Federe Kürdistan’da dün milletvekili seçimleri yapıldı. Katılım oldukça düşüktü. 111 sandalyeli Meclis için 29 listeden 773 aday yarıştı.
Federe Kürdistan halkı dün sandık başına gitmekte tereddüt etti. Dün öğleye kadar 3 milyon 85 bin 416 seçmenden yüzde 20 civarı oy kullanabildi.
Meclis seçimleri için oy kullanma işlemleri saat 08.00’den itibaren başladı, 18.00’e kadar devam etti. 3 milyon 85 bin 416 seçmenin, bin 240 merkezde oylarını kullanması bekleniyordu. Oy kullanma merkezlerinde 42 bin 170 sandık görevlisi yer aldı. 29 liste, parti ve koalisyondan 773 aday, 111 sandalye için yarıştı. 773 adaydan 241 biri kadın, 532’si ise erkek adaylardan oluşuyor.
Sandık başlarında sandık görevlilerin yanı sıra ulusal ve uluslararası gözlemciler de bulundu. Federe Kürdistan Bağımsız Yüksek Seçim Komisyonu seçim sonuçlarının 72 saat içinde açıklanacağını duyurmuştu.
Halk rağbet etmedi
Katılım oranının öğle saatlerine kadar çok düşük olduğu gözlendi. Resmi olarak açıklanmayan rakamlara göre, saat 08.00’den saat 12.00’ye kadar Süleymaniye’de seçime katılım oranı yüzde 14, Hewlêr’de yüzde 16, Halepçe’de ise yüzde 23’ti.
Seçim Komisyonu eleştirildi
Süleymaniye Yüksek Seçim Komisyonu Ofisi sorumlusu Rêbîn Ebubekîr, saat 14.00’te basın toplantısı yaparak, Süleymaniye eyaletinde bir milyon 134 bin kişinin oy kullanma hakkının bulunduğunu, ancak saat 12.00’ye kadar 167 bin 358 kişinin oylarını kullandığını kaydetti. Ebubekîr, Süleymaniye’de seçime katılım oranının yüzde 14 olduğunu söyledi. Rêbîn Ebubekîr, seçimlere az katılım nedeninin Federe Kürdistan Bağımsız Yüksek Seçim Komisyonu’nun aldığı kararlar olduğunu kaydetti. Ebubekîr, halkın oylarını kullanmaları için kolaylaştırıcı bir tutum içinde olmalarını istedi.
Komisyon geri adım atmadı
Seçim ve Referandum Bağımsız Komisyonu, Hewlêr’de bulunan binasında bir basın açıklaması yaptı. Komisyon yöneticisi Rêzan Reşid, “Komisyon kararları olduğu gibi duruyor. Alınan kararlar uygulanıyor. Oy kullanmaya gelen yurttaşlarda seçmen belgeleri olmak zorundadır. Belgelerin kopyaları kabul edilemez” dedi. Asayiş, polis ve muhtarların oy kullanma merkezlerine girmelerine izin verilmediğini ifade eden Rêzan Reşid, oy kullanma merkezlerine girmeleri halinde o sandığın oylarının iptal edileceğini belirtti.
BM gözlemcisi memnun
Seçim, birçok ulusal ve uluslararası kuruluş tarafından takip edildi. Halepçe’de oy verme işlemlerini takip eden Birleşmiş Milletler (BM) Temsilcisi Eli Welter, seçimlere ilişkin bir basın açıklaması yaptı. Welter, şunlar dile getirdi: “Biz seçim sürecini yakından takip edip veriler topluyoruz. Seçimler sona erinceye kadar süreci dikkatli bir şekilde takip edeceğiz. Komisyon üzerine herhangi bir şey söyleyemeyiz ancak seçim sonucunda kendi düşüncemizi açıklayacağız. Yaptığımız incelemeler sonucu seçim bu saat itibariyle iyi geçiyor. Her ne kadar bazı yerlerde küçük çaplı sorunlar ortaya çıkmışsa da komisyonun bu sorunların üstesinden geleceğine inanıyoruz. Ciddi herhangi bir sorunun olmaması için seçim komisyonu ile sürekli bilgi alış verişi yapıyoruz. Yurttaşlar istediği parti ve adaya oy verme konusunda özgürdür. Herhangi bir tarafın yurttaşlara baskı yapması kabul edilemez.”
