- “Babam hep dağlarda olduğu için birçok arkadaş ile tanıştı. Bunlardan biride Egîd komutandı. Egîd şehit düştükten sonra babamın hayatı değişti. Canından üç parça verdi. Ömrü barışı görmeye yetmedi.”
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 1970'li yıllarda birkaç arkadaşı ile başlattığı özgürlük mücadelesi 50 yılı aşkın süredir devam ediyor. Kesintisiz süren mücadelede Kürdistan'ın her yerinde bedeller verildi. Botan bölgesinde mücadele hikayelerinin geçmediği bir karış toprak kalmadı. Bu hikayelerden biride halk arasında Mamê Ahmed olarak bilinen Goyî aşiretinden Ahmet Altürk'ün hikayesi. Şirnex'ın Qileban (Uludere) ilçesinde 8 Mayıs 2026 tarihinde yaşamını yitiren Altürk'ten geriye mücadele ile yoğurulmuş bir ömür kaldı. Ahmet Altürk’ün hayatı, 15 Ağustos 1984’te Sêrt'in Dihê (Eruh) ilçesinde ilk silahlı eylemi gerçekleştiren PKK’nin öncü kadrolarından Mahsum Korkmaz (Egîd) ile yolu Qileban’da bulunan Kela Memê’de kesişmesi üzerine tamamen değişir. Altürk, hayatını değiştiren kişinin Mahsum Korkmaz olduğunu ise Egîd’in 28 Mart 1986’da şehit düşmesinden sonra fotoğraflarını görmesiyle anlar.
Cuma, Zana, Adnan…
80 yıllık yaşamına sayısız acı sığdıran Altürk'ün 3 oğlu Kürt özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirdi. Altürk’ün 1987 yılında PKK’ye katılan oğlu Ulban Altürk (Cuma) Xarpêt’in Dep (Karakoçan) ilçesinde 1995’te şehit düştü. Abisinden 3 ay sonra 1988 tarihinde mücadeleye katılan bir diğer oğlu Emin Altürk (Zana) ise Colemerg’in Rûbarok (Derecik) ilçesinde 1997 tarihinde yaşamını yitirdi. Altürk’ün oğlu Adnan Altürk ise siyasi parti çalışmalarında yer alırken Kela Memê’de bir kaza sonucu 2006 tarihinde yaşamını yitirir.
Mezopotamya Ajansı’ndan Emrullah Acar’ın haberine göre çocuklarının mücadeleye katılımından sonra 1990’lı yıllarda evi birçok kez basılan Altürk, her gözaltına alındığında günlerce işkenceye maruz bırakılır ve Qileban’ı terk etmesi yönünden tehdit edilir. Altürk’ün Qileban’a bağlı kendi köyü olan Pîran’a gitmesi yasaklanır. Ancak tehditlere rağmen çok sevdiği topraklarını terk etmeyen Altürk, 1990 yılında kurulan Halkın Emek Partisi’nden (HEP), Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’ne (DEM Parti) kadar kurulan bütün partilerde birçok kez yönetici olarak görev alır. Gerek Qileban’da gerek ise kent dışında birçok etkinlikte en önde yer alır. Mücadelede yitirdiği çocukları Ulban ve Emin’in mezar yerlerini uzun yıllar arayan Altürk, mücadelede yaşamını yitirenlerin mezarlarına kendi çocukları olabileceği umuduyla uzun uzun dua eder. Sağlık sorunlarının artması, nefes darlığı ve akciğer yetmezliği nedeniyle hayata gözlerini yuman Altürk, Qileban’da bulunan mezarlıkta oğlu Adnan ile 2017 yılında yitirdiği eşi Heybet’in yanına defnedildi.
