• Dr. İlhami Özcan Aygun, salgının tarımda da etkisini göstereceğini söyleyerek, gıda kıtlığı riskine dikkat çekti.

CHP Tekirdağ Milletvekili Dr. İlhami Özcan Aygun, çiftçiye destek verilmemesi halinde toplumun aç kalma riskiyle karşı karşıya kalacağını, zaten buğdayda tehlike çanlarının çalmaya başladığını söyledi. İzmir Tarım Grubu Dönem Sözcüsü Dr. Pınar Nacak da virüsle mücadele sürecinde her vatandaşın yeterli gıdaya erişim hakkı olduğunu dile getirerek, yaklaşan tehlikeye dikkat çekti.

Dr. Aygun, çiftçinin açlığa mahkum edildiğini, 2020 yılı tarımsal destekleri verilmesi gerekirken 2019 yılı ödemelerin daha yeni yapılabildiğini, bu ödemelerde de elektrik borcu olan çiftçilerin destek alacaklarına bankalarda bloke konulduğunu hatırlattı.

Aygun, para kazanamadığı için icralık duruma düşen çiftçilerin hesaplarına bloke uygulandığı için mazot, gübre, prim desteklerini ya alamadığını ya da borcuna karşılık kesildiğini belirtti. Aygun, çiftçinin koronavirüsü salgını ile tam bir çıkmaza girdiğini kaydetti. Sözcüden Erdoğan Süzer’e konuşan Aygun, “Borç-harç içindeki çiftçi şimdi de hijyen masraflarını karşılamak durumunda. Sağlık sektörünün ardından en yaşamsal sektör gıda sektörüdür. Çiftçiye destek vermezsek aç kalırız, yakında raflar boşalınca bunu net bir şekilde herkes anlayacak” dedi.

Yüzde 20’ye varan kayıp

Bu yıl soğuklar nedeniyle patateste, yağış azlığı ve kuraklık nedeniyle pirinçte yüzde 20'ye varan ürün kaybı olabileceği uyarısını yapan Millevtekili Aygun, çeltik kurullarınca su yetersizliğinden ve kuraklıktan dolayı Trakya'da çeltik sahalarında pirinç üretimine izin verilmediğini bildirdi. Aygun, “Pirinçte net ithalatçı konumundaki ülkemiz, salgın ortamında yurtdışından ithalat da yapamama riski ile karşı karşıyadır. Tüm ülkeler kendi vatandaşının karının doyurma derdine düşmüştür” şeklinde konuştu.

Hububatta sıkıntı

Dr. İlhami Özcan Aygun, 2001'de nüfus 66.4 iken buğday üretiminin 19 milyon ton, 2019'da nüfusun 83.1 milyona ulaşmasına rağmen üretiminin 19 milyon tonla sınırlı kaldığına dikkat çekti. Aygun, şunları paylaştı: “Buğday, kuru fasulye, mısır, arpa, mercimek ve ayçiçeğinde yeterli değiliz. 2019'un ilk 11 ayında 26 bin 474 ton kuru fasulye, 862 bin ton pamuk, 273 bin 873 ton mercimek ithalatı yapıldı. Yeterli olduğumuzu iddia ettiğimiz buğdayda ise 2019 yılında 9.8 milyon ton ithalat yapıldı. Bu rakam, 19 milyon ton olan üretimin yüzde 52'si kadar. Türkiye buğdayda kendi kendine yeterli değil.”

5 konuda çağrı

İzmir Tarım Grubu Dönem Sözcüsü Dr. Pınar Nacak da gıda tedarik zincirinde, özellikle gıda lojistiğinde yaşanan sıkıntıların sektörün uzman ve paydaşları arasında ‘Gıda Kıtlığı’ ve hatta ‘Açlık” endişesi yarattığını dile getirdi.

Sağlık sektörü ve sağlık çalışanları nasıl hayati bir öneme sahip ise tarım ve tarımda çalışanların da stratejik öneminin büyük olduğunu vurgulayan Nacak, 5 konunu altını çizdi:

  • Tarımsal üretimin devamlılığı açısından, temel ürünlerde arz ve tedarik planlaması yapılması için İl Pandemi Kurulları’na bağlı çalışacak İl Tarım Kurulları oluşturulmalı. Bu kurullar aracılığı ile “Tarladan-Sofraya” süreçleri iyileştirmek için acil eylem planları uygulamaya geçmeli.
  • Nisan-Mayıs dönemi ekim-dikim dönemidir. Çiftçilerimizin yaş ortalaması yüksek. Çiftçilerin ve tarımda çalışanların sağlıkları korunarak üretime devam etmeleri sağlanmalı. Gübre, mazot ve elektrik fiyatlarında bu süreçte yüzde 50 veya daha fazla indirim sağlanmalı. Sıfır faizli kredi uygulamasına geçilmeli. Hayvansal üretim; öncelikli sektör ilan edilmeli ve acil destek planı hazırlanmalı. Hayvan bakımı, yem üretim/tedariki ve sütte tedarik zincirinde olası sıkıntıların önüne geçilmeli.
  • Buğday ve ürünleri, bakliyatlar, bitkisel yağlar, süt, süt için yem bitkileri, meyve sebzeler stratejik ürünlerdir. Kritik öneme sahip ürünler için bu üretim sezonunda üretimi teşvik edecek destek primleri verilmeli. Çiftçilerin kredi anapara ve faiz ödemeleri faizsiz olarak ertelenmeli.
  • Tarım ürünlerinde yaşanan suni fiyat artışları, tüketici mağduriyeti yaratırken diğer taraftan ihracatın önemli ölçüde yavaşlaması, restaurant vb işletmelerin taleplerinin azalması, lojistik gibi sorunlar nedeniyle çiftçiler kazanç değil kayıp yaşamaktadır. En büyük tehlike pazara hazır ürünün tarlada kalmasıdır. Bu nedenle, yerel yönetimlerin desteği, ziraat odalarının ve kooperatiflerin koordinasyonu ile çiftçiden tüketiciye doğrudan satış organizasyonları planlanmalı. Kontrollü üretici pazarları koordine edilerek üreticiye lojistik desteği verilmeli.
  • Gıda Egemenliği politikası oluşturulmalı, toplum sağlığı gözetilerek bölgesel bazlı üretim planları acil olarak yapılmalı.   ANKARA/İZMİR