- AfD’nin sınır dışı politikalarıyla seçim zaferine doğru ilerlediği Saksonya-Anhalt’ta göçmenler, “kalmak mı, gitmek mi” konusunda acı verici bir seçimle karşı karşıya.
REWŞAN DENİZ
Saksonya-Anhalt eyaleti, 6 Eylül’de yapılacak seçimlerle Almanya’nın siyasi gündeminin merkezine yerleşecek. Yapısal sorunların yaşandığı eyalette, aşırı sağcı AfD’nin Almanya’da savaş sonrası dönemde ilk kez bir eyalet hükümetinin başına geçebileceği endişesi yaşanıyor.
Dikkatler, AfD’nin anketlerde yüzde 40’ın üzerindeki seçmen desteğine çevrilmiş durumda. Buna karşılık, eyaleti uzun yıllar yöneten CDU yüzde 23–26 bandında seyrediyor. Sol Parti yüzde 13, SPD ise yalnızca yüzde 6 seviyesinde. Yeşiller ve FDP’nin parlamentoya girip giremeyeceği ise belirsiz.
En çok endişelenenler ise göçmenler. Üç yıl önce oğluyla birlikte İran’dan Saksonya-Anhalt’a iltica eden 44 yaşındaki Fatemeh, “Oğlumu ve başımıza neler gelebileceğini düşünmeden duramıyorum” diyor.
Sığınma başvurularına ilişkin nihai kararı beklerken Fatemeh, oğlunun yetenekli bir sporcu olarak gelişmesini ve araç tamir etme konusunda beceri kazanmasını istiyor. Ancak Saksonya-Anhalt siyaseti hayatlarının üzerinde bir tehdit olarak duruyor. Bu, savaş sonrası döneme ait bir tabunun yıkılması ve Fatemeh ile oğlunun kaderinin, “ilk günden itibaren” sınır dışı işlemlerini başlatma sözü veren AfD’nin ellerine bırakılması anlamına gelebilir. The Guardian’a konuşan Fatemeh, “Bizi İran’a geri gönderebilirler. Din değiştirmiş bir Hristiyan olarak bu, benim için ölüm cezası anlamına gelebilir” diye ekliyor.
Eyaletteki göçmen örgütlerini bir araya getiren çatı kuruluş Lamsa’dan Undra Dreßler, kendilerine her gün telefonlar geldiğini söyledi ve ekledi: “İnsanlar gerçekten endişeli ve korkmuş durumda. Göçmen kökenli insanlar açısından bu oy, onların var olma hakkı ve güvenliğiyle ilgiliymiş gibi hissediliyor.”
Göçmen karşıtı vaatler
AfD’nin Saksonya-Anhalt için hazırladığı sayfalarca uzunluktaki manifesto, göç yaklaşımında “tamamen, 180 derecelik” bir değişiklik vaat ediyor. Bu vaatler arasında mülteci çocukların ayrı eğitim görmesi, entegrasyon için ayrılan fonların yeniden göç konusuna odaklanan bir birime aktarılması ve federal yetkililere Ukraynalıları savaş mültecisi olarak tanımayı bırakmaları çağrısında bulunulması yer alıyor.
Dreßler’in örgütü Haziran ayında Almanya’nın diğer 15 eyaletine çağrıda bulunarak seçimden sonra Saksonya-Anhalt’tan gelecek mültecileri kabul etmeye hazırlanmalarını istedi. Dreßler’in “Bu bir önlem, Buradaki toplumsal atmosfer zaten son derece gergin. Seçimlerden sonra ne olacağını bilmiyoruz” dedi.
İki yıldır gergin
Saksonya-Anhalt’ta gerilim, 2024’ün sonlarından bu yana yüksek seyrediyor. O dönemde Suudi Arabistanlı bir adam Magdeburg’da kalabalık bir Noel pazarına arabasıyla dalarak altı kişiyi öldürmüş ve yüzlerce kişiyi yaralamıştı. Sağcı çevreler, uzun süredir sanayisizleşme ve nüfus kaybının etkisi altında olan bir eyaletteki sorunların sorumlusu olarak göçmenleri ve azınlıkları hedef göstermeye başladı. Saldırının ardından ırkçı saldırılara ilişkin bildirimler hızla arttı.