Babam hep dağlardaydı
Siyasi çalışmaları nedeniyle 2008 tarihinde tutuklanan ve 8 yıl tutsak kalan Altürk’ün oğlu İrfan Altürk, "mücadele arkadaşım" dediği babasını anlattı. Babasının hayatı boyunca hayvancılık yaptığını belirten Altürk, “Hep dağlarda olduğu için birçok arkadaş ile tanıştı. Bunlardan biride Egîd komutandı. Onunla birçok diyaloğu olmuş. Kela Memê’de bizim yaylalarımız var, oraya geliyorlarmış. Tabi o zaman konuştuğu kişinin Egîd olduğunu bilmiyormuş. Yaşamını yitirdikten sonra bu kişinin büyük bir komutan olduğunu anlamış. Bu andan sonra babamın hayatı değişti. Özgürlük mücadelesi çıkmadan önce bir feodal aşiret yaşamı, aileler arasında bir kan davası vardı. Dayılarım ile babamın ailesi birbirine düşmandı. Ancak özgürlük mücadelesi ile birlikte bu kan davası son buldu. Özgürlük hareketi ile o zihniyet ortadan kalktı. Bu zihniyet yerini ulusal birliğe bıraktı. Özgürlük hareketi Botan’da yayıldıkça birçok insan tanıdı ve hayatları değişti. Büyük bedeller verildi. Bedel verenlerden biride Goyî aşireti oldu. Her evde üzerine roman yazılacak hikayeler var. Mamê Ahmed’in hikayesi de bunlardan biri” dedi.
Hayatı mücadeleydi
Babasının Kürt özgürlük mücadelesine bağlılığının güçlü olduğunu belirten Altürk, “Hayatı mücadeleydi. 1987’de bir oğlu, ondan 3 ay sonra bir başka oğlu mücadeleye katıldı. Hareketi çok iyi tanıyordu. ‘Onurlu bir yaşam için gittiler, ne yaparlarsa yapsınlar onlar ile gururluyum’ derdi. Bu katılımlardan sonra evimiz sayısız defa basıldı. Abilerim yaşamını yitirdiğin de kimse babamın gözlerinden bir damla gözyaşı aktığını görmedi. ‘Yaşamını yitirenlerin hepsi benim oğlum, kızım’ derdi. Bize de kimse ağlamasın diye öğütler verir ‘Onlar onurlu bir mücadele için gittiler’ derdi. Birçok baskıya karşı bu toprakları bırakmayı bir gün olsun aklına getirmedi. Yurtseverliğinden bir adım geri atmadı. HEP kurulduğunda Qileban’da ilk yöneticileri arasında yer aldı. Bundan sonra açılan her partide görev aldı. Nerede bir eylem ve etkinlik varsa oradaydı” diye konuştu.
Çocuklarının kemiklerini bulamadı
Halk arasında babasının çok sevildiğini dile getiren Altürk, “Duruşuyla, yurtseverliği ile bilinen biriydi. İki oğlunun kemiklerini bulamadı. Çok istedi çocuklarına ait bir mezarın olmasını. Bayramda gideceği bir mezar isterdi. Nerede bir isimsiz mezar ya da mücadelede yaşamını yitirenin mezarını görse uzun uzun dua ederdi” dedi.
Canından üç parça verdi
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025’te yaptığı tarihi Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’na ait görüntüleri babasının gördüğünde uzun bir süre ağladığını kaydeden Altürk, “Babam Sayın Abdullah Öcalan’a son derece bağlıydı. O görüntüleri görünce bir saat sadece ağladı. Onu böyle ağlarken daha önce görmemiştim. Uzun uzun baktı o görüntülere. Üç çocuğunu yitirdi hep ‘Barış’ dedi. Sayın Abdullah Öcalan’ın uzattığı barış elinin yukarıda bırakılmaması gerektiğini hep söylerdi. Ömrü barışı görmeye yetmedi. Kimse ölmesin isterdi. Canından üç parça verdi, bazı aileler daha fazla bedel ödedi. Barış onun en büyük hayaliydi. Buna hasret yaşadı. Barış olsun, insanlar ölmesin” şeklinde konuştu. ŞIRNEX