DAİŞ lideri faşist diktatör Erdoğan, Kürtlere açtığı savaşı kınayan Avrupa ülkelerine “Kapıları açarım. Mültecileri yani DAİŞ’i üzerinize salarım” tehdidini yine savurdu. Bu şantajla yetinmeyen Erdoğan açıklamasına devamla “Kürtleri yok etmeme sesiz kalırsanız. DAİŞ’de olmayacak” dedi. Ve bu sefil yaratık; her zamanki mafya babası pozunu takınıp kendince küfür, hakaret ve tehditle ahaliye racon kesti. Aslında vahşi faşist şef bu açıklamalarıyla dünyanın gözü önünde DAİŞ lideri olduğunu ilan etmiş oldu.
Adına “Barış Pınarı” dediği ki insanlığın en kutsal değerlerini kirletmede eline kimsenin su dökemeyeceğini bildiğimiz bu zat, daha operasyon başlamadan DAİŞ’lileri kurtarma harekatına giriştiğini belirtti. Zaten Faşist diktatör şefin has uşaklarından İçişleri Bakanı Soysuz, ABD menşeli CNN Türk Televizyonundaki bir programda kendisine DAİŞ’le ilgili sorulan soruya gülerek, “Merak etmeyin bize saldırmazlar. Avrupalıların onlardan ödleri kopuyor” itirafında bulundu. Dikkat edilirse Türk ordusu ve DAİŞ devşirmesi çakalları, sınır hattında uçakların gölgesinde Kürtlere saldırırken 11 Ekim günü DAİŞ’de, Qamişlo’da alçak yüzünü gösterdi. Bu koalisyonun ortaklarından İran’a bağlı milisler de fırsat bu fırsat deyip Dêrazor’a saldırdı. Tüm bu olan bitenlere bakıldığında yeryüzünün tüm yobazlarının bir araya gelerek bir zamanlar kafir Moskov dedikleri Rusya’nın pelerini altında mazlum Kürt halkına saldırı gerçekleştiriyor.
Faşist diktatörün DAİŞ’le ilişkisine gerilere giderek bakmakta fayda vardır. Ne olduysa bir gün içinde Türk ordusu, Rusya’nın desteği ve onayı ile Fırat’ın batısında ki Cerablus, Bab, İdlib ve Azez’i mermi sıkmadan DAİŞ’ten aldı. Son işgal saldırısında yer alan ‘ÖSO’ ise maske ve kılık değiştirme yani yeni bir kostümle sahneye çıkmaktan başka bir şey değildi. Tüm dünyanın gözü önünde siyah kıyafetlerini indiren DAİŞ’liler, NATO üyesi Türk ordusunun üniformasını giydi ve Rojava’ya saldırdı. Bu mizanseni çıkarları gereği izleyen devletler enayi de bir Erdoğan akıllı olduğunu sansın. Rojava’yı işgal saldırısında Türk devletinin kullandığı çeşitli kimyasal silahlar da Kürtlere karşı yapılmak istenen soykırımını açıkça gösteriyor. TC-Erdoğan bu kimyasalların yarttığı sonuçla kendini kurtarabilecek mi?
Rojava halklarının kutsal ve insani direnişi sayesinde bu gerçekler uluslararası mahkemede yargılanacak olan -eğer sarayının gizli sığınağında intihar etmese- faşist şefin yüzüne tek tek çarpacaktır.
Utanmazca halkları DAİŞ’le tehdit eden Erdoğan faşistine diktatörlerin başına gelenleri hatırlatmakta fayda var. Mussolini ayaklarından asıldı. Hitler çareyi intihar etmede gördü. Ve en dramatik sahne Saddam’ın bir lağım çukurunda yakalanması ve başına gelenlerdi! Tarih zalim güç sarhoşu iktidarların sonlarının ne olduğunu açıkça ortaya koymuştur. Erdoğan, işlediği bunca vahşi katliamın hesabını yatağında ölerek vereceğini sanıyorsa yanılıyordur. Tüm diktatörlerin hak ettiği son onu da bekliyor. Faşist diktatör şefin de intihar etme vakti gelmiştir. Bütün siyasal, ekonomik ve hukuki veriler bunu açıkça göstermektedir.
