Elinizi çabuk tutun. Yasayı daraltmayın ve daha fazla ertelemeyin. Bu özel düzenlemeyi bir oldubittiye getirmeyin  

  • DEM Parti Eşbaşkanı Tülay Hatimoğulları, dört temel başlığın artık ertelenemeyeceğini açıkladı;
  • Kapsayıcı bir kök yasa çıkarılmalı. Barışın hukuku, tarafların iradesini ve muhataplığını tanıyan bir zeminde kurulmalıdır.
  • Kayyumlar son bulmalı. AİHM ve AYM kararları uygulanmalı ve seçilmiş irade tam anlamıyla güvence altına alınmalı.
  • Demokratik siyasetin önündeki engeller kaldırılmalı. Siyasetle konuşan bir Türkiye'ye dönüşmeli.
  • Sayın Abdullah Öcalan'ın iletişim ve çalışma koşulları, çözümün ihtiyaçlarına uygun özgür bir biçimde düzenlenmeli. 

 

DEM Parti Eşbaşkanı Tülay Hatimoğulları, yüzyıllık bir meselenin bir yasayla çözülemeyeceğini, ancak ilk düğmeyi doğru iliklemek adına bu ay 'çerçeve yasa'nın çıkarılmasını istediklerini belirtti. Hatimoğulları, Meclis 1 Ekim'de açıldığında ise bunu güçlendirecek, demokrasi ve özgürlüklerin önünü açacak düzenlemeler için siyaset kurumunun tamamına görev ve sorumluluklar düştüğünü söyledi. 

Eşbaşkan Tülay Hatimoğulları, partisinin Grup Toplantısı'nda konuştu. Geçen yıl 11 Temmuz'daki silah yakma törenini hatırlatan Hatimoğulları, "Şimdi sıra bu süreci hukuka, Meclis iradesine, kalıcı barışın güvencesi olacak yasal zemine dönüştürmekte. Defalarca söyledik; barış tek başına silahların susması değil, hukuku kurdukça barış gerçekten barış olur. 22 Ekim girişiminde ve 27 Şubat'taki tarihi çağrıdan bu yana söylenen temel söz hiç değişmedi. Kalıcı bir çözümün zemini hukuk; teminatı da yasa olmalı" dedi.

Yasayı bu ay çıkaralım

Bu nedenle kamuoyunun büyük bir merakla beklediği 'çerçeve yasa'nın artık çıkması gerektiğini vurgulayan Hatimoğulları, şöyle devam etti: "Yüzyıllık bir meseleyi tek bir yasayla çözemeyeceğimizin hepimiz farkındayız, ancak ilk düğmeyi doğru iliklemek zorundayız. Temmuz'da 'çerçeve yasa'yı çıkaralım. 1 Ekim'de Meclis açıldığında bu kök yasayı güçlendirecek, demokrasi ve özgürlüklerin önünü açacak düzenlemeleri bir bir hayata geçirelim. Farklı düşündüğümüz noktalar olabilir. Bunları müzakereyle ve ortak akılla pekala çözebiliriz. Burada siyaset kurumunun tamamı, görev ve sorumlulukları yerine getirmeli. Kimse kendi sorumluluğundan kaçmamalı."

Yüzde 100 mutabakat olamaz

DEM Parti olarak dört temel başlığın artık ertelenemeyeceğini düşündüklerini söyleyen Eşbaşkan Hatimoğulları, bu başlıkları sırasıyla şöyle izah etti:

* Kapsayıcı bir kök yasa. Barışın hukuku, tarafların iradesini ve muhataplığını tanıyan bir zeminde kurulmalıdır. O gelir, bu gelmez tartışması olmamalı. Kategoriler olmamalı. Barışın kapısından herkes tereddüt etmeden rahatlıkla geçebilmeli.

* Meclis Komisyonu'nun raporlarında da yer aldığı gibi kayyum anlayışı son bulmalı. AİHM ve AYM kararları uygulanmalı ve seçilmiş irade tam anlamıyla güvence altına alınmalı.

* Demokratik siyasetin önündeki engeller kaldırılmalı. Adliye koridorları ve cezaevleriyle değil, siyasetle konuşan bir Türkiye'ye dönüşmeli. İnsanın varlığı ve barış içindeki ortak yaşamı gerçekten son derece önemsenmeli ve bunu merkezimize alarak bizler çalışmaları yürütmeliyiz.

* Sayın Abdullah Öcalan'ın iletişim ve çalışma koşullarının demokratik çözümün ihtiyaçlarına uygun özgür bir biçimde düzenlenmesi. Sayın Öcalan Türkiye çözümünden ve yaraları iyileştirmekten yanadır.

Sürecin muhataplarına seslendi

"Bu sürecin muhataplarına sesleniyorum" diyen Hatimoğulları, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Hiçbir çözüm sürecinde yüzde 100 bir mutabakat olmaz. Olmasını da bekleyemeyiz zaten, ancak hepimizin üzerinde birleşmesi gereken bir tek ilke var; sorunlar konuşularak, diyalogla, müzakereyle ve buna uygun olarak atılacak somut adımlarla ve pratikle çözülür.

Barışı üretecek bir dille

 Ekranlarda, kürsülerde, siyasetin kendi dilinde hala  ötekileştirici hala kışkırtıcı bir üslup var. Hakir gören, çözümsüzlüğü dayatan bir dil var. Bu barış üretmez. Bu mevcudu sürdürür sadece. Bizse barışı üretecek bir dille konuşmak zorundayız. 86 milyon yurttaş, kimliğiyle, diliyle, inancıyla, kültürüyle eşit ve onurlu bir yaşam hakkına sahip olmalı.

İktidara; elini çabuk tut

Kürtlerin kimlikleriyle yaşama ve örgütlenme hakları vardır. Buradan iktidara sesleniyoruz; PKK'nin aldığı tarihi kararların sonuçlarını hayata geçirecek bir hukuk için elinizi çabuk tutun. Barışın gerektirdiği siyasi cesareti gösterin. Yasayı daraltmayın. Daha fazla ertelemeyin ve bu özel düzenlemeyi bir oldubittiye getirmeyin. 

Muhalefetin sorumluluğu 

Buradan yine muhalefete sesleniyoruz; barış hiçbir partinin mülkü değildir. Demokrasiye inanan herkesin ama herkesin ortak sorumluluğudur. Bu mesele başka bir bahara ertelendikçe sadece Kürt meselesi büyümüyor.  Türkiye'nin demokrasi, Kürt sorunu derinleşir, büyür ve demokrasi açığı daha da büyür.

Herkesin ortak sorunudur

Sivil topluma, emekçilere, emeklilere, kadınlara, gençlere, gazetecilere, aydınlara, yazarlara, sanatçılara, inanç topluluklarına seslenmek istiyorum. Barış sadece Kürtlerin meselesi değildir. Türkiye halklarının, Ortadoğu'nun, savaştan yorulmuş olan bu coğrafyanın tamamının ortak sorunudur. Barışı hep birlikte daha güçlü sahiplenmeliyiz.

Barış için engel yok

Barışı tesis etmek için ortada bir engel yok. Artık Sözden ve niyetten çıkarıp pratik adım atılmalı ve Meclis bu dönemde kapanmadan mutlaka ve mutlaka bir saat dahi beklemeksizin üzerinde mutabık olunacak bir 'çerçeve yasa'gelmeli.” ANKARA