Yakınları Türk devlet güçleri tarafından 'kaybedilen' aileler ve demokratik muhalefet güçleri, Galatasaray Meydanı’ndaki 700. hafta buluşması, polisin saldırısına maruz kaldı.

Türk devlet güçleri tarafından kaybedilen yakınlarının akıbetini öğrenmek için her cumartesi Galatasaray Meydanı’nda oturan Cumartesi Anneleri’ne 700. haftalarında polis saldırdı. İçişleri Bakanlığının direktifi doğrultusunda Beyoğlu Kaymakamı’nın son anda verdiği emirle saldıran polis, Cumartesi Anneleri’ne desteğe gelenleri ve kayıp yakınlarını darp etti, yerlerde sürükledi. Polis, gözaltılara direnenlere de plastik mermi ve biber gazıyla saldırdı. Aralarında kayıp yakınları Maside Ocak ve Besna Tosun’un bulunduğu onlarca kişi ters kelepçe takılarak gözaltına alındı. Polis, İstiklal Caddesi’nin ara sokaklarına ve pasajlarına da biber gazı sıktı. Akşam saatlerinde gözaltına alınanların bazıları bırakıldı. Cumartesi Anneleri ve annelere destek veren milletvekilleri, 701. hafta için çağrı yaptı.

Kayıpların akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle her hafta Galatasaray Meydanı'nda toplanan Cumartesi Anneleri, 700'üncü hafta etkinliğini düzenlemek istedi. Hazırlıklarını tamamladıktan sonra alana gelen aralarında İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi üyelerinin de bulunduğu çok sayıda kişi polis engeline takıldı. Polis,r eylemin İçişleri Bakanlığı tarafından yasaklandığını söyleyerek kimsenin alana girmesine izin vermedi. "Burası İstiklal Caddesi toplanma alanı değil” diyen polis, “Kapalı alana gidin ne yaparsanız yapın" dedi.

23 yıldır bu meydanda

Polisin bu tavrına tepki gösteren gözaltına alındıktan sonra kaybedilen Fehmi Tosun’un kızı Besna Tosun, “Biz 23 yıldır bu meydana geliyoruz. Bu meydanda babamı arıyorum. Bu meydan bizimdir” dedi.

Bu meydan sizin aynanız

Bir diğer kayıp yakını da, “Bu meydan sizin aynanız bu meydana iyi bakın” dedi. Kayıp yakınlarından bir diğeri ise tepkisini şu sözler ile gösterdi: “Bizi siz öldürdünüz. Şimdi bizi buradan kovuyorsunuz, yarın bize bunu yapan devlet size de aynısını yapacak.”

Polis saldırıya geçti

Tepkilerin ardından kayıp yakınları İstiklal Caddesi’nde bekleyeceklerini dile getirdi. Kayıp yakınlarının orada da kalmasına izin vermeyen polis saldırıya geçti. Aralarında Maside Ocak, Ali Ocak, Hasan Karakoç, Sebla Arcan, Faruk Eren'in de olduğu en az 11 kişi ters kelepçeyle gözaltına alındı. Besna Tosun ve gözaltına kaybedilen Hasan Ocak’ın annesi Emine Ocak da darp edilip gözaltına alınmak istendi. Ancak tepkiler üzerine ikisi de serbest bırakıldı. Emine Ocak bırakıldıktan sonra “Ne istiyorlar bizim çocuklarımızdan” diyerek tepki gösterdi.

TOMA, biber gazı, mermi…

Saldırının ardından kayıp yakınları İstiklal Caddesi’nde tekrar bir araya geldi. Aralarında Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekilleri Hüda Kaya, Züleyha Gülüm, HDP İstanbul İl Eşbaşkanı Esengül Demir’in de bulunduğu çok sayıda kişi Galatasaray Meydanı’na girmek istedi. Polisler tarafından kitlenin önü Galatasaray Meydanı’nın girişinde TOMA ile kesildi. İçinde vekillerin de bulunduğu grup, TOMA’nın önünde kol kola girdi. Daha sonra polis gruba biber gazı ve plastik mermilerle saldırdı. Gruptakiler biber gazından etkilenirken, çok sayıda kişi burada da darp edilerek gözaltına alındı.

Kafeye girenlere de

Müdahalenin ardından grup tekrar İstiklal Caddesi’ndeki Hazro Polo denilen kafeye geçti. Buraya da biber gazıyla saldıran polis, kafenin sandalye ve eşyalarını kırdı.

