• AKP-MHP iktidarı, yıllardır ‘güçlü devlet’ propagandası yapıyor. Devletin gücünü ise Kurdistan'ın diğer parçalarına işgal saldırıları ve bin odalı Saray’ı göstererek yurttaşı ikna etmek istiyor. İçtiği sudan bile vergi alınan yurttaş, ne zaman devlete ihtiyaç duysa yalnız bırakılıyor.

Devlet, asker, polis, bekçi, korucu ve istihbarat gücüyle hem personel sayısı olarak hem de hareket kabiliyeti olarak büyüdü. Özellikle 15 Temmuz'dan sonra ilan edilen OHAL döneminden başlayarak iktidarı eleştiren en küçük ses bile susturulmak istendi. Çok az kişiyle yapılan eylemlerde bile yüzlerce polis görev almaya başladı. BirGün'den Mustafa Kömüş'ün haberine göre; grev yapan işçi polisle karşılaştı, suyuna ve toprağına sahip çıkan köylüler karşılarında jandarmayı gördü, eğitim hakkı için sokağa çıkan öğrenciler coplandı, sokaklarda özellikle İstanbul’un bazı semtlerinde sivil yurttaştan çok bekçiler dolaşmaya başladı. Özetle devlet her alanda ve her yerde güçlerini yurttaşı susturmak için kullandı.

Yargı da bunun önemli bir ayağı oldu. Özellikle iktidara ve politikalarına karşı söylemlerinde harekete geçirilen Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 216. Maddesi’nde yer alan “halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme” ifadesinden binlerce yurttaş yargılandı. 2014'te bu maddeden açılan dava sayısı 260’ken 2021’de 1 bin 953’e, soruşturma sayısı 2 bin 298’den 23 bin 919’a yükseldi. Ayrıca "silahlı terör örgütü suçundan" başlatılan soruşturma sayısı 2021'de 191 bin 964 olarak kaydedildi. Erdoğan’ın ilk kez cumhurbaşkanı seçildiği 2014’ten 2022’ye kadar Cumhurbaşkanlığına hakaretten açılan soruşturma sayısı 194 bin 142, dava sayısı ise 44 bin 675 oldu. Adalet Bakanlığı verilerine göre 2014’te 18 yaş altındaki yalnızca bir çocuk hakkında dava açılırken bu sayı 2021’de 305’e yükseldi.

İktidarı eleştiren bir tweet atan yurttaş veya haber yapan bir gazeteci hemen gözaltına alındı. Yüzlerce basın mensubu yazdıkları haberler nedeniyle tutuklandı ve cezaevine girdi. Bu kişilerin önemli bir kısmı cezaevine girdikleri davalarda mahkumiyet kararı bile almadı. Devlet, ceberut yüzünü her seferinde gösterdi. Polis sayısında yaşanan artış da bunun çok net bir göstergesi. Polis sayısını hekim sayısıyla kıyasladığımızda 2002'de 91 bin 949 olan hekim sayısı 2022’de 194 bin 910’a ulaşırken Emniyet personeli sayısı 122 binden 286 bin 880’e yükseldi. Bekçi sayısı ise 30 bine dayandı.

Yalnızca Erdoğan’ın korumaları için bile geçen yıl 526,8 milyon TL harcandı. Bu harcama günlük 1,44 milyon TL’ye denk geldi. Cumhurbaşkanlığı Koruma Daire Başkanlığı, 2021’de 306 milyon TL ve 2020’de ise 263 milyon TL harcamıştı. Daire Başkanlığı’nın harcaması 2020 ile 2022 yıllarını kapsayan iki yıllık dönemde ikiye katlandı.

Halk üzerindeki baskıyı artırmak ve kolluğu güçlendirmek için dört koldan faaliyet yürüten iktidar, sosyal devleti de adeta ortadan kaldırdı. Salgın öneminde maske takmak zorunlu hale getirildi ve takmayana ceza verildi, ancak devlet 5 maskeyi yurttaşa dağıtmayı bile beceremedi. Okullar uzaktan eğitim yaparken tableti, bilgisayarı ya da interneti olmayan öğrenciler görmezden gelindi. Yangında, selde halk yalnız bırakıldı. Felaketler bittikten sonra AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan halkın üzerine çay fırlattı. Maden faciaları öncesi şirketler denetlenmediği için yüzlerce işçi can verdi. İktidar bu kayıpları ‘kader’ diyerek açıkladı.