HDP’nin Şırnak, Hakkari, Amed ve Iğdır’daki adayları arasında kentten doktorlar da var; Dr. Serdar Küni, Dr. Selçuk Mızraklı, Dr. Habip Eksik ve Dr. Sait Dede gibi.

Cizre’de yıllarca parasız ve anadilde sağlık hizmeti verdiği için 'Halkın doktoru' olarak bilinen Şırnak milletvekili adayı Dr. Serdar Küni, şimdi halkın sesi olmaya hazırlanıyor.

27 yıldır doktorluk yaptığı Amed’de aday olan Dr. Selçuk Mızraklı, kökü bu topraklarda olanlar olarak, bu topraklarda yaşayan halka borçlarını ödemek için söz verdiklerini söyledi.

HDP’nin doktor adayları, sağlık hakkını anadilde erişimi de esas alarak savunan ama toplumsal sorunlara duyarlılıklarını yitirmeyen ve örgütlü mücadeleye inan isimler.

Hekimlik faaliyetlerinden dolayı tutuklandıktan kısa bir süre sonra tahliye edilen ve hakkında verilen 4 yıl 2 ay hapis cezası İstinaf Mahkemesi tarafından bozulan Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Cizre eski Temsilcisi Dr. Serdar Küni, Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) Şırnak’ta 4’üncü sıra milletvekili adayı oldu.

Parasız ve anadilde sağlık hakkı 

1972’de Şırnak’ın Cizre ilçesinde dünyaya gelen 4 çocuk babası Küni, Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olduktan sonra memleketinde hekimlik yapmaya başladı. Şırnak Tabip Odası Başkanlığı ve Cizre Belediyesi Bişeng Sağlık Merkezi’nin kuruluşunda yer alan Küni, kentte özellikle kadınlar ve çocuklara yönelik parasız ve anadilde sağlık çalışmaları ile tanınıyor.

Tıbbi destekten kaçınmadı

DAİŞ’in 2014’teki saldırılarından dolayı göç etmek zorunda kalan Êzîdîler’e yardım ve Van depremi sırasında yurttaşlara yönelik başlatılan kampanya ve sağlık hizmetlerinde yer alan Küni, aynı zamanda Cizre’deki sokağa çıkma yasağı sırasında halka verdiği sağlık çalışmaları ile biliniyor.

 Bugüne kadar kentte kötü muamele ve işkenceye maruz kalan yurttaşlara tıbbi destek vermekten kaçınmayan ve yaptığı çalışmaları ile yurttaşlar arasında, “Halkın doktoru” olarak bilinen Küni, adaylığı hakkında konuştu.

Daha güçlü mücadele

Hekimliğinin süresi boyunca eşit, ulaşılabilir, parasız ve anadilde eğitim hizmeti sunduğunu belirten Dr. Küni, bu mücadelesini daha güçlü sürdürmek için adaylık başvurusunda bulunduğunu söyledi. Bugüne kadar her zaman sokaklarda olarak, kadınlar ve çocuklara dönük sağlık hizmeti sunduğunu dile getiren Küni, AKP’nin sağlık politikalarındaki yetmezliklerini eleştirdi.

Cizre’de yaşananların tanığı

Sağlık haklarına erişimin kolaylaştırılması ve bunun önündeki engellerin kaldırılması yönünde HDP’nin Meclis’te verdiği çabaların adaylık sürecinde etkili olduğunu kaydeden Küni, şunları söyledi: “En son Cizre’deki yasaklar sırasında yaşananların tanığıyım. O esnada halkın sağlığa erişiminin nasıl engellendiğini, ambulansların istenilen yere ulaşamadığını, halkın Acil’den faydalanamadığını ve basit tıbbi müdahaleler ile kurtarılabilecek birçok insanın yaşamını yitirdiğini gördüm. Bunları Meclis’e ve uluslararası platformlara daha fazla ulaştırmak için aday oldum.”

 İnsanların artık parası kadar sağlık haklarından yararlanabildiğine dikkat çeken Küni, “Meclis’te insanların parasız ve anadilde sağlık haklarından faydalanabilmesi için mücadele vereceğim. Çünkü bu durumun neden gerekli olduğunu sahada gördük. Bir anne ile anadilinde konuştuğumuz vakit tedavisinin yüzde 50’sini giderebiliyorduk” dedi.

Seçimler hesaplaşma olacak

"Bugüne kadar yürütülen politikalara karşı seçimleri bir hesaplaşma olarak görüyoruz” diyen Küni, kent genelindeki seçim havası hakkında ise şunları söyledi: “Botan’daki aday sayısı aslında her şeyin cevabıydı. Botan, ‘Bu politikalara karşı direniyorum’ mesajı verdi. Halkımız daha ilk günden HDP’nin etrafında kenetlendi. Seçim büro açılışlarımız miting havasında geçiyor. Bölgeden güçlü bir yanıt vereceğiz.”