Polisini saldırısına tepki gösteren gözaltında kaybedilen Murat Yıldız’ın annesi Hanife Yıldız, "Yeter artık siz bizden ne istiyorsunuz, katiller yargılansın istiyoruz. Ölmek var dönmek yok. Katiller. Yeter be. Bu insanlardan ne istiyorsunuz" diye bağırdı.

Polis kuşatması sürdü

12 polis otobüsü ve çok sayıda TOMA Galatasaray Meydanı'nı kuşatma altında tuttu. Çevredeki kafelerde ve meydanda bekleyişlerini sürdüren çok sayıda kişiyi darp ederek gözaltına alan polis, “Vatan hainisiniz siz” demesi dikkat çekti. Çok sayıda kişi de gazdan etkilenerek fenalık geçirdi.

 Aralarında İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi üyeleri, Yeni Yaşam Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Osman Akın, 12 Eylül'de kaybedilen abisi Hayrettin Eren'i arayan DİSK/Basın-İş Genel Başkanı Faruk Eren ve çok sayıda kişi gözaltına alındı.

Vekllere de plastik mermi

Meydanı terk etmemekte kararlı olan ve aralarında HDP Eşbaşkanı Pervin Buldan’ın da bulunduğu kitleye polis birçok kez saldırdı. TOMA önünde siper olan milletvekillerinin ayağına da plastik mermi sıkıldığı görüldü.

 Aynı zamanda bir Cumartesi Annesi olan Buldan, gözaltılara tepki göstererek, “Annelerin sessiz çığlığından korkan bir ülke yaratıldı. Bu kadar büyük bir ahlaksızlık yapılamaz. Bizler 700 haftadır yakınlarımızın kemiklerini arıyoruz. Çocuklarımızın kemiklerini bulana kadar mücadelemize devam edeceğiz. Bugün tek başıma dahi olsam o meydanda oturacağım” dedi.

HDP Amed Milletvekili Garo Paylan da polislerle tartıştı. Polis amiri Paylan'a, "Benim polislerim ne gerekiyorsa onu yapacaklar" dedi. Paylan ise "Bu devran dönecek" diyerek yanıt verdi.

'Beni bul anne’yi çaldılar

Polis CHP Beyoğlu İlçe binasına da girmek istedi. Kitlenin toplanmaya başladığı saatlerden itibaren "Beni Bul Anne" şarkısı kimi kafelerde çalmaya devam etti.

Oturma eylemi 

Kayıp yakınlarının bir kısmı İstiklal Caddessi'nde bulunan Odakule Alışveriş Merkezi önünde oturma eylemi yaptı. Bir süre burada oturan gruba da polis biber gazıyla saldırdı. Kitle “Bu daha başlangıç mücadeleye devam” sloganları ve alkışlarla bekleyişlerini sürdürdü.

50 kişi gözaltına alındı

Saldırılarda en az 50 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında şu isimler de vardı: Leman Yurtsever, Maside Ocak, Besna Tosun, Sebla Arcan, Faruk Eren, Cihan Aktaş, Ali Ocak, Hasan Karakoç, Gamze Elvan, Özge Elvan, Cihan Gülünay, Kenan Yıldız, Ruşa Sabur, Fecri Çalboğa, Cüneyt Yılmaz, Jiyan Tosun, Lezgin Özalp, Levent Gökçek, Özer Oymak, Sinan Tekdemir, Süleyman Benli, Koray Kesik, Sinan Arslan, Osman Akın, Hasan Akbaba, Deniz Koç ve Volkan Uyar.

Gözaltına alınanlar Vatan’da bulunan İstanbul Emniyeti’ne götürüldü. Buradaki ifade işlemlerinin ardından gözaltına alınanlar Bayrampaşa Devlet Hastanesi’ne sevk edildi. Muayeneden geçirilen kişiler daha sonra serbest bırakıldı.

[caption id="attachment_127313" align="alignnone" width="660"] 23 yıl önce kaybedilen Hasan Ocak’ın annesi Emine Ocak’ı da gözaltına alan polis, tepkiler üzerine Ocak’ı serbest bıraktı. Emine Ocak, 1997’de de gözaltına alınmış, dünkü eyleme katılan HDP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık da o dönem gazeteci olarak bu anı fotoğraflamıştı.[/caption]

Haftaya kaldıkları yerden

Yaklaşık 3 saat meydanı terk etmeyen kitle, eyleme son verdi. Cumartesi Anneleri haftaya kaldıkları yerden eylemlerine devam edeceklerini söyledi.

