Türkiye'de baharda anayasa referandumu yapılacak. Bu, 12 Eylül anayasasının daha da kurumsallaşmış faşist karaktere büründürülmesini ifade ediyor. 12 Eylül cuntası askeri faşist bir darbeyle Türkiye'de var olan tüm sorunları bitireceklerini iddia ediyorlardı. Bir zamanların başbakanı, daha sonra cumhurbaşkanı olan Süleyman Demirel’in bizim için bol dediği 1961 anayasası 1971-1972 değişiklikleri ile toplumu zapturapt altına almak için iyice daraltılmıştı. Tam bir kurumsal faşist anayasa yapılmıştı. Anayasa da sıkıyönetim koşullarında referanduma sunulmuştu. Toplum da neredeyse faşist rejim altında bu generallerden kurtulayım da nasıl olursa olsun anlayışıyla faşist anayasaya yüzde 90 oranında ‘evet’ oyu vermişti. Şimdi Tayyip Erdoğan da bu anayasa bize bol diyerek daha da faşist bir karaktere kavuşturmayı hedefliyor. Zaten valilere, kaymakamlara, asker ve polise kendinizi mevzuatla, yani anayasa ve yasalarla sınırlamayın, ne gerekiyorsa onu yapın demişti. İşte şimdi bunu başkanlık sistemiyle kendisi başta olmak üzere herkese sağlamaya çalışıyor. Başkan olan, yani Tayyip Erdoğan bundan sonra ne düşünüyorsa onu yapacaktır. Söylediği her söz, yaptığı her iş kanun hükmünde olacaktır. Zaten kanun hükmünde kararlar alma yetkisi de bu anayasada tamamen başkana verilmiştir. 


AKP - MHP çetesi

Bu anayasaya evet diyenler kadar hayır diyenler olacaktır. Evet diyenler AKP ve MHP cephesidir. Hayır diyenler ise çok geniş yelpazede bulunmaktadır. Evet diyenler esas olarak faşist cephe ve IŞİD karakterinde dini kendilerine maske yapanlardır. Evet diyenlerin amacı ve neden evet diyecekleri bellidir. Kendi zihniyetleriyle Türkiye’yi şekillendirmek için bu değişikliklere evet diyeceklerdir. Bu değişikliklerle birlikte 12 Eylül anayasası daha faşist karakterle restore edilmiş olacaktır. Kenan Evren’in isteyip de olamadığı başkanlık sistemi getirilecektir. Darbeci bir general yerine, sürekli darbeler, darbeler içinde darbeler yapan sivil bir general başkan olarak seçilecektir. Bu da tek tipçi Tayyip Erdoğan’dır. Bu generalin en sevdiği şey tek tipçi olmaktır. Böylece bu anayasayla birlikte her şeyin tek tip ve tek renk olmasını seven bir şef olacaktır. 

Bizim için önemli olan, bu anayasaya hayır diyecek demokrasi güçlerinin ve Kürtlerin tutumu ve gerekçeleri olmaktadır. Demokrasi güçleri faşist bir anayasa olduğu için bu anayasaya hayır diyeceklerdir. Bu anayasaya demokrat olup da evet oyu vermek mümkün değildir. Kürtler için temel gerekçeler de bir anayasa ya da yasaların demokratik olup olmadığıdır. Demokratik olmayan hiçbir anayasa veya yasa Kürtlere hak tanımaz. Demokratik olmayan anayasa, yasa ve her şey Kürt düşmanıdır. Kapitalist modernite ve soykırım çağında demokratik olmayan her şey Kürt soykırımı anlamına gelmektedir. Bu açıdan Kürtler bir anayasa, yasa, tüzük, yönetmelik ve benzeri her türlü belge ve uygulamaya tutum alırken demokratik olup olmamasına bakarlar. Kürtler için de tek ölçü budur. Demokratik olan her şeye evet, demokratik olmayan her şeye de hayır derler. Bu nedenle bu anayasa değişikliğine de hayır diyeceklerdir. 12 Eylül askeri faşist anayasasına en yüksek hayır oyu Kürdistan'da çıkmıştı. Bu defa da Kürdistan'da çıkacaktır. 