Müslüman olduğunu savunan faşist diktatörün, 17 yıllık iktidarının icraatına bakıldığında Türk toplumunda evrensel, İslami ve insani ilkelerin kırıntısı dahi kalmamış, en ufak demokratik insani hak bile ayaklar altına alınmıştır. Türk toplumunu yozlaştırmış, içini boşaltmış ve insani tüm değerlerden koparmıştır. Faşist diktatör şef, ustası Hitler’den edindiği milliyetçilik hastalığı ve din bezirganlığı ile devlet iktidarının şiddete dayanan otoritesiyle, Türkiye toplumunu çürütmüştür. Hastalıklı ve insani değerlerden kopmuş bir polis devlet rejimini inşa etmiştir.
Peki yalan ve takkiye uzmanı Erdoğan’ın Avrupa ülkelerine söylediği gibi “Kürtleri katletmeme izin verin. DAİŞ’ten kurtulun” sözleri ne kadar gerçeği yansıtıyor. Zaten bu sözlerle DAİŞ lideri olduğunu itiraf eden Erdoğan, DAİŞ’i yeniden dirilterek tam tersine Avrupa ülkelerine yeni ve çok daha sert tehditler yönelterek iktidarını keyfine göre devam ettirmenin peşindedir. Rojava saldırısında kaçırdığı DAİŞ’lilerle artık ne yapacağı ise Avrupalılar ilerki süreçte görecek.
Faşist diktatör şefin bu süreçte en büyük yalanı ise “Kürt kardeşlerim” metaforuna ihtiyaç duydukça başvurmasıdır. Meydanlarda “Tek devlet, tek millet, tek vatan” diye havladığı zamanları unutmuşçasına. Evet senin Kürt kardeşlerin vardır. O Kürt kardeşlerinde tanrıları mideleri olan Metiner ve Miroğlu gibi kendilerine çıkarları gereği Kürt’üm diyen soysuz yaratıklardır. Aslını, özünü paraya ve ranta satan bu tür kişiler kardeşin olabilir. Ama yarın yere düştüğünde ilk bıçağı eline alıp seni kesecek olanlar bu soysuz kardeşlerin olacaktır. Bu da gözlerin açıkken son ışıltıda kalacak kareler olacaktır.
Kürt katliamına karşı duran Türk insanıyla kardeşiz. Ama içkinin, fuhuşun, kötülüğün, kirlenmenin, uyuşturucunun, bataklığa dönüşmüş dini ve imanı ne idiğü belirsiz Türk devletinin camilerinde Kürt katliamına, Fetih suresi okuyanlar, Kürtlerin en başta gelen düşmanlarıdır. Oysaki sevginin, insani değerlerin yok edildiği, her gün insanlığın yaratıcısı kadınların vahşice katledildiği, çocuklara tecavüz ederken “Bademle mi yapıyoruz” diyen din satıcısı cahil ve yobaz güruhtan ülkeyi kurtarmak için Fetih suresinin okunması gerekirken. Müslüman bir halk olan Kürtlerin başına Batılıların Türk devletine verdiği F-16 savaş uçaklarıyla bomba yağdırmak için camilere gidenler şunu iyi biliniz ki bu tür sahte ve aldatıcı ritüellere sarılarak hem dininizden hem de imanınızdan olduğunuz aşikardır.
Son olarak Rojava direnişi tüm insanlık için Erdoğan ve kafa kesen kara maskeli, uzun sakalı, cihadist örgütünden kurtulma direnişidir. Rojava direnişi tarihsel, evrensel ve insanidir. Kürt, Türk, Arap, Süryani ve nice enternasyonalist genç kadın ve erkekten oluşan YPG-YPJ savaşçıları, insanlığın direniş savaşını veriyor. Halklar bu direniş içinde yer alıyor, demokrasi, eşitlik ve özgürlük şöleni ile azılı bir diktatörden kurtulmanın zamanını yaşıyor.
Faşist Erdoğan’ın Rojava’ya saldırısı Kürtleri soykırıma uğratma saldırısıdır. Ancak, Rojava’da nasıl bir bataklıkta yok olacağı ise apaçık bir hakikattir. Devletlerin anlaşması ne olursa olsun, sonucu direniş belirleyecektir.