23 Eylül, 1994… Dersim merkeze bağlı Vartinik köyü Mirik mezrasına Bolu Komando Tugayı operasyon düzenler. Köy ateşe verilir, yıkılmadık ev kalmaz.

Mirik’in yok edilmesiyle başlayan operasyon giderek, Dersim merkez, Ovacık ve Hozat’a bağlı onlarca köye ulaşır. Yüzlerce köy yakılır, 40 binden fazla insan yerinden edilir. İşte bu süreç, yönetmen Devrim Tekinoğlu tarafında beyaz perdeye aktarıldı. 

Tanıkları ile görüşerek “Bindokuzyüzdoksandört” belgeselini çeken Devrim Tekinoğlu aynı zamanda bir yayıncı ve gazeteci. 

O dönemin mağdur ve tanıklarıyla röportajlar yapan Tekinoğlu, yaşananların sadece röportaj olarak yayınlanmasının yetersiz kalacağı düşüncesinden hareketle sonrasında bu belgesel filmi çekmeye koyuldu. 

 

1994 çok çarpıcıydı

Sözlü tarih çalışması yaparken özellikle 1905, 1938, 1950, 1980 ve 1994 tarihleri üzerinde yoğunlaştığını, ama 1994 sürecinin kendisi açısından daha çarpıcı olduğunu dile getiren Tekinoğlu, bu yüzden de bu süreci bir belgesele çevirmeye karar verdiğini ifade etti. 

Mezopotamya Ajansı'na konuşan Tekinoğlu, kendisini bu belgesele çekmeye iten bir diğer nedeni ise, şu sözlerle paylaşıyor: “1994 yılında babamın lokantasında çalışıyordum. Köyleri boşaltılan insanlar lokantaya geliyorlardı. Ben onların yüz ifadelerinden çok etkilenmiştim. O ifadeler yıllarca benim hafızamda kaldı. Tekrar gazete ile ilgili çalışma yaptığımda 1994 ile ilgili röportajlar yaptığımda hafızam yeniden canlandı. Dolayısıyla  hafızamın peşinden giderek 1994’ün çalışmasını yaptım. Zaten Dersimliler içinde 1994, ikinci bir 1938’dir. Bu şekilde algılıyor ve bu şekilde yaşıyorlar. Etkileri de hala devam ediyor.” 

 

Kültürel soykırım

1994 yılında yürütülen politika ve başvurulan uygulamaların, 1938 Dersim katliamının tamamlayıcısı olduğunu söyleyen Tekinoğlu'na göre, 1938’de insanlar fiziken öldürülürken, 1994’te ise kültürel olarak yok etmeye girişildi. Tekinoğlu, fiziki imhadan kurtulup yeniden yaşamını sürdüren insanların bu defa da yerinden yurdundan edilerek, kültürel olarak imhasının hedeflendiğinin altını çizdi.

 

1994 Mahallesi'nin öyküsü

Tekinoğlu, çektiği bu ilk filminin devamı niteliğinde iki çalışması daha olduğunu söyledi. Çekim aşaması biten belgesel filmin şu sıra kurgu aşamasında olduğunu aktaran Tekinoğlu, “1994 yılında köyler boşaltıldıktan sonra Ovacık köylülerini Ovacık merkezli bir alana topladılar. Toplama kampına, barakalar denilen bir yere topladılar. Yıllar sonra bu barakalar denilen mahallenin adı, 1994 Mahallesi oldu. Ben de bu mahallenin öyküsünü çektim” dedi.


Dersim'in Sesleri çekiliyor

Bu çalışmasının yanı sıra halen çekimleri süren "Dersimin Sesleri" adlı bir çalışması daha olduğunu belirten Tekinoğlu, Kürtçenin Kirmanckî lehçesinde çektiği bu çalışmada anadilin önemi üzerinde durduğunu ifade etti. Kirmanckî lehçesinin Dersim’de artık anneden çocuğa aktarılmasında eksiklikler olduğu eleştirisinde bulunan Tekinoğlu, insanların bu eksikliği dil kurslarıyla çözmeye çalıştıkları, ancak başarılı olamadıkları düşüncesinde. 

Tekinoğlu, gelişme sorunları yaşadığını belirttiği Kürt sinemasının, yine de hak ettiği yerde olmadığını da kaydetti. Tekinoğlu, sinema ile ilgilenen herkesin kendi dillerinde çekilen film çalışmalarına katkı sunması gerektiğini kaydetti. 


KÜLTÜR SERVİSİ




Bu devlete inanan ahmaktır



1994 belgesel filminin yönetmeni Devrim Tekinoğlu: ''Orta yaşlı bir amcayla röportaj yapmak istedim. Bana 'ben size konuşacağım ama siz gittikten sonra ne olacak' dedi. Ben de devletin özgürlük alanlarını açmaya başladığını söyledim. O da bana 'bu devlete inanan ahmaktır' dedi.''