Halk sağlığı bütüncüldür

HDP’nin Amed’de ilk sıra adayı olan Dr. Adnan Selçuk Mızraklı, 1963’te Urfa’nın Siverek ilçesinde dünyaya geldi. Babasının öğretmen olmasından kaynaklı 16 yılını Eskişehir’de geçirdi. İlk, orta ve lise öğrenimi burada tamamlayan Mızraklı, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldu.

 Çalışma hayatının ilk 3 yılını Ankara ve Yozgat’ta geçiren Mızraklı, 1991’den itibaren Amed’de çalışmaya başladı ve 27 yıl boyunca kentin çeşitli hastanelerinde uzman cerrah olarak çalıştı. Mesleki hayatından dolayı kent halkı tarafından yakından tanınan Mızraklı, başta Diyarbakır Tabip Odası olmak üzere kentin birçok sivil toplum örgütünde çalışma yürüttü. 90’lı yıllardan bu yana demokratik platformlarda mücadele eden Mızraklı, 2000’li yıllardan itibaren ise Demokratik Toplum Kongresi’nin (DTK) komisyon çalışmalarında yer aldı. Sarmaşık Derneği’nde 6 yıl boyunca Genel Başkanlık ve yönetici pozisyonlarında görev üstlenen Mızraklı, yine Mezopotamya Vakfı’nda bünyesinde Kürtçe eğitim verecek olan üniversite kurulmasına dönük önemli çalışmalar yürüttü.

Demokratik siyaset dahil olma

Bir hekim olarak topluma dair düşüncelerini dile getiren Mızraklı, şunları söyledi: “Toplumun biyolojik sağlığı benim için çok önemli. Bütün kaygılarımı, meslek uğraşımın temel meselelerinden birisi haline getirdim. Ama aynı zamanda yaşadığım coğrafyanın temelde özgürlük meselesi olmak üzere demokrasi, eşitlik gibi bir insan ve toplum yaşamının en temel başlıkları olan konularda yaşamış oldukları sıkıntılar beni doğal olarak demokratik siyasete, sivil toplum üzerinden demokratik alana dahil olma çabasına zorladı.”

Her koşulda savunmak zorundayız

Mızraklı, bünyesinde 10 yıl boyunca çalışma yürüttüğü DTK’ye yönelik açılan soruşturma kapsamında bir süre tutuklanıp, cezaevinde de kaldı. Mızraklı, buradaki çalışmaların hukuki bakımdan suçlama gerekçesi yapılamayacağını, insanın kendi ifade ve düşünce özgürlüğü çerçevesinde söylemiş olduklarından dolayı bütün bunları yer yer kes-yapıştır yapılarak suçlama metinlerine dönüştürüldüğünü söyledi. Mızraklı, “Soruşturma ve mahkeme sürecinde ben yargılanmadım, ben o zihniyeti yargıladım. Bu yanlıştı çünkü. Gerçek demokratlar savundukları haklı yolun hangi koşulda olursa olsun güçlü bir şekilde sesi olmak zorundadır. Mahkemelerde de, meydanlarda da olmak durumundadır” şeklinde konuştu.

Örgütlülük önemli bir mevzidir

“Neden HDP?” sorusunu yönelttiğimiz Mızraklı, şu yanıtı verdi: “Zaman zaman HDP’nin birçok çalışması içerisinde bulundum. HDP, aynı zamanda DTK’nin bileşeni durumundadır. HDP, Türkiye toplumu açısından bakıldığı zaman bütün emek ve ezilen kesimlerin partisi ve sözcüsü durumundadır. Ben örgütlülüğün bazı sorunların aşılmasında önemli bir mevzi olduğuna inanan biri olarak, HDP içerisinde hem düşüncelerimin örtüşmesi hem de eylemi itibariyle örtüşmemiz vesilesiyle, sorumluluk almam gerektiğini düşündüm ve başvuruda bulundum.”

Halka borcumuz ve sözümüz var

Kökü bu topraklarda olanlar olarak, bu topraklarda yaşayan halka borçlu olduklarını ifade eden Mızraklı, “Bu borcu ödemek için, bu halka verilmiş bir sözümüz var. Bu sözümüzü yerine getirmek için elimizi taşın altına koymak gerekiyordu ve koyduk. Günün birinde geriye dönüp pişman olmamak için hepimizin bu çabayı göstermesi gerekiyor. Bunu benden çok daha iyi yapabilecek binlerce, on binlerce insanın olduğu bir coğrafyadayız. Bu benim için çok büyük bir şanstır. Çünkü yarın demokratik siyaseti geliştirirken bize destek olabilecek binlerce, on binlerce insanın olduğu anlamına gelir. Gerçekten çok şanslı ve cömert bir coğrafyadayız” dedi.

