Paris’te 13 Kasım gecesi yaşanan ve en az 130 kişinin canına mal olan DAİŞ menşeili kanlı saldırılarının ardından Fransız hükümeti, olağanüstü hal ilan ederek, ülke genelindeki gösterileri de yasaklamıştı. Pazartesi günü Paris'te başlayan Birleşmiş Milletler İklim Konferansı'nın (COP21) protestoları da yasaklandı. Pazar günü gösteri yapmak için Paris'te sokağa çıkanlara ise polis saldırdı, en az 278 gösterici gözaltına alındı. 


Hollande'a uluslarası çağrı

Gösteri yasağına ve polis saldırısına tepki gösten Fransa Climat 21’deki sivil toplum kuruluşları ve sendikalar ile Naomi Klein ve Susan George gibi önemli politik şahsiyetlerden oluşan uluslararası bir koalisyon ise Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande'a Paris’te başlayan COP21 görüşmeleri süresince yapılacak gösteriler üzerindeki yasağın kaldırılması çağrısında bulundu. Hollande'a gönderilen mektupta "Paris’te COP21 süresince hükümetinizin her türlü gösteriyi yasaklayan kararından dolayı derin bir endişe duyuyoruz. Bu, dünyanın sıradan vatandaşlarının seslerini duyurmalarını ve daha parlak bir gelecek kurmak için gerekli olan politik alanı yaratmalarını son derece zorlaştıracaktır. Bunun COP’nin meşruiyeti sürecinin içini boşaltacağına inanıyoruz…Demokrasiye ve özgürlüğe bağlılığımızı duyururken demokrasi ve özgürlükten uzaklaşmamalıyız. Barışçıl bir dünya ancak eşitlik, dayanışma ve sürdürülebilirlik üzerine kurulabilir. Bunu Paris’te ifade edebilmeliyiz” denilerek yasağın kaldırılması talep edildi. Mektup ayrıca herkesin imzalamaya çağrıldığı çevirim içi bir dilekçe haline getirildi. 


Kimler çağrı yaptı?

Mektubu imzalayarak Hollande'a çağrı yapanlar arasında Yazar Naomi Klein, Yapımcı Avi Lewis, Araştırmacı ve Yazar Shalmali Guttal, Yazar Susan George, Küresel Adalet Şimdi ( Global Justice Now ) Direktörü Nick Dearden, Paris’teki gösterileri düzenleyen STK'lerden biri olan Attac France’ın sözcüsü Thomas Coutrot ile Fransa Climat 21’deki sivil toplum kuruluşları ile sendikalardan olan kırkı aşkın grup ile Brezilya, İspanya, İskoçya, Türkiye, Japonya, Bolivya, Hindistan, ABD, Kore ve Birleşik Krallık gibi ülkelerden İklim Zirvesi protestolarına katılmak için Paris'e gelen sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri de bulunuyor.


İnsanların sesi duyulmalı

Mektubu imzalayanlar arasında bulunan Küresel Adalet Şimdi Direktörü Nick Dearden, "Dünyanın her köşesinden binlerce insan günümüzün en acil sorunlarından biri olan iklim değişikliği tehdidi konusunda seslerinin duyulması için Paris’e akın ediyor. İklim görüşmeleri süresince sivil toplumunun güçlü katılımının bulunması ve dünya liderlerinin bu konuda nasıl davranacaklarına göre bundan sorumlu tutulmaları çok önemli" dedi. 


Saldırılara karşı dik durulmalı

Dearden ayrıca gösteri yasağı ile DAİŞ'in ekmeğine yağ sürüldüğünü belirterek, "Paris’te gördüğümüze benzer acımasızlıkları yapan teröristlerin amaçlarından biri de, sıradan insanların hayatlarını alt üst etmeye ve yoldan çıkarmaya çalışmalarıdır. Fransız otoriteleri futbol maçı gibi kamuyla ilgili olaylara ilişkin ‘hayat devam etmeli’ dediler ve biz de Cumhurbaşkanı Hollande’ı benzer bir mantık kullanarak, BM görüşmeleri süresince iklim değişimi gibi hayati öneme sahip konularda insanların temel hakkı olan protestoya izin vererek bu saldırılara karşı dik durmaya çağırıyoruz" diye konuştu. 


Hükümet saldırıları kullanıyor 

Paris’teki gösterileri düzenleyen STK’lerden biri olan Attac France’ın sözcüsü Thomas Coutrot da "Fransız otoriteleri 13 Kasım cinayetlerinin neden olduğu sarsıntıyı ülke genelinde, hatta hiçbir terörist tehdidin olmadığı küçük şehirlerde dahi, yapılacak gösterilere engel olmak için kullanıyorlar. COP 21’in sonuçları ve onun etkili bir şekilde iklim değişimi ile mücadele etmede muhtemel başarısızlığı karşısında bizim sessiz kalmamızı mı istiyorlar? Attac ve iş ortakları olarak, sesimizin susturulmasını önlemek için sonuna kadar direneceğiz" diye konuştu. 


 HABER MERKEZİ




Zirvede uzlaşı sağlanacak mı?


Paris'te pazartesi günü başlayan ve hala devam eden BM İklim Zirvesi'ne 150 ülkenin devlet ve hükümet temsilcileri katılıyor. 11 Aralık'a kadar sürecek olan zirvede, iklime zararlı sera gazı salınımının azaltılması ve küresel ısınmayı 2100'e kadar iki derece ile sınırlandırması öngörülen bir uluslararası iklim sözleşmesi imzalanması hedefleniyor. Amaç sera gazı emisyonlarını azaltarak iklim değişikliğinin getireceği olası felaketlerin önüne geçmek. BM verilerine göre, şu ana kadar 183 ülke iklim hedeflerini sundu. Paris’te üzerinde uzlaşılması gereken üç temel konu var; öncelikle anlaşma uzun vadeli bir iklim mücadelesine ve uzun vadede dekarbonizasyona dair hükümler içerip içermeyeceği, sonrasında ise ülke iklim politikalarının nasıl takip edileceği ve yapının şeffaflığı en son olarak ise iklim değişikliği ile mücadeleye ayrılacak finansman ve bu finansmanın nasıl dağıtılacağı. BM İklim Zirvesi'nin pazartesi günü yapılan ilk gününde liderler sera gazı emisyonunun azaltılması için küresel bir uzlaşma sağlanması yönündeki çağrılarını yineledi. Ancak kalkınmakta olan ülkeler ile sanayi ülkeleri arasındaki uçurum büyük. Çevreciler ile uzmanlar da İklim Zirvesi'nin daha öncekiler gibi başarısızlığa "mahkum" olduğu görüşünde. Zira dünya devletleri son 20 yıldır küresel iklim koruma anlaşması üzerinde anlaşamıyorlar. 1997 yılında imzalanan Kyoto Protokolü’nde bile bağlayıcı iklim koruma hedeflerine onay veren sanayi ülkelerinin sayısı 37’de kaldı. Uzmanlar gelişmiş devletlerin büyük sanayileriyle, atmosfere saldıkları sera gazlarıyla havayı aşırı derecede kirlettiklerini ancak iş mali ve çevresel sonuçları karşılamaya gelince hiçbir devletin elini taşın altına koymadığını belirtiyor. Uzmanlar, emisyon hedeflerinin pazarlığını yapmak yerine, karbondioksit emisyonu için bütün dünya için geçerli ve karşılıklılık prensibine dayanan tek bir fiyat saptanmasını öneriyor.