Kürtlerin iki nedeni

Kürtlerin bu anayasaya hayır demesinin iki temel nedeni vardır. Birincisi, anayasaların tüm siyasal, sosyal, ekonomik ve kültürel yapılanmayı ve sistemi belirlemesidir. Türkiye'deki soykırımcı sömürgecilik bu anayasalar tarafından şekillenmektedir. 1924 anayasasından bu yana tüm anayasalar ve anayasa değişiklikleri soykırımcı karakterdedir. 1961 anayasası da, 1971-1972 değişiklikleri de, 1982 anayasası da, 2010 değişiklikleri de, şimdiki değişiklikler de böyledir. Kürtler için bunlar reddedilen ve reddedilmesi gereken anayasa ve değişikliklerdir. Bu açıdan Kürtler bu defaki değişikliklere hayır derken sadece mevcut değişikliklere hayır demiş olmayacaklardır; bu değişiklikler şahsında tüm anayasalara ve yapılan değişikliklere hayır diyeceklerdir. 1982 anayasası şahsında şu andaki değişikliklere de hayır demiş olacaklardır. Sadece bu anayasa ve yasalara değil, bu anayasa ve yasa değişikliklerinin öngördüğü siyasal, idari, sosyal, ekonomik, kültürel soykırım sistemine de hayır diyeceklerdir. Kürtlerin ‘hayır’ı, soykırımcı sömürgeci sistemin tümüne hayır olacaktır. Kürtler sistemin tümüne hayır dediklerini ortaya koymak için bu referandumu değerlendireceklerdir. Bu açıdan hayır, Kürt’ün bu sisteme karşı tutumu olacaktır. Kürtlerin soykırımcı sömürgeciliği reddettiği bir referandum olarak Kürt’ün özgür ve demokratik yaşamdaki ısrarını ifade edecektir. 

Kürt’ün bu anayasa değişikliğine hayır demesinin ikinci güçlü nedeni ise AKP-MHP iktidarının son yıllarda Kürtlere yaşattığı acılardır. Kürt düşmanlığını Kürdistan’ın tüm parçalarına ve dünyaya yaymalarıdır. Özellikle 7 Haziran’dan bu yana AKP iktidarının MHP’yi de yanına alarak Kürtlere yapmadığı zulüm kalmamıştır. Faşist Turancı MHP ile AKP aynılaşmıştır. AKP şu anda Türkçü, Turancı, faşist Kürt düşmanı zihniyetin dinci maskesi olmuştur. Dini böyle faşist bir zihniyet, amaç ve uygulamaların örtüsü haline getirmiştir. Bu yönüyle sadece Kürt düşmanlığı değil, İslam’a inanan tüm insanlara da düşmanlık yapmaktadır. Çünkü onları böyle soykırımcı bir sistemin destekçisi yapmak istemektedir. 


Soykırım politikaları

Son bir buçuk yılda Türkiye tarihinin hiçbir döneminde olmadığı kadar bir faşist baskı düzeni kurulmuştur. Kürtler ve demokrasi güçleri üzerinde büyük bir zulüm düzeni kurulduğu gibi, tüm halklar üzerinde de çok yoğun bir özel savaş ve psikolojik savaş yürütülmektedir. Öyle ki, hem zulümle, hem de özel ve psikolojik savaşla başta Kürt halkı olmak üzere tüm demokrasi güçlerine nefes aldırmamaktadırlar. Onlarca Kürt şehirlerini yakıp yıktıkları gibi, bu şehirlerin halkına zulüm yapmaya devam etmektedirler. Yakıp yıktıkları yerlere betondan soykırım kampları kurmaktadırlar. Hiçbir dönemde olmadığı kadar binlerce siyasetçiyi zindanlara atmışlardır. Sadece Kürt oldukları, özgür ve demokratik yaşam istedikleri için insanlar tutuklanmışlardır. Tüm belediyelere el konulmuş, belediye eşbaşkanları da tutuklanmıştır. Tüm milletvekilleri zorla gözaltına alınmakta, parti yönetiminde etkili olan milletvekilleri de zindana atılarak HDP siyasi çizgisinden ve mücadeleden uzaklaştırılmak hedeflenmektedir. 

