Kadınlar isyanın merkezinde

Kadın Haberleri —

İran protesto/ foto:AFP

İran protesto/ foto:AFP

Protestolarda kadınlar, cesur ve öncü bir rol oynadı:

  • Kadın öğrenci yurtları, istihbarat ajanları ve sivil polislerin ilk hedefleri arasındaydı
  • Şiraz’da kadınlar sokakları kapattı
  • Kirmanşan’dan Tahran’a kadınlar eylemlerini kesintisiz sürdürdü
  • Anneler, yaşlı ve genç kadınlar nesiller arasında güçlü bir dayanışma köprüsü kurdu.

REWŞAN DENİZ

Tahran çarşı esnafı, 28 Aralık 2025’te ekonomik çöküşe karşı grev ve protesto başlattı. Bu hareket kısa sürede tüm İran’a ve Rojhilat’a yayıldı. Ocak 2026 boyunca 31 eyaletin tamamında gösteriler düzenlendi. Özellikle 8-9 Ocak gecelerinde Tahran, Meşhed, İsfahan, Şiraz ve diğer büyük şehirlerde on binlerce kişi sokaklara döküldü. Rejim, interneti tamamen keserek ağır makineli tüfekler, keskin nişancılar ve zehirli gazlarla kitlesel katliamlar gerçekleştirdi.

İnsan hakları örgütleri (HRANA, Amnesty International, Birleşmiş Milletler raporları) doğrulanmış ölü sayısını 6 bin  üzerinde gösterirken, rejim resmi olarak 3 bin 117 ölü açıkladı. Bazı bağımsız kaynaklar ise ölü sayısını 30 bine yakın olduğunu belirtiyor.

Korku perdesini yırtan kadınlar

“Jin Jiyan Azadî” isyanı, 2022’de Kürt genç kadın Jîna Emînî’nin ahlak polisi tarafından dövülerek öldürülmesiyle başlamıştı. O günden beri binlerce kadın gözaltına alındı, birçoklarının akıbeti hâlâ bilinmiyor. Birçoğu idam edildi. Ancak direniş hiç bitmedi.

Bugün halk, ekonomik çöküşe, zamlara ve rejimin baskılarına karşı yeniden sokaklara döküldü. Özellikle kadınlar korkusuzca seslerini yükseltiyor. Bu, korku perdesinin tamamen yırtıldığının en güçlü kanıtı.

Bir kez daha belirleyici oldular

Son protestolarda da kadınlar hak taleplerini yine yükselttiler; idam cezasının özellikle kadınlar üzerindeki uygulanmasının kaldırılmasını, rejimin tüm sistem ve politikalarının değişmesini, ekonomik çöküşün son bulmasını istediler. Bu protestolar, 2017, 2019 ve 2022’deki hareketlerden belirgin şekilde farklıydı. Kadınlar ve erkekler, gençler ve yaşlılar, çoğu zaman bütün aileler birlikte sokaklardaydı. “Bu yıl kan yılıdır; Seyyid Ali (Hamaney) devrilecek”, “Özgürlük, özgürlük, özgürlük” ve “Şah da olsa mollaların lideri de olsa zalime ölüm” sloganları, rejimin devrilmesi ve özgür-demokratik bir İran talebini özetliyordu.Fars, Kürt, Beluç ve Azerbaycanlı kadınlar kendi bölgelerinde özellikle dikkat çekti. Sokaklardan cenaze törenlerine, gece eylemlerinden barikatlara kadar her alanda öncü oldular. Sokaklardaki varlıklarından öncülüğe, cenaze törenlerinden gece eylemlerine kadar her alanda aktiftiler ve çoğu zaman sloganları onlar yönlendirdi. Anneler, yaşlı kadınlar ve genç kadınlar nesiller arasında canlı bir köprü oluşturdu.

Yurtlardan barikatlara

Kadınların aktif rolleri nedeniyle yurtlar ilk hedef oldu:

* 31 Aralık 2025’te Tahran Melli Üniversitesi kadın yurduna baskın düzenlendi; en az üç öğrenci gözaltına alındı

* Aynı gün Tahran Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğrenci Konseyi Sekreteri Sarira Karimi tutuklandı

* İsfahan’da Naqsh-e Jahan Meydanı’nda oturma eylemi yapan kadınlara biber gazı sıkıldı

* Tahran’da gözaltına alınan altı genç kadın, Evin Cezaevi kadın koğuşuna gönderildi.

Rejim şehirleri ve üniversiteleri kapattı, öğrencileri yurtlardan çıkardı; ancak isyan durmadı, daha fazla şehir katıldı.

