
Vahşet bodrumlarında katledilen Bayar ve Külte, Nur Mahallesi’nden ve yaşam öyküleri oldukça benzer.
Çıktığı evine bir daha dönemedi 10 çocuklu Külte Ailesi’nin en küçük çocuğu olan Hakkı Külte, AKP saldırılarının 14 Aralık tarihinde başlaması ile birlikte soluğu direnen arkadaşlarının yanında aldı. İkinci vahşet bodrumunda diğerleri ile birlikte mahsur kalan çocuk, bir daha evine dönemedi. Silopi’de kurulan geçici Adli Tıp Kurumu (ATK) morgunda annesi tarafından teşhis edilen cenazesi, diğerleri gibi yakılmıştı. Teslim alınan cenazesi Yafes Mahallesi’ndeki Çocuk Mezarlığı’nda onlarca zırhlı araç ablukası altında ailesinden sadece izin verilen 4 kişi tarafından son yolculuğuna uğurlandı.
Geçimlerini sağlamak için ailesinin yıllardır Karadeniz’de fındık işçiliğine gitmesi nedeniyle Külte, annesinin sırtındaki heybesinde, fındık bahçelerinde büyüdü. Son kuşatma ve saldırıların başlamasından hemen önce ise bir mobilyacının yanında çalışmaya başlamıştı. Annesi Güle Külte, saldırılar sırasında telefonla ulaşıp eve çağırdığı oğlunun kendisine “Beni boş verin. Ben eve gelemem. Siz evimizi terk etmeyin. Ben de olduğum yerden çıkabilirsem gelirim” dediğini anlattı.
‘Oğlumu tanıyamadım’
Cenazesini teşhis etmek için morga gittiğinde oğlunun tanınmayacak halde olduğunu aktaran annesi, oğlunun cenazesini aradığı o günleri ve cenazesini bulduğunda karşılaştığı tabloyu ise şu sözlerle anlattı: “Oğlumu bulmak için morgları gezdim. Güzel insanların hepsini katletmişlerdi. Kimseyi tanıyamıyordum. Bana bir cenaze gösterdiler. Bu senin oğlun dediler. Oğlumu da tanıyamadım. Oğlumun gözlerini oymuşlardı. Kafasındaki et parçaları çürümüştü. Saçları ve alnı dışında hiçbir şeyi sağlam kalmamıştı.”
Henüz ömrünün baharındaydı
Hakkı gibi saldırılar sırasında birinci vahşet bodrumunda katledilen Nusrettin Bayar da Cizre’de doğmuş, henüz ömrünün baharında 19 yaşında bir gençti.
8 çocuklu Bayar ailesinin en büyük çocuğu olan Nusrettin, 11. sınıf öğrencisiydi. Ailesinin zorluklar için büyüttüğü Bayar, çevresi tarafından mücadeleci kişiliğiyle tanındı. Hakkı Külte gibi emekçi bir ailenin çocuğu olan Bayar da inşaatta, tarım arazilerinde ve ailesi ile birlikte Karadeniz’deki fındık bahçelerinde de yıllarca işçi olarak çalıştı. Cizre’de kaldığı dönem de ise siyasi faaliyetlerden uzak durmayan Bayar, gençlik çalışmalarında yerini aldı.
‘İşgalci değildi’
Kente yönelik saldırıların başlamasıyla birlikte Bayar, “Evimizi terk etmeyeceğim. Mahallemi arkadaşlarımı bırakmayacağım. Kanımın son damlasına kadar Cizre’yi terk etmeyeceğim” diyerek, saldırılara karşı direnişi seçti. Vahşet bodrumlarında katledilmesi sonrası ailesine yanmış bedeni teslim edilen Bayar’ın annesi Feleknaz Bayar, kendisinden koparılan oğlunun ardından gözyaşları döküyor. Kendisinden koparılan oğlunun acısı içindeki anne, tepkisini ise “Oğlum kimsenin şehrini işgal etmeye gitmemişti. Kendi mahallesindeydi, şehrini, mahallesini ve sokağını savundu” sözleriyle dile getirdi.