Kürdistan dağlarında gerillaya katılım gösteren gençler ya da her yaştan kişiler, temel eğitimlerini yüzde 70’i siyasal ve ideolojik yüzde 30’u da askeri olarak görürler. Yaşamın her anı ise siyasal ve ideolojik eğitimdir. Tarih ve toplumsal bilinci gerillanın temel yapı taşını oluşturur. Gerilla gruplarının yeni savaşçı eğitim devreleri ile oluşan onlarca kamplarında Kürdistan, bölge ve dünya halklarının özgür ve ortak yaşamı için mücade etmek temel hedeftir.

HRK ile başlayan ARGK ve HPG olarak Kürdistan dağlarında gerilla mücadelesini yürütenlerin hedefi, Kürt halkının Kürdistan ülkesinde ve Ortadoğu’da diğer halklarla birlikte özgür ve kardeşçe yaşamaktı. Kürtler üzerindeki inkar ve asimilasyon politikalarını durdurmak, imha girişimlerine son vermek için de “zor”u kullandılar. Onlar dağlara çıkarken, gerilla birliklerine giderlerken, bitirdikleri eğitimin sonunda şu yemini ederler;
“Li dijî her awayî desthilatdariya li ser gelê kurd, û li dijî paşverûtiya herêmî, bi mebesta jiyankirina pradîgmaya civaka demokratîk, ekolojîk û azadixwaziya zayend, ezê ji bo çareseriya demokratîk, ezê bi ala xwe û çeka xwe girêdayî bim, ez li se rûmeta xwe ya mirovatiyê û şerefa xwe soz didim. 
Li ser vî esasî di serî de şehîdên şoreşê yên Kurdistan û cîhanê, ez carekî din soz didim Rêber Apo, hemû berxwedêrên li çiya û zindanan û tevahiya gelê Kurd.”
Türkçesi şudur;
“Kürt halkı üzerinde kurulan her türlü iktidara ve bölgesel gericiliğe karşı, demokratik, ekolojik ve cinsiyet özgürlükçü toplum paradigmasını yaşatmak için, demokratik çözüm için, silahıma ve bayrağıma bağlı kalacağımı insanlık onurum ve şerefim üzerine; bu esas üzerinden başta dünya devrim şehitlerine, Önder Apo’ya, dağ ve zindan direnişçilerine,  halkımıza hazır bulunan arkadaşların huzurunda söz veriyorum!”
Gerillalar… Şimdilerde herkes onları konuşuyor. Onlardan söz ediyor… Kürdistan dağlarında on yıllardır yüz yıllık Kürdistan halkının özgürlüğü için her koşulda çarpışarak, direnek bedel ödedi onlar… Kimilerine göre eşkiya, kimilerine göre asi, kimilerine göre silahlı militan. Halkın tanımına göre ise özgürlük savaşçılarıdır… Sırtlarında binlerce yıllık insanlık tarihinin yükünü taşıyor o gerillalar…
On binlercesi on yıllardır süren savaşta yaşamını yitirdi. On yıllardır efsaneleşerek hala dağlardalar. Zindanlarda olanlar da var, sürgünde olanlar da. Kolunu, bacağını, gözünü, elini kaybeden binlerce gazisi de… Hepsi ateşin çemberinden geçti. Büyük bedel ödedi ve bu bedele karşılık bir halkın tarihini, kimliğini ve toplumsallığını korudular. Yok sayılan halkı, yitik olan bir ülkeyi ve halkı  var ettiler. Eşit olmayan imklara rağmen göğüs göğüse fedaice savaştılar. Yeni ahlak ölçüsü, toplumsal değerler yarattılar. Bir halk çocuklarına artık onların adını veriyor ve onlar üzerine yeminler ediyor. Hepsinin esin kaynağı, katılım gerekçesi Abdullah Öcalan’dır. Yani önderleridir, onun kurduğu PKK’dir, ülkelerine ve halklarına olan bağlılığıdır.
Herkes şimdi onları “Geri Çekilme” adı altında kendi ülkelerinin bir yerinden başka bir yere nasıl gideceğini ve ellerindeki silahları ne yapacaklarını tartışıyor… Ama onlar şimdi vakur, sabırlı ve bilge duruşlarıyla dağların zirvelerine yakın yerindeler. Kendilerine özgü patikalarda yürüyor, dağlarda bir halkın özgürlük baharını yaşıyorlar. Dağları kendilerine seçenek haline getiren koşulların farkında oldukları gibi siyaset zemininde bir halkın özgürlüğünün nasıl sağlanacağının yol yöntemlerini de çok iyi biliyorlar.
Yani gerillalar şimdi de o yeminin “Kürt halkı üzerinde kurulan her türlü iktidara ve bölgesel gericiliğe karşı, demokratik, ekolojik ve cinsiyet özgürlükçü toplum paradigmasını yaşatmak için, demokratik çözüm için” olan bölümünü yani siyaseti yürütme görevini yürütmek için kendilerini hazırlıyorlar.