3 Ocak 2026’da Hamaney çıkıp “Haydutlarla konuşmanın faydası yok, haydutlar yerlerine konulmalı” dedi ve daha fazla şiddet tehdidinde bulundu. Buna rağmen eylemler sürdü:

* Meşhed’de “Diktatöre ölüm” sloganlarıyla kadınlar öncülük etti

* Kadınlar, Bandar Abbas’ta grupları harekete geçirdi

* Tehransar’da 200 kadın “Özgürlük, özgürlük” diye yürüdü

* Şiraz’da kadınlar sokakları kapattı

* Saravan’da kadınlar caddeleri doldurdu

* Karaj ve Şahrekord’da kadınlar su topu araçlarının önüne geçerek barikatları aştı.

foto:AFP

Meydan okuyan bir ruh

Bir görgü tanığı yaşananları şöyle anlattı:

“Kızlarımızın neler yaptığını hayal edemezsiniz. Sokakları kapatanlar kadınlar. Enghelab Caddesi’ndeki bütün metal bariyerleri söküp yolun ortasına attılar. Bir kadın, tekerlekli sandalyedeki eşini gösteriye götürüyordu. Anneleriyle gelen 7-8 yaşında çocuklar gördüm; anneler slogan atıyor, çocuklar tekrarlıyordu…”

Başka bir tanık ise Şiraz’daki durumu şu sözlerle özetledi “Katliama rağmen umut bitmedi. İnsanlar sonuç belirlenene kadar sokaklarda kalmaya kararlı. Kadınlar öncü yürüyor, ‘Diktatöre ölüm’ diye bağırıyor. Herkeste meydan okuyan bir ruh var.”

‘Devrilene kadar yürüyeceğiz’

8-9 Ocak geceleri onlarca şehirde sokaklar doldu taştı. Kadınlar ve erkekler, gençler ve yaşlılar “Şah da olsa mollaların lideri de olsa zalime ölüm” sloganını Tahran’dan Tebriz’e, Senendec’ten Kirmanşan’a taşıdı.

Zahedan’da Cuma namazından sonra Beluç kadınları diğer cemaat üyeleriyle birlikte sokaklara döküldü ve “Yoksulluk, yolsuzluk, zamlar – devrilene kadar yürüyeceğiz” diye haykırdı.

Anne kucağındaki bebeğe kadar

İnternet kesintisi ve Hamaney’nin tehditlerinden sonra katliamlar daha da yoğunlaştı. Ağır makineli tüfekler (DShK/Doçka), keskin nişancılar, zehirli gazlar kullanıldı. Baş, yüz, göz ve kalp hedef alındı; annelerin kucağındaki bebekler bile vuruldu. Ambulanslara ateş açıldı, hastanelere baskınlar düzenlendi, yaralılar infaz edildi. Aileler morglarda ve yıkama tesislerinde binlerce siyah ceset torbası arasında sevdiklerini aramak zorunda kaldı.

Uluslararası Af Örgütü “eşi görülmemiş ölçekte kitlesel yasadışı öldürme” tanımlaması yaparken, BM İran Özel Raportörü Dr. Mai Sato yaşamını yitirenlerin sayısını 5 bin –2 bin arasında tahmin etti. Bazı doktor kaynakları rakamı 30 bine yakın olduğunu belirtti. 

Cenazelerin karşılığında ‘kurşun ücreti’

Katledilenlerin cenazelerinin gizlice gömülmesi, ailelere cenazeleri teslim etmek için sözde “kurşun ücreti” talep edilmesi, ailelere çocuklarının Basic üyesi olduğunu söylemeye baskı yapılması ve anma törenlerinin engellenmesi bu felaketin insani boyutları arasındaydı.

Golaleh Mahmoudi Azar’ın ailesi cenazeyi almak için 700 milyon tümen ödemeye zorlandı ve kızlarının yüzünü sadece üç dakika görmelerine izin verildi. Cenaze torba içinde gömüldü.

22 yaşındaki sanat öğrencisi Robina Aminian’ın (arkadan yakın mesafeden vurulmuştu) ailesi Kirmanşan’dan Tahran’a giderek kızlarının cenazesini tanımlamak ve almak istedi ancak çok sayıda güvenlik engeliyle karşılaştı.

‘Son darbe için hazırız’

Protestolar sırasında bir pellet mermisiyle (kuru sıkı) yaralanmış protestocu şunları söyledi: “Bu pelletlerden yüz tanesini bile alabiliriz ama mollaları kovacağız. Rejim interneti ve devlet medyasını korku hoparlörü yapmaya çalışıyor. İnanın bana, hiçbir etkisi yok… Buradaki devrimci ruh mutlak. Herkes son darbe için hazır.”