Hesap sorulmadan aydınlığa ulaşılmaz

Amed halkına vaatlerinin “çözüm” olduğunu ifade eden Mızraklı, şunları ifade etti: “HDP, çözüm partisidir, mücadelesini çözümü geliştirmek için veren bir partidir. Bizler de HDP’nin birer parçasıyız. Dolayısıyla bizim vaat edeceğimiz öncelikli nokta, çözüm açısından iğne deliği kadar ışık sızıyorsa, o ışığa bir tutam daha ışık taşımaktır. Bizler şüphesiz müşaverelerini yapacağız, geçmişin yüzleşmeleri yapılacak, bu ölümlerin ve yıkımların hesapları sorulacak. Hesap sorulmadan, aydınlık günlere ulaşmak mümkün olmuyor. Bunların üzerine bir tas su içmek mümkün değildir. Çözüm açısından fedakarlık etmek gerekiyorsa, kendimizden edebiliriz. Ama halkımızın bugüne kadar biriktirmiş olduğu değer ve ilkelerden fedakarlık etme şansı olmadığı bilinciyle, çözüme ilişkin en ufak aralık gördüğümüz zaman biz bunun sözcüsü olacağız. Çözümü geliştirmek, şüphesiz Kürt sorunu gibi bir siyasal sistem sorunu ötesinde anayasa ve devlet sorunu olan bir meselede sadece HDP’nin marifetiyle olabilecek bir sorun değildir. HDP bu sürecin kolaylaştırıcısıdır."

Iğdır’ın KHK’li doktor adayı

HDP milletvekili adaylarından biri de Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile ihraç edilen Dr. Habip Eksik. Iğdır’da 1985’te dünyaya gelen Eksik, 2011’de Erzurum Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. Iğdır’da doktor olarak göreve başlayan Eksik, 7 yıllık meslek hayatında Iğdır’ın ilçelerinde, sağlık ocakları ve devlet hastanesinde görev yaptı.

 7 Haziran 2015 seçimlerinde HDP’den aday olmak için devlet memurluğu görevinden istifa eden Eksik, 1 yıl sonra da KHK ile ihraç edildi. İhracın ardından bir buçuk yıldır özel sektörde çalışmasını sürdüren Eksik, 24 Haziran seçimlerinde HDP’nin Iğdır birinci sıra milletvekili adayı oldu.

İhraçları “toplumun kanayan yarası” olarak değerlendiren Eksik, iktidarın sopası haline gelen KHK’lerle birçok başarılı arkadaşının sağlık, eğitim ve diğer alanlarda işinden, aşından ve ekmeğinden edildiğini söyledi. İhraç edilenlerden birinin de kendisi olduğunu dile getiren Eksik, Meclis’te haksız yere işinden edilenlerin sesi olacağını belirtti. Eksik, "O insanların sıkıntılarını Meclis’te dile getireceğim. Sadece onların değil, toplumda ciddi anlamda sağlık sektörü ile ilgili bir karmaşa var. Her dönemde gelen bakan ile birlikte sistem değişiyor. İnsanlara sağlık alanında ciddi tüketime iten bir sistem var. Bunu Meclis’te fazlasıyla dile getireceğime inanıyorum. İş yeri hekimliği de yaptım. Meclis’te işçi arkadaşların sesi olarak iş cinayetlerinin önüne geçilmesi için elimden gelen her şeyi yapacağım” dedi.

Eksik, Iğdır'ın sosyolojik olarak birçok inancın, halkın bir arada yaşadığı, kardeşlik projesinin inşa edilebileceği yegane bir il olduğunu söyledi. Eksik, “Partimiz zaten bu konuda bu hassasiyetleri göz önüne alarak beni ve Kızmaz Türkeli arkadaşımızı seçmesinin bir nedeni de bu. HDP, halkların kardeşliği ve eşitliği konusunda ciddi anlamda hassasiyet gösteriyor. Herkes bunun farkında. Iğdır halkı da bu hassasiyetin farkındadır. Bu nedenle herkes seçimlerde HDP’ye oy vermelidir” diye konuştu.

 

Adana’nın genç Kürtleri

HDP’nin genç milletvekili adayları, 24 Haziran’dan zaferle çıkacaklarını belirterek, “Zindanlarda sırf düşünceleri için tutuklu bulunan öğrenci arkadaşlarımızı özgürlüklerine kavuşturacağız” dedi.

