Mezopatamya’nın en eski halklarından biridir. Tarihi binlerce yıla dayanıyor. Burası bizim anavatanımız. Ama maalesef bugün realite çok farklı. Êzîdîler üzerindeki tarihi katliamlar bizim üzerimizde de uygulanmıştır. Bundan dolayı Asuri-Süryaniler, bugün dünyanın dört bir tarafına göç etmek zorunda kalmıştır” diye konuştu.
Alınan kararlar
Konferansın sonuç bildirgesi ise dün açıklandı. Êzîdîlere yönelik DAİŞ vahşeti ve yaşanan trajediye vurgu yapılan bildirgede, “Êzîdîler bir bütün olarak aşırı travmatik bir süreçten geçmekte, toplum olarak tehdit altına girmiş ve yok edilmeyle karşı karşıya bulunmaktadır. Bu toplumu korumak, yok olmasının önüne geçmek ve ona sahip çıkmak başta bütün insanlığın ama özellikle uluslararası bütün yetkin ve etkin güçlerin görevidir” denildi. Konferansta alınan kararlar ise şöyle:
* Başta Şengal’de mahsur kalan Êzîdîler olmak üzere diğer göç eden bütün Êzîdî göçmenlere acil yardımın yapılması.
* Kaçırılan Êzîdîlerin kurtarılması ve özgürleşirilmesi için imkanların seferber edilmesi.
* Gerçekleşen katliamın soykırım olarak tanınması ve faillerin Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde yargılanması.
* Êzîdî bölgesi olan Şengal’in kurtarılması için bütün olanakların kullanılması ve Êzîdîler içinde örgütlenen Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) desteklenmesi.
* Êzîdîlerin kendi topraklarına yeniden dönmesi, bütün altyapı ve yeniden inşanın sağlanması için uluslararası bir Şengal Fonu’nun açılması.
* Adil ve kalıcı bir politik çözümün sağlanması adına başta Şengal olmak üzere bir Êzîdî özerk bölgenin oluşturulması.
* Asuri-Süryani halkının demokratik ve güvenli bir şekilde yaşaması için otonom taleplerinin desteklenmesi.
* Avrupa Birliliği’nin (AB) Kuzey Kürdistan’a yapacağı yardımlar GABB aracılığıyla mültecilere ulaştırılması.
ALİ GÜLER/ANF/BRÜKSEL