Gazeteciler dört gündür gözaltında

10 Haziran 2022 Cuma - 18:45

  •  Amed’de 20’si gazeteci 21 kişi, dört gündür gözaltında tutuluyor. Avukatların görüştüğü üç gazeteci, suçlamaları bilmediklerini, polisin de bilmediğini söyledi. İHD Eşbaşkanı Türkdoğan’ın dayanışma ziyaretinde konuşan DFG Eşbaşkanı Dicle Müftüoğlu da demokrasiden söz eden bütün kesimlere seslendi:
  •  “20 gazetecinin aynı anda gözaltına alınması, dijital materyallerine el konulup dışardakilerin de çalışmasının engellenmesi, sadece Kürtlerin sorunu değil, bütün Türkiye halklarının sorunudur. Basın ve ifade özgürlüğünü ancak bu şekilde sağlayabiliriz. Yoksa Türkiye gitgide duvarları yükselen bir cezaevine dönüşecek.”

 

Amed’de 8 Haziran sabahında yapılan ev baskınlarında 20’si gazeteci 21 kişi gözaltına alındı. Gazeteciler, dört gündür Diyarbakır Emniyet Müdürlüğünde tutuluyor. Amed Baro Başkanı Nahit Eren ve Baro yönetimindeki iki avukat, önceki akşam gözaltındaki gazetecilerle görüştü. Gazetecilerin dosyasındaki gizlilik kararı ise sürüyor. 

Gözaltında tutulanları isimleri şöyle: Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eşbaşkanı Serdar Altan, JINNEWS Müdürü Safiye Alagaş, JINNEWS editörü Gülşen Koçuk, Mezopotamya Ajansı (MA) editörü Aziz Oruç, Xwebûn Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Mehmet Ali Ertaş, Ömer Çelik, Suat Doğuhan, Ramazan Geciken, Esmer Tunç, Neşe Toprak, Zeynel Abidin Bulut, Mazlum Doğan Güler, Mehmet Şahin, Elif Üngür, İbrahim Koyuncu, Remziye Temel, Mehmet Yalçın, Abdurrahman Öncü, Lezgin Akdeniz, Kadir Bayram ve Feynaz Koçuk.

DFG Eşbaşkanı Serdar Altan, MA editörü Aziz Oruç ile gazeteci Ömer Çelik, Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği’nin (MLSA) avukatları aracılığıyla mesaj gönderdi. 

Suçlamayı bilmiyoruz

 Serdar Altan, gönderdiği mesajda, gözaltına alınmalarına ilişkin şunları paylaştı: “Ekonomik kriz derinleşiyor, bir takım askeri operasyonlar planlanıyor, seçim sürecine giriliyor. Gazeteciler de bunları takip ediyor, haberleştiriyor. Gözaltına alınmamızın sebepleri bunlar olabilir ancak. Geçen hafta gazeteci Dicle Müftüoğlu gözaltına alınmıştı. Dört gün boyunca gözaltında kaldı. Gerekçe, diğer gazeteci meslektaşlarıyla dayanışma içinde olmasıydı. Müftüoğlu’nu serbest bıraktıktan hemen sonra da bizleri aldılar. Kim bilir bize ne suçlama yöneltecekler. Ancak biz gazeteciyiz. Haber yapmaya da dayanışma içinde olmaya da devam edeceğiz.” 

Polisler de bilmiyor

Aziz Oruç da neyle suçlandıklarını bilmediklerini belirterek, şunları ifade etti: “Gözaltı kararı verilmiş ve gözaltı süresi dört güne kadar uzatılmış. Bildiğimiz bu. Neden gözaltına alındığımızı polise soruyoruz ama onların da bilgisi yok. ‘Karar var’ diyorlar sadece. Tabii çalıştığımız basın kuruluşlarındaki hard disklerin bilgisayarlardan sökülerek alınmış olması, gözaltındakilerin tamamının gazeteci olması gözaltının nedenini açıklıyor. Gazetecilik faaliyetlerimiz soruşturuluyor. Uzun süredir sokak röportajları yapıyorum. Bu röportajların tamamı da yayınlanıyor. Bu yayınlarda suç unsuruna rastlayamazlar. Belki de bu yüzden hard disklere el koyup oralardan bir şey çıkarmaya çalışacaklar. Beyhude bir çaba… Hem bu gözaltı furyası yönünden hem de gazetecileri susturmaya çalışmak yönünden beyhude.”

Bir şeyler bulmaya çalışıyorlar

 Gözaltıların siyasi saiklerle yapıldığını vurgulayan gazeteci Ömer Çelik ise gönderdiği mesajda şunları kaydetti: “Gazetecilik kriminalize edilmeye çalışılıyor. Gazetecilik her an tehlikeyle karşılaşılabilecek, öngörülemez bir çalışma alanı haline getirilmeye çalışılıyor. Kaç gündür gözaltındayız, tam olarak neyle suçlandığımızı bilmiyoruz. Bana kalırsa onlar da bilmiyor. Bu yüzden de gözaltı sürelerini uzatıp bir şeyler bulmaya çalışıyorlar. Bulunacak tek şey haberlerimiz.”

İHD Eşbaşkanı’ndan ziyaret

İnsan Hakları Derneği (İHD) Eşbaşkanı Öztürk Türkdoğan ve beraberindeki heyet, gözaltına alınan gazetecilere ilişkin Dicle Fırat Gazeteciler Derneği’ne (DFG) dayanışma ziyareti gerçekleştirdi. İHD heyetini, DFG Eşbaşkanı Dicle Müftüoğlu, Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu (MKGP) Sözcüsü Roza Metina ve MA editörü Sedat Yılmaz karşıladı.

