MUTLAK RED
Kürdistan'da "illegal iktidar" olan Türkiye, son olarak "Erdoğan maskeli" yeni bir savaş süreci başlattı.
Adana, Mersin, Diyarbekir'den sonra Suruç'a katl mekanizmaları harekete geçti.
HDP kazandı. Erdoğan ve devlet kaybetti.
Son histerik çıkışların temelinde, "Kürt ve Kürdistan'ı mutlak red" var. Bunu defalaca yazıyorum:
Türk devletinin, eğer temel bir değişim olmazsa; anti-Kürt ve anti-komünist ayarı ebedidir.
Bam teline bastığınızda, cevabı tank ve toplardan alırsınız.
DAİŞ MASKELİ TÜRKİYE ve ABD
Türkiye'nin Suruç'dan sonra DAİŞ'e "saldırısı", DAİŞ'le anlaşmalı bir aksesuar kavgasıdır.
Türkiye'nin büyük illerinde ve Kürdistan'da örgütlenmesi devlet organları tarafından sağlanan DAİŞ'in komutası muhtemelen Hakan Fidan ve siyasi koordinatörlüğü de Akdoğan'a bağlıdır.
DAİŞ'ın burnunu kanatmadığı güç şimdilik, Erdoğan'ın adamları.
Türkiye güdümlü DAİŞ şimdilerde Erdoğan'a biat eden güçtür.
Bunu bilen ABD Suruç'tan sonra, savaş alanına dönüştürmek istediği Kürdistan'a ve hedef seçtiği Kandil'e müdahale eden Erdoğan rejimine "yeşil ışık" yaktı.
ABD siyasi hegemonyasını yayan mekanizmaları harakete geçirdi.
Böylece, Türkiye'nin PKK ile barış gürüşmelerini devam ettirmesi gerektiği yönünde açıklamalarda bulunan Merkel yönetimi, bu konuda ciddi müdahalede bulunmadı. Söz söylendi, öylece kaldı.
KENDİSİNİ SEVMEYEN KÖLELERDEN İNTİKAM ALMAK
Kürdistan'dan kovulan Erdoğan, kendisini sevmeyen kölelerinden intikam almak için, histerik nöbetler geçiriyor.
Ancak buna, Kürt ve Kürdistan'ı "mutlak red" eden devlet refleksini katarsanız;
Erdoğan'ın "sonu" görünür gibi.
Bu son bir manevradır.
Erdoğan'ın derdi, artık devletin hegemonyasını korumak değil, kendi sosyal yaşamını ve belki de fiziki yaşamını kurtarmaktır.
Asker ve polis gücü, başkalarının elinde olsa, Erdoğan, bir celsede "ömür buyu" ceza giyecek kadar, kabarık bir dosyayla birlikte, dolaşmaktadır.
AHMET HAKAN'DAN SİNYAL
Ahmet Hakan son iki yazısında, ciddi bir şekilde Selahattin Demirtaş'ı uyarmaktadır.
"Selahattin Demirtaş çapında ve zekasında bir siyasetçiden…" beklediklerini açıklayan Ahmet Hakan, eğer seviyorsa Demirtaş'ı, kimlerin Demirtaş'ı berteraf etmek için "düğmeye bastığını" alanen açıklamalıdır.
Ahmet Hakan, haklı olarak, hem Demirtaş ve hem de kendi yaşamına yapılacak kast konusunda kuşkuludur.
Daha da cesur davranıp, tarihi sorumluluğunu kamuoyuyla paylaşmalıdır.
TÜRKİYE'NİN İPİYLE KÜRDİSTAN KUYUSU'NA İNEN BARZANİ
Mesud Barzani'nin çıkmazda olduğunun altını çizmek istiyorum.
80'lerin sonunda aldığı Türk Pasaportu'nun bedelini ödemek mecburiyetinde bırakılmasını sağlayan güç Türkiye; bunu da biliyorum.
Hiçbir neden Barzani'nin, Başkan'ı olduğu Kürdistan'ı "korumak" için, Kuzey Kürdistan'ın Türkiye tarafından linç edilmesine, sessiz kalmasını haklı çıkaramaz.
Kürdistan'daki halkların birliği için hükümet olarak öncülük yapması gereken Barzani'nin, son olarak, Kuzey Kürdistan güçleri'nin Güney Kürdistan'ı terketmesi çağrısında bulunması, eğer, Ankara'yı yanıltma çabası değilse, zamanı geçmiş bir "siyasi intihar girişimi" olarak not ediyorum.
Tüm partilere ve Hükümetler'e: Kürdistan kuyusuna, Kürdistan düşmanlarının ipiyle inilmez!