OHAL yasaları gerekçe gösterilerek HDP’nin ve DBP’nin her açıklaması ve faaliyeti suç sayılıp demokratik siyasal parti faaliyetleri ve mücadelesi ortadan kaldırılmıştır. Kürt ve Kürtlük adına yapılan her şey saldırıya uğramaktadır. Özyönetim direnişleri döneminde evinden sokağa adım atanlar nasıl saldırıya uğramışsa, şimdi de üç kişi bir araya geldiğinde saldırıya uğramaktadır. Tüm bu politikalar ve uygulamalarla Kürtler üzerinde soykırım politikası yürütülmektedir. Amaç, demokrasi güçlerini susturup, Özgürlük Hareketi’ni tasfiye edip Kürtler üzerinde uygulanan soykırım politikalarını tamamlamaktır. AKP-MHP faşist iktidarı bu soykırım politikası için tüm şovenistlerin de desteğini almaktadır. AKP-MHP iktidarı tüm şovenist soykırımcı güçlerin desteğini alarak kendini ayakta tutmaya çalışmaktadır. MHP ve tüm faşistlerin daha fazla desteğini almak için her gün daha fazla Kürt düşmanlığı yapmaktadır. AKP iktidarı Kürtler üzerinde bir soykırım gücü olduğu gibi, bu soykırım ve zulüm politikasını Başur’a ve Rojava’ya da yaymış bulunmaktadır. 


Zulme hayır

İşte Kürtler somut olarak da son bir buçuk yıldaki AKP-MHP zulmüne karşı Kürt’ün tutumu olarak bu anayasa değişikliklerine hayır diyeceklerdir. Kürdistan'da bu değişikliklere yüksek oranda hayır çıkması, bu zulme yüksek oranda hayır demek anlamına gelecektir. Böylece Kürtler AKP-MHP iktidarına bu referandum vesilesiyle hayır diyeceklerdir. Bu açıdan bu referandumda Kürdistan'da hayır oyunun yüksek çıkması çok önemlidir. Kürdistan'da evet oyunun oranı ne kadar yüksek çıkarsa bu sistem kendini meşru bir sistem olarak göstereceği gibi, Kürtler üzerindeki zulüm uygulamalarına halkın evet dediğini iddia edeceklerdir. Bu açıdan sandığa gidip hayır oyu verilmesi, Kürt halkının özgürlük ve demokrasi mücadelesi ve soykırımcı sömürgeciliğe tutum koyması açısından çok önemlidir. Sandığa hayır oyu olarak yansımayan her oy evet oy oranını yükselteceğinden, evet’çilere, yani soykırımcı sömürgeci sisteme ve uygulamalarına güç vermek anlamına gelecektir. Bu açıdan şu ya da bu nedenle tepkiyle sandığa gitmemek AKP-MHP faşist iktidarına güç vermek olur. AKP-MHP iktidarı evet oyu vermeyenlerin sandığa gitmemesini sağlayacak bir politika izleyecektir. Bu nedenle AKP ve MHP’nin bu yönlü oyunlarına dikkat etmek gerekir. MHP çok sıkışmış durumdadır. Bu nedenle tabanda evet demeyecek MHP kitlesinin sandığa gitmemesi yönünde bir söylem ve politika yürütecektir. 

Tüm bu gerçekler demokrasi güçleri ve Kürt halkının sandığa gidip hayır oylarını çoğaltmasının önemini oraya koymaktadır. Bu defa güçlü ortaya konulan hayırda büyük bir hayır ortaya çıkacaktır; hayırlara vesile olacaktır.