Bartın’dan İstanbul’a oğlunun akıbetini sormak için geldiğini ifade eden Cumartesi Annesi Kadriye Baykal Ceylan, "Neye uğradığımı şaşırdım. İşgal edilmiş bir ülkeyiz sanki. İşgalci polisler gibi bize saldırdılar. Biz yıllardır adalet istiyoruz. 2011 yılında Erdoğan söz verdi. Sözünü böyle mi tutuyor? Bugün burada üzerimize dolu gibi gaz mermileri yağdı. Daha ne kadar gaza boğacaklar bizi. Gideriz başka türlü bir eylem yaparız. Oturacak, susacak değiliz. Bu hükümet döneminde kaybedildi benim oğlum. Mücadelemize devam edeceğiz. Asla vazgeçmeyeceğiz. Çocuklarımızın kemiklerini bulana kadar arayacağız. Buna hiç kimse engel olamaz” dedi.

Yeni dönemin göstergesi

Kayıp yakınlarının avukatlığını da yapan İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri de yasak kararının aynı zamanda anayasal hakların keyfi olarak ihlal edilmesi anlamına geldiğini belirtti. Yoleri, şunları söyledi: “700 haftadır yasal ve meşru olarak hakkımız olan bir eylemlilikle gözaltında kayıplara karşı mücadele ederken 700’üncü haftaya bu şekilde müdahale edilmesi kabul edilebilir bir durum değil. Bu, önümüzdeki dönemin baskı anlamında yoğunlaşacağının bir göstergesi. Bir yandan son yasa değişikliği ile yerel yönetimlere verilen yetkilerin nasıl keyfi kullanılacağının da göstergesi. Bu anlamıyla da herkesin hak ve özgürlüklerine yönelik bir tehdit sürecinin başladığını söylemek mümkün. Hiçbir yasak bu mücadeleyi durduramayacak. Kayıp yakınları, kayıplarını aramaya devam edecek. Biz 701’inci haftada yine Galatasaray Meydanı’nda gözaltında kayıplara karşı taleplerimizi dile getireceğiz. Bu baskı ve şiddetin de derhal durdurulmasını istiyoruz” dedi.

Burada, halkımızın arasındayız

HDP’li Hüda Kaya, İçişleri Bakanlığı ile yapılan birebir temaslar sonucunda yasak kararını öğrendilerini belirterek, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun, “HDP’nin yaptığı, yapacağı hiçbir çağrıya izin vermeyeceğiz” şeklinde bir ifade kullandığını aktardı. Kaya, bu ifadenin bile uluslararası mahkemelerde yargılanması için yeterli olduğunu söyledi. “Hiç kimse kusura bakmasın. Demokratik bir mücadeleyi tercih ettiğimiz için Ankara’ya geldik” diyen Kaya, bedel ödeyen, çile çeken insanların temsilcileri olarak Meclis’te yer aldıklarını ve hiçbir şekilde bu mücadeleden vazgeçmeyeceklerinin altını çizdi.  Cumartesi Anneleri’nin bu ülkenin mücadele tarihinin en unutulmaz hafızalarından bir tanesi olduğunu ifade etti. “Biz burada halkımızın arasındayız. Yarın da bu meydan da olacağız” diyen Kaya, hükümeti kast ederek, “Sizler, 90’larda faili meçhulleri yaşatanlar gibi yarın bu ülkenin kaderini tayin eden noktalarda olamayacaksınız. Dünküler bu ülkenin politik tarihinden, insanlık vicdanından sökülüp atıldıkları gibi sizler de sökülüp atılacaksınız” şeklinde konuştu.

İki yanımda iki polis

Gözaltında kaybedilen oğlu Hasan Ocak’ın akıbetini öğrenmek için 23 yıldır mücadele eden Emine Ocak, yıllar önce olduğu gibi gözaltına alınmak istendi. O fotoğraf karesi ise hükümetin kayıplar mücadelesinde izlediği politikanın değişmeyen özeti olarak hafızalara kazındı.

