Büyük olasılıkla, siz bu yazıyı evinizde okurken, biz Köln Ehrenfeld’de Tayyip Erdoğan’ın yüzüne bütün öfkemizi kusuyor olacağız. Ondan Uğur’un da Berkin’in de hesabını soruyor olacağız. Öncesi ve sonrasıyla Roboskî’nin, Gezi’nin, yani egemenler tarafından kanla yazılmış bir tarihin, ezilenler tarafından yazılacak yeni nüshasının ilk satırlarını yazmak için, biz Köln Ehrenfeld’de olacağız.

Orhan Kurt’un henüz sıcacık olan yarasını sarıp yüreğimizle, biz Köln Ehrenfeld’de Tayyip Erdoğan’ın yüzüne kusuyor olacağız, yüz yılın hesabını.
***
Soma katliamının gerçek faili olan bu sömürücü sömürgeci sistemden ve onun dönemsel uygulama aracı olan AKP Devletinden hesap sormak için biz Köln Ehrenfeld’de Tayyip Erdoğan’a karşı toplanacağız.
O edepsiz katilin "açılım" yalanlarını tek tek sergileyip, Uluslararası Çalışma Örgütü'nün (ILO) 176 numaralı "Madenlerde Güvenlik ve Sağlık Sözleşmesi"ni 19 yıldır neden imzalamadığını soracağız. Sözleşmenin, hükümete ve işverenlere yükleyeceği maliyetin bugüne kadar "iş kazası" denilerek ‘kader’e bağlanan katliamlarda kaybedilen canlardan daha mı değerli olduğunun hesabını soracağız. Bir insanın yaşamının kaç ayakkabı kutusunu doldurduğunun; kâr için dökülen bunca kanın yerde kalıp kalmayacağını soracağız Köln Ehrenfeld’de.
AKP Devleti eliyle 2013 yılında meclisten çıkarılan, "Çocuk ve Genç İşçilerin Çalıştırılma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik" ile 16-18 yaş arası genç işgücünün ağır işlerde çalışmanın yaşını 16’ya çekilmesini protesto etmek için Köln Ehrenfeld’de olacağız. Böylece kendi sömürü alanını ve sömürü büyüklüğünü genişletmeye yönelen; emek piyasasında, devlet destekli taşeronlaştırma nedeniyle, çocuk işçiliğini yaygınlaştırıp, böylece  meta içinde emek maliyetini minimuma indirilip, fiyatta oynayarak, küresel rekabet içinde avantajlı bir konuma yükselmek hırsının kaç işçinin can bedeliyle gerçekleştirilebildiğini sormak için biz Köln Ehrenfeld’de Tayyip Erdoğan’ karşı direnişte olacağız.
Biz barış, özgürlük ve demokrasi mücadelesinin önüne konulan "faiz lobisi, Ermeni ve Rum lobisi, Yahudi lobisi" gibi bütün sahte gündemleri reddediyoruz elbette. Ve bildik bilindik bütün lobileri toplayarak, paralelinden eşkenarına, derininden sığına kadar bütün devletlerinizi ve devletlilerinizi yuhalamaya geleceğiz Köln-Ehrenfeld’e.
Soma felaketinin, bir "kaza" değil, bir katliam olduğunu dünyaya duyurmak için Köln-Ehrenfeld’de olacağız. Bozuk bir saat gibi çok nadiren doğru işlerde de görülebilen CHP’nin, Ekim 2013’de, "Soma’daki madenlerde meydana gelen kazaların ve yaşanan ölümlerin sorumluları ile nedenlerinin araştırılması amacıyla" Meclis’e verdiği araştırma önergesinin ancak yaklaşık 6 ay sonra meclis gündemine sokulabilmesi ve AKP iktidarının oylarıyla 29 Nisan 2014’te reddedilmesinin hesabını sormak için Köln-Ehrenfeld’de olacağız. Bu alanda verilen redde karşın, 17 Aralık’da sergilenen hırsızlıkların üzerinin örtülmesi konusunda gösterilen büyük hızın sırrını soracağız.
***
Resmiyette "Türk" mantığı bu işte: Zulüm ve acımasızlık.
En hümaniter kurum bile çıkamaz bu toplumsal belirlemenin dışına. Örneği vicdanı çok geniş olması gereken bir kurum, Kızılay. Bu kurumun İstanbul Şube Başkanı İlhami Yıldırım Twitter’den yaptığı paylaşımda şöyle diyor: "Biz bu ülkeyi molotofla, tabancayla, havai fişekle, taş, sopayla değil, Nene Hatunlarla, yırtık ayakkabıyla savaşarak kurduk! Size mi vereceğiz" demiş. Gelen tepkiler karşısında ise bildik çözümü getirivermiş toplumun önüne: "Ya bu Ülke de sessizce yaşayacaksınız ya da defolup gideceksiniz! Sizlere her kim destek oluyor, yüz veriyorsa o da şerefsizdir!"
"Eğer arpanız fazla geldiyse o arpayı önünüzden almayı da biliriz! Arpa taşıyanları da biliriz"
Şerefsizlikte sınır tanımazlıkta, onursuzlukta, edepsizlikte, vicdansızlıkta, yalancılıkta,  tahrifatçılıkta birbiri ile yarışsalar da, üslup ve ahlak Tayyip’inki ile aynı. Yani, resmi olarak Türkiye Cumhuriyeti kimliği.
***
Biz Köln’e, bunca deneyimden sonra "açılım" yalanlarının teşhirini, Erdoğan’a güvenilmezliğin tesbitini yapmak için gideceğiz elbette. Cumhurbaşkanlığı için oynadığı oyunları bozmak, kendimizi kendimizle tanımlamak için gideceğiz Köln Ehrenfeld’e. Özgürlüklerin kazanımında tek gücün halkların ortak mücadelesi olduğunu dünyaya duyurmak, için, el ele tutuşarak binlerce renk, binlerce çiçek, Köln’de olacağız AKP karanlığını gömmek için tarihe.
Şu an için nihai bir zaferi yakalayıp yakalamamaktan çok, sırtında taşıdığı bir damla suyla ateşi söndürmeye koşan karıncalar gibi, Erdoğan sistemine karşıtlığımızı ve politikada daha aktif olunması gerekliliğini bir kez daha vurgulamak için biz Köln’de Ehrenfeld’de olacağız.