Dreßler, “2025’in ortalarına gelindiğinde, yalnızca 2024 yılının tamamında aldığımız kadar ırkçı hakaret ve saldırı bildirimi almıştık. Sağdaki güçler güçlendikçe, gündelik ırkçılık ve ayrımcılık da günlük hayatın bir parçası hâline geldi” diye ekledi.
Eyaleti terk etmeyi düşünüyorlar
Magdeburg’daki Entegrasyon ve Göç Danışma Konseyi’nin yönetim kuruluna başkanlık eden Ketevan Asatiani-Hermann, yakın zamanda yapılan bir araştırmanın Saksonya-Anhalt’ta göçmen kökenli insanların yüzde 80’ine kadarının ayrılmayı düşündüğünü gösterdiğini söyledi.
Saksonya-Anhalt, nüfusu hızla azalan bir eyalet ve yüzde 48,2 olan ortalama yaşı Almanya’daki en yüksek seviye. Asatiani-Hermann, “Saksonya-Anhalt göçmenlere bağımlı durumda ve bu nedenle onların burada kalması kesinlikle gerekli” ifadelerini kullandı. Yabancı uyruklular eyalet nüfusunun yaklaşık yüzde 9’unu oluşturuyor, ülke genelindeki oran ise yaklaşık yüzde 15. Bu kişilerin birçoğu konaklama sektörü ve yaşlı bakımı gibi alanlarda kritik bir rol oynuyor.
İş yükü sırtlarında
Eyaletin Tabipler Birliği Mayıs ayında, Saksonya-Anhalt hastanelerinde çalışan doktorların dörtte birinden fazlasının, yani yüzde 27,1’inin Alman pasaportuna sahip olmadığını açıkladı.
41 yaşındaki İranlı sağlık görevlisi Hamid, “Göçmenler sağlık hizmetlerinin çok büyük bir bölümünü oluşturuyor. Onları sistemden çıkarırsanız, bütün sistem çöker” uyarısını yaptı.
Dini özgürlükler de hedef
Magdeburg’daki sinagogda, 1938’deki bir pogrom sırasında yıkılan eski sinagogun günümüze ulaşan birkaç fotoğrafından birini gösteren bir duvar resminin bulunduğu aydınlık giriş bölümünde insanlar, AfD’nin çoğunluğu elde etmesi hâlinde yaşanabilecek sorunları sıraladı.
AfD, okul müfredatlarına da müdahale edeceğini vaat ediyor. Sinagogun hahamı Igor Mendel Itkin’e göre bunun altında, Otto von Bismarck’ın Almanya’yı birleştirmesine kıyasla Nasyonal Sosyalizmin yükselişi ve Holokost’a daha fazla odaklanılmasının, yaşananların suçluluğunu mevcut nesle yüklediği varsayımı yatıyor. Saksonya-Anhalt AfD’sinin manifestosuna dikkat çekti. Manifestoda Yahudi cemaatinden hiç söz edilmezken, eyaletteki 2 milyon kişinin yalnızca yüzde 2-3’ünün Müslüman olduğu belirtilmesine rağmen, İslam’ın “etkisini sınırlandırmak için tüm yasal imkanların tüketilmesi” vaat ediliyor.
AfD’nin kazanmasının Yahudi toplumu açısından karmaşık bir durum yaratacağını söyleyen Magdeburg Sinagog Cemaati’nden Maria Schubert, “Kazanırlarsa onlarla nasıl hareket edeceğimizi bilmiyoruz. Benim için bu hayal bile edilemez” dedi ve ekledi: “Bunu bir tehdit olarak görüyorum, çünkü bu yalnızca başlangıç olabilir. Almanya’nın diğer eyaletlerinde birçok kişi, işlerin başlaması için Saksonya-Anhalt’a bakıyor. Sonuçta, başlangıçta hiç kimse Hitler’i ciddiye almamıştı.”