HDP, seçim çalışmalarına hız verirken, gösterdiği adaylarla da dikkat çekiyor. Amed’in Silvan ilçesinden 20 yaşındaki Deniz Varol, Adana doğumlu Mardinli Beritan Önen, Amedli Çukurova Üniversitesi Psikoloji Danışmanlık ve Rehberlik 3. sınıf öğrencisi Rozerin Tosun ve 1998 Batman doğumlu Erzurum Atatürk Üniversitesi Tıbbı Dokümantasyon ve Sekreterlik 2. sınıf öğrencisi Zozan Efetürk, HDP’nin en genç adaylarından. Adana milletvekili adayı olan gençler, neden HDP’yi tercih ettiklerini anlattı.

Deniz Varol, 24 Haziran’da Yüksek Öğretim Kurumları (YKS) sınavına girmek için hazırlık yaparken, aynı tarihe seçimlerin konulması üzerine HDP’den milletvekili adayı olmaya karar vermiş. Varol, seçimlerden bir hafta sonra sınava girecek. Meclis’te gençlerin sesi olmak için aday olduğunu belirten Varol,  “Bir öğrenci ve genç olarak, HDP’nin gençliğe verdiği değeri gördüm, bundan dolayı ben de gücümü katmak istedim. Kendimi diğer partilerden çok, HDP ile buldum. HDP’nin söyledikleri diğer partiler gibi kağıt üzerinde kalmadı, bunu pratikte göstererek halkların, gençlerin ve kadınların partisi olduğunu adaylarıyla bir kez daha kanıtladı” dedi.

Özellikle kadın sorunları

Beritan Önen de “Halkların, hak eşitliği içerisinde özgür bir yaşam inşa edebilmesi, kadın cinayetlerinin son bulabilmesi, emekçi insanların emeklerinin karşılığını alabilmesi, kimsenin kimseyi hor görmediği, ötekileştirmediği bir Türkiye için HDP’de yer aldım” dedi. Önen, kadını her alanda ön planda tutan bir partide yer almaktan onur ve gurur duyduğunu ifade etti.

Türkiye’nin en büyük sorununun Kürt sorunu olduğunu ve bunun bir an önce çözülmesi gerektiğini belirten Önen, bu sorunun HDP’siz çözülemeyeceğini belirtti. İşsizlik ve ekonomi sorununun güncel olduğunun altını çizen Önen, “16 yıldır iktidarda olan AKP'nin bu sorunu çözmeyeceğini görüyor ve biliyoruz. Bunun çözümü somut çözümler üretmektir” dedi. Kadınların en büyük sorununun şiddet, taciz, tecavüz ve cinayetler olduğunu kaydeden Önen, AKP’nin bu soruna da çözüm bulamadığını aksine daha da derinleştirdiğini kaydetti. Önen, “Kadına yönelik şiddetin çözümünü, biz kadınlar olarak HDP’de örgütlenerek sağlayabileceğiz” diye konuştu.

Öğrenci arkadaşlarımızı çıkaracağız

HDP’nin kadın partisi olduğunu belirten Rozerin Tosun da, kadın temsiliyetinin yüksek olmasından dolayı aday olduğunu belirtti. Üniversitelerin bölünmesine dikkat çeken Tosun, şöyle devam etti: “Bugün, AKP iktidarı üniversiteleri bölüyor. Bizler bunların karşısında olacağız. Ülkemiz açık bir cezaevine dönüştürülmüş durumda. Diğer yandan öğrenciler ve aydınlar düşüncelerinden dolayı tutuklanıyor. Bu da bizlere şunu gösteriyor. Bu kadar aydın ve öğrenci sırf düşüncelerinden tutuklanıyorsa bilmeliyiz ki, ülkeyi onlara bıraksak çok iyi yönetirler. Çünkü, iktidar kendisine karşı onları güç gördüğü için tutukluyor. 24 Haziran’da zaferle çıkacağız ve zindanlarda sırf düşünceleri için tutuklu bulunan öğrenci arkadaşlarımızı özgürlüklerine kavuşturacağız” diye konuştu.

HDP’nin kendisi genç bir parti

"Kadını ön planda tutan ve haklarını savunan bir parti olduğu için, anadilde eğitimi, barışı, emeğin ve hakların kazanılmasını savunduğu için HDP” diyen Zozan Efetürk de 24 Haziran’da zafer elde edeceklerini dile getirdi. Efetürk, “HDP, genç bir parti. Gençlerin dinamiğini alarak 24 Haziran’da zafer elde edecek ve bu ülkede barışı tam anlamıyla gerçekleştirecek. Güzel bir ülke için tüm gençlerin, kadınların ve halkların HDP’ye oy vermesini istiyorum. Çünkü HDP’de sen, o ve ben yok. Bizler varız ve kazanan bizler olacak” ifadelerini kullandı.