
Kürt Halk Önderi bu gibi sapkın oluşumları karşıt İslam olarak tanımlamıştır. Ne İslam tarihinde ne de dünya tarihinde böyle sapkınlık görülmüştür. İslam’ın bazılarının düşündüğü gibi farklı inanç ve dinlere tahammül etmediği, hepsini ortadan kaldırdığı doğru değildir. Kapitalist modernitenin Ortadoğu’ya girdiği son iki yüzyıl öncesi Ortadoğu’da Hıristiyan nüfus çok yoğun yaşamaktadır. Buna en önemli örnek, 19. yüzyıla kadar Ermeni ve Süryanilerin bu coğrafyanın temel halkları ve inançlarından olmasıdır. Ermeniler Kürtlerle iç içe yaşamaktadır. Türkiye’de önemli bir Ermeni ve Rum nüfusu vardır. Bugünkü Güney Kürdistan, Kuzey Kürdistan, Doğu Kürdistan ve Rojava’nın birbirine yakın alanlarında önemli bir Süryani nüfus yaşamaktadır. İslam toplumunun ortasında Hıristiyan ve Yahudi toplulukları son iki yüzyıla kadar yoğun olarak yaşamlarını sürdürmektedirler. Yine önemli bir Êzîdî nüfus da Kürdistan’da vardı.
Bu gerçeklik, İslamiyet’in ve İslam toplumunun farklı inançlarla yan yana yaşamış olduğunu göstermektedir. Zaman zaman sorunlar yaşansa da bazı katliamlar görülse de, esas olarak büyük nüfus yoğunluklarının iç içe yaşadığını göstermektedir. Ne olmuşsa kapitalist modernitenin Ortadoğu’ya girişiyle olmuştur. Milliyetçilik zehri dincilikle yoğrulunca tarihin en büyük katliamları ve soykırımları yaşanmıştır. Ermeniler, Süryaniler, Rumlar başta olmak üzere Hıristiyan topluluklar ve diğer inançlar soykırıma uğratılmış, göçe zorlanmış ve bu topraklar kültürel olarak çoraklaştırılmışıtr.
Kapitalist modernitenin dincilikle milliyetçiliği yoğurması insanlığa büyük acılar çektirmiştir. Şu anda IŞİD gibi sapkın gruplar İslam adına görülmemiş düzeyde dincilikle milliyetçiliği birleştirip farklı inanç topluluklarına saldırmaktadır. Hiçbir İslam karşıtının İslam’a yapamadığı kötülüğü şimdi yüzüne İslam maskesi takmış sapkın çeteler yapmaktadır. Bunların yaptığını dünyada hiçbir inanç ve kültürün kabul etmeyeceği gibi İslamiyet de kabul etmez. İslam’a inanan topluluklar IŞİD’in bu yaptıklarından utanç duymaktadırlar. Zaten bu yapılanlardan utanç duymayanlar insan olamazlar. Hangi inanç bu yapılanlardan utanç duymaz ki!
Ortadoğu ve İslam toplumlarında komşuluk da büyük bir değerdir. Hangi inanç ya da hangi etnik topluluk komşularına bunların yaptığını yapar? Öyle ki, Hıristiyan topluluklar ya da başka halklar Ortadoğu toplumlarının komşuluğa verdiği değeri çok iyi bildiğinden Türkiye’den Avrupa’ya gidildiğinde Bulgarlar ve Yunanlar Türklerle komşi diyerek sıcak duygularını sunmaktadırlar.
Dünyada bırakalım farklı inançtan olanları, her insan komşusuna kim kötülük yaparsa onu kınar. Komşuluk da bir değerdir. Bu değer en fazla da Ortadoğu’da vardır. Ne var ki son iki yüzyılda bazıları bir sabah kalktığında komşularının kendilerine saldırdığını görüyor ya da uykularında saldırıya uğruyorlar. Son iki yüzyılda bu topraklar bu çirkinliklere ve acılara sahne olmuştur. Şimdi IŞİD bu kötülüklerin en çirkinini Hıristiyanlara, Êzîdîlere ve Kürtlere yapmaktadır. Bir taraftan Yahudiler Müslüman Filistinlileri katlediyor diye haykırılırken, diğer taraftan İsraillilerin Filistinlilere yaptıklarının aynısını, hatta daha beterini farklı inanç topluluklarına yapmaktadırlar. Bu açıdan IŞİD Ortadoğu halklarının yüzkarası haline gelmiştir.
IŞİD’in Şengal’e saldırmasında en dikkat çeken ise KDP’nin durumudur; Şengal’i direnmeden bırakmasıdır. Musul da direnilmeden IŞİD’e bırakılmıştı. On binlerce, hatta yüz binlerce Kürt Musul ve çevresini terk etmişti. Yine IŞİD saldırılarında on binlerce Türkmen Telaffer’i terk ederek Şengal’e ve diğer alanlara göç etmişti. KDP tüm bu saldırılar karşısında sessiz kalmıştır. Maliki düşmanlığı ile IŞİD’le ittifak da yapmıştı. Güney Kürdistan’da herkes IŞİD’le KDP’nin ilişkisi ve ittifakından söz etmektedir. Bu durum çocukların bile diline düşmüştür. KDP Rojava’da PYD’ye yaptığı düşmanlığı veya karşıtlığı IŞİD’e karşı göstermemektedir. Hatta IŞİD’in Rojava Devrimini yenilgiye uğratmasını beklemektedir. Böyle olursa Rojava kendisine muhtaç olacak ya da Rojava’ya girme fırsatı yakalamış olacaktır. Geçen günler peşmergeye Rojava’yı savunmaya hazırlanın, Rojava’daki durum geçicidir denilmesi bu gerçekliği ifade etmektedir.
Şengal böyle terk edilebilir mi? Êzîdî Kürtler tüm Kürtlerin onuru ve namusu değil midir? Kürtler içinde en az nüfusa sahip inanç olan Êzîdîler savunulmuyorsa kim namustan ve onurdan söz edebilir? Sadece Kürtlerin benimsediği inanç Êzîdîliktir. İslamiyet, Alevilik çok farklı ulusal topluluklar tarafından benimsenmiştir. Êzîdîlik ise sadece Kürtlerde vardır. Tüm Êzîdîler Kürt’tür. İbadetlerini de sadece Kürtçe ile yaparlar. Kürtler Êzîdî inancına sahip Kürtleri savunamazlarsa kendilerini de savunamazlar. Êzîdîleri savunmayanlar onursuz ve namussuz olur. Namus ve onur sahibi olmayanlar da hiçbir değeri savunamazlar.
KDP ne Musul’u ne Şengal’i savunmuştur. Direnmeden teslim edilmiştir. Bazı TV’lerin KDP şurada direndi, burada direndi gibi haberleri yalandır. KDP’nin direnmeden güçlerini geri çekme rezaletini örtmeye yöneliktir. Hiçbir Kürt KDP’nin bu tutumunu kabul etmemeli, onurlarını ve namuslarını korumak için IŞİD’e karşı direnerek Êzîdî Kürtlerin ve Rojava Devrimcilerinin yanında yer almalıdır.