Gözaltına alındığı 1995’te kaybedilen Hasan Ocak’ın ailesiyle birlikte birkaç ailenin daha başlattığı kayıplar mücadelesi 700’üncü haftasını geride bırakmaya hazırlanırken, polis saldırısıyla karşılaştı. Yıllar içerisinde verilen mücadele yerini çocuklara ve torunlara bırakırken, Galatasaray Meydanı’nın tanıdık bir ismi ise gözaltına alınmak istendi. Bu isim ilerlemiş yaşına rağmen yürümekte bile zorluk çeken Hasan Ocak’ın annesi Emine Ocak’tan başkası değildi. İki polisin kolları arasında gözaltına alınmaya çalışılan Ocak, akıllara yıllar önce verdikleri mücadelede darp edilerek gözaltına alınmasını hatırlattı.

Ne istiyorlar çocuklarımızından!

Meydanın tanıdık simalarından ve oğlu için döktüğü gözyaşlarından tanınan Emine Ocak, 700’üncü haftada da en öndeydi. Hem oğlu hem de tüm kayıplar için mücadelesini 23 yıla sığdıran Ocak, eyleme destek olmak için gelen milletvekillerinin itirazı sonucu gözaltına alınmadan bırakıldı ama o kare bir kez daha hafızalara kazındı. Yakınlarının kolları arasında “Ne istiyorlar bizim çocuklarımızdan, yeter” diyerek tepki gösteren Emine Ocak’ın diğer çocukları Maside Ocak ve Ali Ocak da gözaltına alındı.

Yaşadığı acıyı tarif etmekte zorlanan Ocak’a ilk destek de yıllardır meydanda bir araya geldiği diğer Cumartesi Anneleri’nden geldi. Çok fazla konuşamayan ve konuştukça da ağzından “Çocuklarımız” kelimesi çıkan Ocak’ın gözleri ise çok şey anlattı.

Tükenmedi umudum

Annesi Emine Ocak ile birlikte gözaltına alınan Maside Ocak, “1997'de iki kuşak olarak gözaltına alınırdık, bugün üç kuşak gözaltına alındık. Söyleyecek tek sözüm var; 700 hafta geçti, tükenmedi umudum…” dedi.

Gözaltında ifadesi alındıktan sonra serbest bırakılan Maside Ocak, dün yaşadıklarını sosyal medya hesabından şu sözlerle paylaştı:

Biliyorum hepiniz çok merak ettiniz.

Bugüne dair ne yazayım bilmiyorum.

Benim için günün özeti;

82 yaşındaki annemin polis kalkanlarıyla itilmesi, kollarının moraltılması,

Gözaltı aracına kadar adeta sürüklenmemiz, yeğenim Adilcan'ın vahşice dövülmesini görüp de annemi bırakıp yanına gidemeyişim,

Gamze Elvan’ın kolunun kırmak istercesine bükülmesi,

Gözaltı aracına vardığımızda sivil polislerin yaşlı kadını araca bindirmeyeceksiniz emri,

Annemin ‘çocuklarımı aldınız ben de bineceğim’ deyip binmeye çalıştığı araçtan indirilmesi,

Araç içinde saatlerce plastik kelepçeyle bekletilmemiz...

1997'de Ahmet Şık'ın fotoğrafladığı annemin Galatasaray Meydanı’ndan sürükleniş anının aynısını bugün Hayri Tunç görüntülemiş. O günden bu güne hiçbir şey değişmedi. 1997'de iki kuşak olarak gözaltına alınırdık, bugün üç kuşak gözaltına alındık.

Eve gelip bilgisayarı açınca kardeş canım Arat'a uygulanan şiddet karşısında kenetlenen güzel insanları ve bizim götürülüşümüzün ardından saatlerce Cumartesi Anneleri'ne, ‘Biz buradayız anne, yalnız değilsin’ diye seslenenleri gördüm.

Söyleyecek tek sözüm var;

700 hafta geçti Tükenmedi Umudum...”

Yarımızı devlet aldı

Polisin eylemlerine müdahale etmesine tepki gösteren 13 Eylül 1980’de kaybedilen Cemil Kırbayır’ın kardeşi Mikail Kırbayır, 699 haftadır sürdürdükleri eylemlerini geride bıraktıklarını dile getirerek, “Ama bugün devletin başka türlü alışagelmiş tavırlarıyla karşılaştık. Epey zamandır unutturmuştu. Bizler yüreklerin yarısı devletin güvenlik güçleri tarafından katledilip mezarları da ortada olmayan aileleriz” dedi.  “Bizim haykırışımız insanlık abidesindedir” diyen Kırbayır, şunları söyledi: “Ey insanlık ailesi, devletin güvenlik güçleri tarafından yakınlarımız katledilmiştir. Mezarları da aynı şekilde katledenler tarafından yok edilmiştir. Bizim haklı talebimiz şudur: Sizin yargısız infaz ettiğiniz yakınlarımız bu ülkenin vatandaşlarıydı.

