- İsviçre’de hükümetin üniversitelerin bütçesinden 200 milyon frank kesinti yapıp harçları artırma planına karşı, Basel Üniversitesi öğrencileri ‘Eğitim Yanıyor’ sloganıyla sokaklara döküldü. Basel Üniversitesi Ortadoğu Çalışmaları öğrencisi Sofia Rossi, “Üniversiteler daha da elit hale getiriliyor. Gençler eğitime değil, orduya yönlendiriliyor” dedi.
ÖZGÜR BARIŞ DEMİR/BASEL
İsviçre’de federal hükümetin eğitim ve araştırma bütçesinde planladığı kesintiler, öğrenci ve akademisyenlerin tepkisini çekiyor. “Tasarruf Paketi 27” kapsamında üniversitelerin bütçelerinde kesintiler yapılması ve öğrenim harçlarının artırılması üzerine, Basel Üniversitesi öğrencileri “Bildung brennt” (Eğitim Yanıyor) sloganıyla sokaklara çıktı.
Öğrenciler, eğitim alanında tasarrufa gidilirken askeri harcamaların artırılmasını eleştirerek paketi “Belastungspaket” yani “yük paketi” olarak nitelendirdi. Eğitime erişimin giderek zorlaştığı, sosyal eşitsizliklerin derinleştiği ve kamu kaynaklarının militarizasyona yönlendirildiği vurgulandı.
200 milyon franklık kesinti
Hükümetin tasarruf planına göre 2027’den itibaren kanton üniversitelerinin bütçesinden yılda 120 milyon frank, ETH Zürich ve EPFL gibi federal teknoloji enstitülerinden ise 78 milyon frank kesilecek. Bu durumun özellikle doktora öğrencileri ve genç araştırmacıları ciddi biçimde etkilemesi bekleniyor.
Harçlar kaldırılmalı
Öğrenciler, Basel Üniversitesi’nden Basel-Stadt Kantonu Parlamentosu’nun bulunduğu Marktplatz Meydanı’na yürüdü. Eyleme öğrenci dernekleri, sendikalar ve çeşitli aktivist gruplar da katıldı. Öğrencilerin yayımladığı açık mektupta, üniversite harçlarının kaldırılması, eğitimin herkes için erişilebilir bir hak olarak korunması ve militarizasyon politikalarının sona erdirilmesi talep edildi. İsviçre’nin taraf olduğu BM Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi’nin yükseköğretimin kademeli olarak ücretsiz hale getirilmesini öngördüğü de hatırlatıldı.
Ordu ve şirketlere pay
Öğrenciler ayrıca devletin, “tasarruf” adı altında kaynakları yeniden dağıttığını, yükü halkın omuzlarına bindirdiğini vurguladı. Eğitim, iklim politikaları ve sosyal alanlarda kesinti yapılırken, ordu ve büyük şirketlerin desteklendiği ifade edildi. Sokağa çıkan öğrenciler, eğitimin şirketlerden ve özel sermayeden bağımsız biçimde finanse edilmesi gerektiğini de dile getirdi. Özellikle Roche, Novartis ve Armasuisse gibi kurumların üniversiteler üzerindeki etkisine dikkat çekilerek, eğitim ve araştırmanın kâr odaklı hale getirildiği belirtildi.
Armasuisse’ye 10 katı pay
Basel Üniversitesi Ortadoğu Çalışmaları öğrencisi Sofia Rossi, planlanan harç artışlarının yükseköğretime erişimi daha da sınıfsal hale getireceğini söyledi Rossi, “Bugün üniversiteye gidip gidememenizi belirleyen şey öğrenme isteğiniz değil, sınıfınızdır” dedi. İsviçre’de eğitim bütçesi artırılan tek alanın askeri araştırmalar olduğunu söyleyen Rossi, Armasuisse’in savunma araştırmalarına ayırdığı bütçeyi 2030’a kadar 10 kat artırmayı hedeflediğini aktardı.
Çalışmaktan eğitime zaman kalmayacak
Gazetemize konuşan Rossi, eğitim alanındaki kesintilerin özellikle düşük gelirli gençleri hedef aldığını söyledi. Artan harçlar nedeniyle birçok öğrencinin daha fazla çalışmak zorunda kalacağını belirten Rossi, gençlerin eğitimlerini sürdürmesinin giderek zorlaşacağını ifade etti: “Üniversiteler olduğundan daha da seçkin ve elit hale gelecek. Bugün bile birçok öğrenci eğitim masraflarını karşılamak için çalışmak zorunda kalıyor. Harçların yükselmesiyle birlikte öğrencilerin öğrenmeye ve üretime ayıracağı zaman azalacak. Öğrenciler için eğitimlerini finanse etmek neredeyse imkansız hale gelecek. Özellikle düşük gelirli gençler olumsuz etkilenecek ve yükseköğretime erişimleri tamamen engellenecek.”
Gençler orduya yönlendiriliyor
Rossi, sosyal hakların budanmasıyla birlikte gençlerin kötü çalışma koşullarına veya militarist yapılara yönlendirileceğini belirterek, “Gençlere ordunun iyi bir yaşamın kapısını açacağı fikri sunuluyor” dedi. Eğitimde fırsat eşitliği olmadığını da söyleyen Rossi, “Eşitsizlik üniversiteden çok daha önce başlıyor. Eğitimli ailelere sahip, evde Almanca konuşulan ve özel ders alabilen çocuklar göçmen ve emekçi ailelerin çocuklarına kıyasla sistem içinde önemli avantajlara sahip. Bu durum üniversitelerdeki öğrenci profilinde de açıkça görülüyor” diye konuştu.