Almanya Gündemi
Orijini çok eski tarihlere dayanan, 17. yüzyıl İngiltere'sinde şu anki haliyle şekillenen futbol, artık masumane bir top oyunundan ziyade endüstriyelleşmiş bir alanı temsil ediyor. Büyük bir sermaye kaynağı olarak, şirket kuralları ile işletilen bu sektör haliyle küresel sermayenin büyük bir bölümünü elinde tutuyor. Bu büyük 'şirket', yüksek bedellerle televizyonlara sattığı yayın hakkı, sponsorlar, bilet satışları ve transfer ücretleri ile dudak uçuklatacak bir sermayenin de sahibi. Örneğin sadece Alman devlet televizyonları ARD ve ZDF 2018'de Rusya'da düzenlenecek şampiyonanın yayın hakkı için 218 milyon Euro, 2022'de Katar'da yapılacak şampiyona için ise 214 milyon Euro ödedi. Dolayısıyla bu sektörü yönetenler olaya, insanları eğlendirmek gözüyle değil, ceplerini doldurmak gözüyle bakıyor, ki bu cebin büyüklüğü küresel bazda düşünüldüğünde, futbolun nihai hedefini farklı bir yöne saptırıyor.
Olayın bir başka boyutu da; bu büyük gelirin hepsinin sadece futbol ve ürünlerinin pazarlanması sonucu elde edilmiyor olması. İşin içine rüşvet ve kara para aklama girince, bu sermayenin hem rengi, hem oranı çok farklı bir rota izliyor. Dünya futbolunu elinde tutan FIFA ile ilgili yolsuzluk ve rüşvet söylentileri (yıllardan bu yana devam ediyor) bu tezleri de destekler nitelikte. Nitekim Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği'nin (FIFA) İsviçre'de düzenlenen kongre öncesi, ABD Adalet Bakanlığı ve FBI eksenli yürütülen soruşturma çerçevesinde, üst düzey yöneticiler gözaltına alındı. Bu büyük operasyon FIFA ve mafyavari ilişkilerini bir kez daha gündeme getirdi. Fakat bu büyük operasyon FIFA kongresinde başkanlığa adaylığını koyan İsviçreli Sepp Blatter'ın tekrar başkan seçilmesine engel olmadı. Ki Blatter da mafya ilişkileri ile gündemdeydi.
FIFA Kongresinde Blatter'in en güçlü rakibi Ürdün Prensi Ali Bin El Hüseyin ikinci turda çekilince, Blatter otomatikman başkan seçildi. El Hüseyin görüntüde Avrupa'nın da desteklediği bir adaydı. Bütün bu hengamenin içinde şimdi gözler Avrupa futbolunun sahibi Avrupa Futbol Federasyonları Birliği'ne (UEFA) çevrildi. UEFA kongreyi boykot etmedi, ama FİFA'yı boykot etme olasılığını gündemine aldı. Bu tartışmaların merkezinde Avrupa'nın kendi başına bir futbol şampiyonası düzenleme olasılığı da bulunuyor. Önümüzdeki hafta sonu Berlin'de yapılacak toplantıda FIFA ve UEFA'nın ilişkileri masaya yatırılıp bu doğrultuda bir karar alınacak. Fakat bu yapılacak oturumdan beklentiler çok düşük. Zira FIFA'ya karşı Avrupa'nın muhalefetinin zayıf olduğu, UEFA üyelerinden bir kısmının FIFA mafyasının bir parçası olduğu gerçeği, dillendirilen konular arasında.
Büyük sermaye sahiplerinin kara paralarını aklama merkezi olarak gördükleri futbol organizasyonları, kısa vadede bu misyonundan (!) öyle kolay arınamayacak gibi görünüyor. Ve böyle oldukça da futbol artık bir top oyunu değil, amiyane tabirle fakirin meşgalesinden öte, küresel sermayenin bir türlü doymak bilmeyen cebine para indiren bir 'araç' olma konumunu sürdüreceğe benziyor. Zira büyük paraların döndüğü yerlerde artık şeffaflıktan bahsetmek ütopyadan başka bir şey değil.
***
Almanya'da büyük bir heyecanla 24 gün boyunca devam eden oy kullanma işlemi, 31 Mayıs itibarı ile sona erdi. 500 bin civarında kişinin oy kullandığı Almanya, katılımın en yüksek olduğu ülke sıfatına da sahipti. Bu anlamda HDP bileşenleri 24 gün boyunca büyük bir gayretle gücünü sadece seçime endeksledi. Tüm Avrupa'daki bu coşku ve heyecan 7 Haziran'da da yansımasını bulacaktır. Temennimiz 8 Haziran'da yeni bir yaşam alternatifine uyanmak...