Bizlerin yüzüne nasıl bakacaksınız? Eğer bu ülkenin yurttaşıysak bize bakacak gözünüz kaldı mı? Ama biz direkt sizin gözünüze bakıyoruz. Çünkü bizim verebileceğimiz hiçbir hesabımız yok. Ama sizin bize vereceğiniz hesabınız vardır. Mezarımız nerede? Onlar mı suçlu hak talep eden bizler mi?”

Kemiklerimizi verene kadar bu alanlarda olacaklarını belirten Fatma Kırbay da şöyle konuştu: “Bir bacı nasıl evinde rahat oturabilir? Ben ‘Cemil Kırbayır nerede’ dedikçe onlar beni itekleye itekleye, yumruklarla ‘Seni de mi içeri alalım? Gel buyur içeri’ dediler. Bu Allah’tan reva mıdır? Biz sesimizi duyurmak için buradayız. Kayıplarımızı versinler evimizde rahat oturalım. Biz kayıplarımızı, kemiklerimizi istiyoruz. Verseydiler biz de alanlarda olmazdık. Biz de herkesler gibi evimizde otururduk. Biz deli değiliz, ortalarda sürüm sürüm sürünelim. Bana polis diyor ki: ‘Gir içeri seni alayım.’ Önce sen kaybımı ver. Benim suçum ne? Bu insanların suçu ne? Sesimizi duyuralım diye analar düşe kalka direniyorlar. Bu insanların kemiklerini verin. Kötü bir şey yapmıyorlar.

Benim canım yanmış. Paramparça etmişler. Üstelikte gelip bizim üzerimize geliyorlar. Memleketimizde evimizi terk ettik. Daha nereye kadar kaçacağız. Kemiklerimizi versinler ondan sonra konuşsunlar. Cemil Kırbay nerede? Cemil’i versinler, benim abimi versinler, ben evimde oturacağım."

Torunlarım burada olacak

Gözaltına kaybedilen Hüseyin Taşkaya’nın eşi Sultan Taşkaya da “Biz kayıplarımızı arıyoruz. Ben gücüm yetene kadar burada olacağım. Ben öldüğüm zaman çocuklarım ve torunlarım devam edecek. Bizim içimiz yanıyor. Bu ilk değil. Biz çok bu gazları yedik, çok yakalandık ama devam edeceğiz. Çünkü bizim içimiz yanıyor. Biz herkesten destek istiyoruz” diye konuştu.

Çünkü devlet katil

Bütün haftaların kendileri için aynı olduğunu söyleyen bir diğer kayıp yakını İkbal Eren ise şunları paylaştı: “Bizim için 700’üncü hafta ya da 699 hiç önemli değil ama istedik ki 700’üncü haftada biraz daha insana ulaşalım. Biraz daha fazla insanın dikkatini çekelim, bu ülkede kaybedilen insanların olduğunu onların akıbetlerinin açıklanamadığını biraz daha fazla insana duyuralım istedik. Öyle yüzsüzler ki bunun duyulmasına bile tahammül edemiyorlar. Çünkü devlet katil. İçişleri Bakanlığı emir vermiş burada oturulmayacak. Ama haftaya gelin burada oturun. Ben bu hafta da oturacağım, haftaya da oturacağım. Taleplerimiz ne zaman karşılık bulursa ben o zaman kalkacağım buradan.”

[caption id="attachment_127316" align="alignnone" width="642"] Katledilen gazeteci Hrant Dink’in oğlu Arat Dink ve milletvekillerinin de arasında bulunduğu grup oturma eylemi yaparken polis saldırısıyla karşılaştı. HDP milletvekilleri, polis gözaltına almak istediği Dink’e sarılarak bırakmadı. Polisle tartışan Ahmet Şık, Sizin hükümetiniz ve bakanınız yasadışıdır. Ama sanmayın ki bu işin hesabı sorulmayacak. Suç işlediniz. Sizden de hesap sorulacak” sözleriyle saldırıya tepki gösterdi.[/caption]

İSTANBUL