Burada konuşan Türkdoğan, gazeteciliğin bir suç olmadığını, özellikle Kürt basının bütün gerçekleri yansıtmasından kaynaklı hedefe konulduğunu ifade ederek, “Gazetecilik kamusal bir hizmettir. Özellikle Kürt kentlerinde burada olup biten bütün olayları Türkiye ve dünyaya aktaran gazetecilerdir. Halkın haber alma hakkının bu şekilde yok sayılması kabul edilemez. Türkiye’de çok uzun zamandır ‘Terörle Mücadele Kanunu’nun belirsizliğinden dolayı her türlü muhalif düşünce, toplumsal muhalefet, siyasal muhalefet suçlanmaya çalışılıyor. Bu durum özellikle Kürtlere yönelik olarak ara verilmeden yapılıyor” dedi. 

İHD Eşbaşkanı Öztürk Türkdoğan

7 yıllık savaş ve çözümsüzlük

Türkdoğan, gazetecilerin haksız şekilde gözaltında tutulduğunu belirterek, “Türkiye bu kötü alışkanlığını maalesef terk etmiyor. Tabi bütün bunlar Kürt sorununun çözümsüzlüğünden kaynaklanıyor. Türkiye son 7 yıldır savaş ve çatışma siyasetiyle çok şeyi kaybetti. Ekonomisini, değerli evlatlarını kaybetti. Yine çok sayıda yurttaşlarının göç etmesine sebep oldu. Binlerce aktivisit hapishanelerde. Bütün bunlara rağmen Kürt gazetecileri çok büyük çabalarla halkın haber alma hakkını yerine getirmek istediler” ifadelerini kullandı.  

Habercilik yapılmasın diye

 Gözaltına alma işlemi sırasında çok sayıda dijital materyallere el konulduğuna değinen Türkdoğan, şöyle devam etti: “Bunun anlamı da şu; geride kalan arkadaşlar bırakılsa bile uzun bir süre boyunca materyallerine el konulmuş ve verilmemiş olacaktır. Ve bu nedenle de ‘habercilik yapamayacaklardır’ diye düşünüyorlar. Bu aynı zamanda ekonomik anlamda da bir cezalandırma yöntemidir. Bunun yapılmaması gerekir. Yasalara göre, alınan dijital materyalleri kontrol edip tekrar yerine bırakılması gerekmektedir fakat bu yapılmadı. Bu durumda haber alma hakkına yönelik bir ihlaldir.  Hiçbir ülkede, hiçbir yerde basın araçlarına en konulamaz. Bu bir anayasa hükmüdür. Basın özgürlüğünü sağlamanın yolu sadece haber yapması değil, haberi yaptığı materyallerine ve binalarına el konulmaması gerekir.”

Onlar dışında herkes ‘terörist’

 OHAL ile beraber çok sayıda Kürt kurumunun kapatıldığını hatırlatan Türkdoğan, şunları ekledi: “Söylenecek çok şey var fakat belki bu ziyaretimiz, Türkiye’nin birçok yerinde ve üyesi olduğumuz kuruluşlar, buradaki ve uluslararası gazetecileri harekete geçirecektir. Bizler elbette bütün bu hukuksuzlukları hem Türkiye’ye hem de dünyaya yansıtacağız. Türkiye’de artık insanlar her şekilde suçlanılabiliyor, çünkü bir avuç iktidar ve egemen dışında bu ülkede herkes ‘terörist’ ilan edilmiş. Dünyada bu kadar çok ‘terörist’ olan bir ülke yoktur. Haksız yere gözaltına alınan arkadaşlarımızın bırakılması ve malzemelerinin iade edilmesi gerekir.”

 DFG Eşbaşkanı Dicle Müftüoğlu

Sadece Kürtlerin sorunu değil

 DFG Eşbaşkanı Dicle Müftüoğlu ise kendilerine yapılan dayanışma ziyaretlerinin önemli olduğunu söyleyerek, dayanışma ile tüm zorlukların göğüslenebileceğinin altını çizdi. Müftüoğlu, “Bugün sadece Kürt gazetecileri gözaltında değil. Siyasetçisi, aydını, aktivisti… Baskı cenderesine karşı mücadele ediyor ve söz söyledikçe bu şekilde operasyonlarla susturulmaya çalışılıyor. Söz söyleyen tüm kesimlerin o sözünü yansıtmaya çalışan bir özgür basın gerçekliği var. 90’lı yıllardan bu yana bu işi yapmaya çalışıyorlar.  2016’da OHAL ile 300’e yakın basın kurumu kapatıldı. Binlerce meslektaşımız işsiz kaldı. Ne yazık ki yüzlercesi de Avrupa’ya sürgüne gitmek zorunda kaldı. Cezaevinde olan var, sürgünde olan var… Burada bu bütün baskı cenderesine rağmen bu işi yapabilmeye çalışan, sokaktaki kadının sesini, gencin sesini, ekonomik krizi,  tüm kesimlerin sesini dünyaya duyurmak isteyenler var” diye konuştu. Müftüoğlu, Türkiye’nin bir cezaevine dönüştüğünü, haberleriyle buna engel olmaya çalıştıklarını kaydederek, “Demokrasiden söz eden bütün kesimlere sesleniyoruz. 21 gazetecinin aynı anda gözaltına alınması, dijital materyallerine el konulup dışardakilerin de çalışmalarına engel olunması, sadece Kürtlerin sorunu değil, bütün Türkiye halklarının sorunudur. Basın ve ifade özgürlüğünü ancak bu şekilde var edebiliriz. Yoksa Türkiye gitgide duvarları yükselen bir cezaevine dönüşecek.”  AMED

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.