• Halkların Demokratik Partisi (HDP), demokratik toplumsal kesimleri bir araya getirmek amacıyla 1 Haziran’da başlattığı ‘Demokratik Mücadele Programı’ sonucunda Barışa Çağrı Deklarasyonu’nu, 1 Eylül Dünya Barış Günü öncesi açıkladı. 

 

Deklarasyon, Eşbaşkanlar Pervin Buldan ve Mithat Sancar tarafından dün Meclis’te düzenlenen basın toplantısıyla paylaşıldı. Derin bir toplumsal, siyasal ve ekonomik kriz yaşandığı; mevcut kriz halinin sürdürülebilir olmadığı belirtilen açıklamada, zor ve baskı aygıtlarıyla susturulan, itaat eden bir toplum halinin dayatıldığı kaydedildi.

Ekonomiden siyasete, yönetim biçiminden toplumsal ilişkilere kadar yaşanan sorunların temelinde, iktidarın içeride ve dışarıda derinleştirdiği kutuplaştırma, gerginlik, çatışma ve savaş politikalarının yattığı vurgulanan açıklamada, ”Bu gerçeklik, yönetim bunalımının ve ekonomik krizin temel sebebidir. Başta Kürt halkının demokratik kazanımları olmak üzere tüm toplumsal ve siyasal muhalefeti hedef alan bu çatışmacı zihniyet, ülke sınırlarının içinde de dışında da bir yönetim biçimi halini almıştır” denildi.  

Her açıdan maliyeti yüksek savaş ve çatışma politikalarında ısrar etmek yerine, barış politikalarının denenmemesinin büyük bir hata olduğu ifade edilen açıklamada, Türkiye’nin dünya genelinde silahlanmaya en çok kaynak ayıran devlet arasında arasında hızla yükseldiği hatırlatıldı.

Girdaptan kurtulmak mümkün

Bu girdaptan kurtulmanın mümkün olduğu belirtilen açıklamada, şu tespit ve çağrılar yapıldı: ”Mevcut hal, hal değildir. Krizler aynı zamanda yeni başlangıç imkanları demektir. Gelin birlikte siyasal hırs, kibir, parti öncelikleri ve kısır çekişmelerin çok üstünde bir evrensel değer olan barışı birlikte kuralım, birlikte inşa edelim. Kürt meselesinin bugün ulaştığı düzey, bütün varlığıyla çözümü dayatıyor. Bu ülkenin demokratik ve ortak geleceğini düşünen hiç kimse bu gerçeğe gözlerini yumamaz, yummamalıdır. Sorun, artık bölgesel ve küresel bir boyut kazanmıştır ama burada çözülmelidir. O yüzden bugün buradan, Türkiye Meclisi’nden bir kez daha çözüm isteyen bütün güçlere sesleniyoruz: Hepimizin bu konuda sorumlulukları var. Kimse çözümden kaçamaz. Bıçağın kemiğe dayandığı bir dönemden geçiyoruz. Demokratik çözüm ve barış kendini tüm yakıcılığıyla dayatmaktadır.

Savaş ve çözümsüzlükten vazgeç

Öncelikle bu ülkeyi yöneten AKP-MHP iktidarını ve devlet aklını bölgedeki ‘savaş ısrarından’ ve ‘çözümsüzlük politikalarından’ vazgeçmeye çağırıyoruz. 100. yıla yaklaşırken kamplaşma, rövanş ve çatışma politikalarıyla değil uzlaşma, diyalog, müzakere ve barış değerleriyle buluşmuş Demokratik Cumhuriyetin inşasını hep birlikte gerçekleştirelim.

Dolmabahçe Mutabakatı süreci, Kürt meselesinin çözüm ruhu ve felsefesi bağlamında değerini hala korumaktadır.

 Sayın Öcalan, olanak bulması, zemin yaratılması halinde barış ve demokratik çözüm için önemli rol oynayabilecekken kendisinden bu imkânın esirgenmesi her geçen gün telafisi zor sonuçlar doğurmaktadır.

Sadece iktidarın insafına bırakılamaz

Siyasal ve toplumsal muhalefete sorunun çözümü konusunda yaşamsal sorumluluklar düşmektedir. Çünkü Kürt meselesi sadece iktidarın ve devletin insafına bırakılmayacak kadar hayati bir meseledir. Demokratik çözüm konusunda rol üstlenmek isteyen herkes öncelikle meselenin ciddiyetine uygun bir tavır takınmalı, somut öneriler sunmalıdır.

Bu yönüyle muhalefet partileri iktidardan daha ileri ve daha cesur adımlar atmalıdır. Muhalefet partilerinden, somut olarak çözümün nasıl sağlanacağına ilişkin önerilerini, hangi yöntemlerle barışın inşa edileceği konusundaki fikirlerini açıkça ortaya koymalarını ve toplumla paylaşılmalarını bekliyoruz.

Emek ve meslek örgütlerine, sivil toplum örgütlerine, her alanda faaliyet yürüten demokratik kuruluşlara ve toplumun vicdanı olan aydınlara ve kanaat önderlerine çağrı yapıyoruz: Savaş ve çatışma politikalarına karşı çaresiz olunduğu duygusunu geride bırakın. Barış için çalışmaları ilerletin. Bir araya gelin. Gücünüz var, imkanlarınız var. Barışın yolunu açmak için karar, inanç ve cesaret lazım. Bunlar da sizde var. 

Büyük Barış Hareketi

Acil bir ‘Büyük Barış Hareketi’ne ihtiyacı var. Bu amaç uğruna fedakârlık yapacak olan tüm aydınlar, akademisyenler ve sanatçıların her zamankinden daha fazla çaba göstermeye, taraflarla temas kurmaya ve özgürce tartışmaya davet ediyoruz. Barışı hep birlikte inşa edebiliriz.

Bu sorun, sadece Kürtlerin ve HDP’nin sorunu olarak görülemez. HDP Kürt sorununun çözümü konusunda hak ve özgürlüklerden yana taraftır. Bizim rolümüz diyalog ve müzakeredir. Demokratik çözüm ve barış isteyen herkesle çalışmaya hazırız.

Diyalog ve müzakere zemini

Kürt meselesinde silah ve çatışma yöntemleri dışında, diyalog ve müzakere seçeneklerinin kendisini tarihsel olarak dayattığı ve güncel olduğu aşikârdır. Daha fazla insan, zaman, enerji ve kaynak kaybetmeden ‘diyalog ve müzakere zemini’ kurulmalı, çatışma ve savaş artık sona ermelidir. 1 Eylül Dünya Barış Günü vesilesiyle tarafların bu çağrımıza kulak kabartmasını ve ses vermesini temenni ediyoruz.  ANKARA