Gazeteci Salaz: Projeleri yok
Uzun bir süredir Federe Kürdistan’da yaşayan Gazeteci Necmettin Salaz, söz konusu seçimlere hangi ortamda gidildiği ve olası sonuçları hakkında Mezopotamya Ajansı’nın (MA) sorularını yanıtladı. Salaz’ın değerlendirmeleri özetle şöyle:
Kürdistan’ın her tarafı gerek Araplar, gerek Türkler tarafından adım adım işgal ediliyor. Bu işgale karşı ciddi bir tepki ve direniş örgütlenmedi. Türkiye mesela Bradost’a girdi. Ekonomik kriz hat safhada sürüyor. Halkın durumu iyi değil. Geçim sıkıntısını atlatabileceklerine dair bir umutları yok. Halk umutsuz, iktidardan memnun değil. Siyasi partiler de projesiz seçime giriyor. Bir yandan işgal, bir yandan ekonomik kriz. Memurların dünya kadar birikmiş maaşları var. Bunların birçoğu evinde huzursuz. Eskiden üç maaş alma kapasitesi vardı ama şuanda bir maaşını bile zor alıyorlar. Aile cinayetleri var. Kadınlar öldürülüyor. Böyle bir ortam. Bugünden farklı bir şey olmayacak.
Tevgera Azadî’ye blokaj
Tevgera Azadî burada çözüm önerecek bir siyasi partiydi. Yurdun dört parçasına dair düşünceleri, ülkenin gidişatına ve ekonomik krize çözüm olacak projeleri vardı. Seçime sokmadılar. Şimdi sebebini çok iyi biliyoruz; Meclis’e girecek milletvekili her şeyi, Meclis’in perde arkasında neler olup bittiğini halka anlatacak. Ülkenin gelir kaynaklarının nerelere gideceğini halka anlatacaklarından çekindikleri için korktular ve bu yapıyı seçime sokmadılar.
Türkiye ile KDP ilişkisi
Türkiye ile KDP arasında bir siyasi ve ekonomik bağ var. Birbirlerine yakın hissediyorlar. PKK’yi ortak düşman sayıyorlar. PKK’ye karşı yapılan hücumlarda zemin hazırlıyorlar. Yapılan yatırımların aileleri üzerinden gidiyor. Türkiye’de çok sayıda ofisleri var. Petrol konusunda Türklere çok iyi olanaklar sağlıyorlar. Türkiye’nin ekonomik krizinin bir kaç kat daha artmamasının nedenlerinden birisi de KDP’dir.
Cumhurbaşkanlığı krizi
Cumhurbaşkanlığı meselesinde Araplar ve Kürtler arasında bir anlaşma var. Başbakanlık Araplara, Cumhurbaşkanlığı Kürtlere. Kürtlerin kendi aralarında da bir anlaşma var. Kürdistan Bölge Başkanlığı KDP’ye, Irak Cumhurbaşkanlığı da Yekitî’ye (KYB-YNK). Fakat gelinen noktada Bölge Başkanlığı diye bir şey kalmadı. Sayın Barzani evine çekildi. Bıraktı gibi gözüküyor ama perde arkasında yine KDP’nin başkanıdır. Bölge Başkanlığı olmadığı için KDP, ‘Bölge Başkanlığı yok, Biz de en büyük partiyiz. O zaman Cumhurbaşkanlığını bize vermeniz gerekir’ diyor. Daha fazla aday çıkma ihtimali var. KDP ve Yekitî arasındaki Cumhurbaşkanlığı soğukluğu ileride, Kürtlerin arasında rahatsızlığa neden olabilir.
Hiçbir şey değişmeyecek
Seçimler, hiçbir şeyi değiştirmeyecek. Çünkü bu partilerden hiçbirinin geleceğe ve yurda dair ciddi bir projesi yok. Böylesi bir dönemde hiçbir yeni projesi olmayan partiler tekrar seçime giriyorlar. KDP birinci parti, Yekitî ya da Goran ikinci parti olarak çıkacak. Zaten Goran ve Yekitî arasında da siyaseten çok büyük bir fark yok. ‘Aynı tas aynı hamam’ hali devam edecek. Sonuçta, bu partiler yine bir araya gelecekler ve yine bakanlıkları paylaşacaklar. Ortak hükümet kuracaklar. Başka bir şey olmaz. Koalisyonsuz olmaz, çünkü hiçbir siyasi partinin tek başına iktidar olacak çoğunluğa ulaşma şansı yok. Yine ulusal bir koalisyon yapacaklar ama ulusal iş yapmayacaklar. Yapabilecekleri bir şey olsaydı şimdi yaparlardı. Dışa bağımlılık hat safhada. Mesela KDP’nin Türkiye ile Yekitî’nin İran ile işbirlikleri sürüyor. Bu işbirliği iyi koşullar üzerinden bir işbirliği değil. Kürdistan yine bir dört beş sene daha bunlarla devam edecek.
HEWLÊR