Başka bir protestocu ise yaşanan şiddete dikkat çekerek şunları ifade etti: “Evet, çok kişiyi öldürdüler ve çok kişiyi tutukladılar ama milyonlar hâlâ özgür. Halkın büyük ruhunun sesi olun. Bu isyanın iniş çıkışları var ama söndürülemez.”

 

* * *

Cezaevleri: sesizlik, baskı ve belirsizlik

Protestoların başında gelen ilk raporlar, gözaltına alınan kadınların Evin Cezaevi’nin kadınlar bölümüne nakledildiğini gösteriyor. Bu bölüm, daha önceki raporlarda da siyasi tutuklular tarafından tarif edildiği üzere son derece kötü koşullara sahip. İçeriden gelen bilgilere göre 80’den fazla kadın protestocu bu bölüme götürüldü. Tutuklular neredeyse her gün sorguya çağrılıyor, ancak bazıları bir daha bölüme dönmüyor ve ne yerleri ne de fiziksel/psikolojik durumları hakkında bilgi veriliyor. Aileleri ise genel bir sessizlik içinde yaşıyor ve cezaevi yetkililerinden net cevap alamıyor. Evin Kadınlar Bölümü’ndeki aşırı kalabalık nedeniyle tutuklular yere serilen yataklarda uyumak zorunda kalıyor, en temel ihtiyaçlardan bile yoksun bırakılıyorlar. Bazıları günlerdir temiz kıyafet alamıyor, kişisel eşyalarına erişemiyor ve talepleri karşılıksız kalıyor.

Evin’den Şiraz’a

Protestolar sırasında gözaltına alınan yaklaşık 150 kadın Şiraz Adil Abad Cezaevi’nin kadın siyasi bölümüne nakledildi. Bilgilere göre bunların büyük kısmı lise ve üniversite öğrencilerinden oluşuyor. Şiraz’daki bu bölüm normalde en fazla 30 kişiyi alabilecek kapasitede. Bu yüzden bazı siyasi kadın tutuklular, cinayet, hırsızlık ve uyuşturucu suçlularının tutulduğu diğer odalara gönderildi.

18 yaş altı tutuklamalar

15 Ocak 2026’da İran Halk Mücahitleri Örgütü (PMOI/MEK), 7-24 Ocak tarihleri arasında İran genelindeki halk protestoları sırasında 50 binden fazla kişinin gözaltına alındığını duyurdu. Tutuklananlar arasında uluslararası hukuka göre çocuk sayılan 18 yaş altı gençler de bulunuyor.

Bu yaygın gözaltılarla birlikte işkence, zorla itiraf almak için baskı ve temel hakların inkarı artıyor; ağır cezalar ve idam korkusu yaygınlaşıyor.

İnternetin kesilmesi, iletişim araçlarının engellenmesi, ailelerle görüşmenin yasaklanması, tıbbi hizmetlerin sunulmaması, aşırı kalabalık ve bağımsız avukatlara erişimin engellenmesi gibi uygulamalar diğer cezaevlerinde de sistematik olarak görülüyor. Ailelere sadece yargı tarafından atanan avukatları kullanabilecekleri söyleniyor.

 

* * *

Korkunun örtüsü: İdam

İran rejimi kadınların sesinden ve direnişinden hâlâ korkuyor. ‘Jin Jiyan Azadî’ serhildanın korkusu hâlâ rejimin üzerinde.

Şüphesiz İran rejiminin bu tür eylemleri durmadı. 2026’nın ilk aylarında 7 kadın idam edildi.

* Tayibe Hekmet: 6 Ocak 2026 sabahı Zencan Merkez Cezaevi’nde idam edildi.

* Suheyla Azizi: 7 Ocak 2026 sabahı Meşhed Vekil Abad Cezaevi’nde Suheyla Azizi idam edildi.

* Akram Rezayi: 13 Ocak 2026 günü Reşt Cezaevi’nde idam edildi.

* Kimya Hani: 19 Ocak 2026 sabahı İsfahan Cezaevi’nde idam edildi.

* Leyla Cudki: 25 Ocak 2026 sabahı Kum Cezaevi’nde idam edildi.

* Mahnaz Roshani: 31 Ocak 2026 günü İsfahan'daki Dastgerd Hapishanesinde idam edildi.

* Şahla Dowlatabadi: İran'ın güneyindeki Kerman Hapishanesi'nde, 9 Şubat günü idam edildi.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.