HDP’li kadınlardan ADALET seferberliği

Kadın Haberleri —

10 Şubat 2021 Çarşamba - 16:30

  • HDP Kadın Meclisi, cinsiyetçi, militarist, kadın düşmanı politikalara karşı ‘Kadınlar İçin Adalet’ kampanyasını başlattı. Meclis Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, “Tecritle nefessiz bırakan AKP-MHP faşist blokunun kadın düşmanı politikalarına itirazımız var” dedi.

ANKARA

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi, ‘Herkes İçin Adalet’ kampanyasının kadın programını açıklamak için Ankara Kuğulu Park’ta bir araya geldi. ‘Kadınlar için adalet’ ve ‘Ji bo jinan edalet’ yazılı maskeler takan kadınlar, “Kadınlar için adalet” ile “Jin jiyan azadî” sloganı attı.
Çok sayıda kadın milletvekilinin de aralarında bulunduğu kitlenin Kuğulu Park’a girmesini engelleyen polis, milletvekillerini ablukaya aldı. HDP Kadın Meclisi üyesi kadınları ise alandan uzaklaştıran polis, basının görüntü almasını kalkanlarla engellemeye çalıştı. Yapılan görüşmelerin ardından ise sadece milletvekillerinin parka alınmasına izin verildi. 
 
Kadın mücadelesine abluka

Parkta bir araya gelen HDP’li kadın milletvekilleri abluka altında açıklama yaptı. Burada konuşan Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, “Bu ülkede hak, hukuk adalet ayaklar hatta postallar altında. Yapmak istediğimiz açıklama ablukayla cevaplandı. Her dönemin bir bahanesi olduğu gibi bu dönemin bahanesi de pandemi. Bir taraftan bu bahaneyi öne sürerken, diğer yandan bizleri sağlıksız bir ortamda bekletiyorlar” diyerek tepki gösterdi. 
 
Kadınlar katledilirken yoklar

Kadınların her gün katledildiğine dikkati çeken Başaran, “Kadınlar yaşamdan izole edilirken, yardım çığlığı atarken bu kadar güvenlik yok yanlarında. Kadınlar ölüme terk ediliyor ve mücadelesi de ablukayla susturulmaya çalışılıyor. 
Kadınlar saldırılarınız karşısında geri adım atmıyor. Tüm saldırılarına rağmen biz kadınlar sokakları da Meclis’i de terk etmiyoruz” ifadelerini kullandı. Kadınlar için adalet kampanyasını başlattıkların duyuran Başaran, “Kadınlar için adalet demekten vazgeçmiyoruz” dedi.
 
Mor zincir

Parkta yapılan açıklamanın ardından HDP Genel Merkezi’ne geçen milletvekilleri, burada HDP Kadın Meclisi üyesi kadınların da katılımıyla açıklama yaptı. Genel Merkez önündeki Büklüm Sokak’ta açıklama yapan kadınlar, mor kurdeleli zincir oluşturdu. “Erkek adalet değil kadınlar için gerçek adalet”, “Ji bo azadiya jinan despêkê edalet” pankartı açılan açıklamada, “Yaşamı ve doğayı savunan kadınlar için adalet”, “Yoksulluğa mahkum edilen kadınlar için adalet”, “Ji bo jinan edalet” yazılı dövizler taşındı. Kadınlar, sık sık “Jin jiyan azadî”, “Kadınlar için adalet” ve  “Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz” sloganları attı.
 
Gerçek adalet

“Kadınlar için adalet” kampanyasını başlattıklarını vurgulayan Başaran, şöyle konuştu: “Yaşanan adaletsizliklere karşı partimiz, 8 Şubat itibarıyla başlattığı ‘Herkes için adalet’ kampanyasının startını verdi. Bizler de kampanya kapsamında HDP Kadın Meclisi olarak bileşen kadın yapılarımızla birlikte; cinsiyetçi, militarist, kadın düşmanı politikalara karşı ‘kadınlar için adalet’ diyoruz. Toplumun dinamik ve direnen kesimi olan kadınları düşmanca saldırılarla susturmak isteyen iktidar, adaletin terazisinde konu kadınlar olunca her türlü tahakkümcü uygulamaları kefeye koymaktan geri durmamaktadır. Bugün bir kez daha erkek adalet değil, kadınlar için gerçek adalet demek için buradayız.”  

Açlık grevleri

AKP-MHP iktidarının şiddet ve kaostan beslendiğine dikkat çeken Başaran, içeride ve dışarıda yürüttüğü savaş politikalarıyla, başta kadınlar olmak üzere toplumun her kesimini tecrit ve adaletsizlikle karşı karşıya bıraktığını, yaşadığı krizden çıkmak için muhalifleri susturarak, baskı ve zulüm aygıtlarını kullanarak ülkeyi adeta açık bir cezaevi haline getirdiğini söyledi. Tüm topluma dayatılan tecride ve adaletsizliğe karşı bugün en büyük tepki cezaevlerinden geldiğini söyleyen Başaran, Öcalan üzerindeki ağırlaştırılmış mutlak tecridin kalkması ve cezaevlerinde işkence boyutuna varan hak ihlallerinin son bulması için tutsakların başlattığı açlık grevinin 76’ncı gününde olduğunu hatırlattı. 
 
Tecrit

Tecridin insanlık suçu olduğunun altını çizen Başaran, “Adaletsizliğin ta kendisidir. Tecrit bugün savaşın, kadına yönelik şiddetin, açlığın, yoksulluğun, işsizliğin adı olmuştur. Şüphesiz ki bu tecrit ve adaletsizliği en çok hisseden kesimlerden biri de kadınlardır. Erkek iktidar, kadınları yaşam alanlarından çıkararak, evleri hapishaneye çevirerek demokratik siyaset haklarından men ederek kadınların özgürlük, adalet ve eşitlik sözünü tecrit etmek istemektedir” dedi. 
 
Kadın tutsaklar

Başaran, erkek siyaset karşısında toplumsal cinsiyet eşitliğini savunan ve bunun mücadelesini veren kadınların, AKP-MHP ittifakının hedefi haline geldiğini kaydederek, şöyle devam etti: ”Kadın seçilmişlerimiz demokratik siyaset yürüttükleri, kadın özgürlük mücadelesi verdikleri, çıktıkları mahkemelerde yargılanan değil, yargılayan oldukları için rehin tutulmaktadır. Bizi rehin tutanların tarihteki hükümleri bir mahkeme tutanağı kadar bile olmayacak’ diyen Figen Yüksekdağ, ‘Ben kaçmak istesem sizin ruhunuz duymazdı’ diyen Leyla Güven, ‘Sizin devletinize tapmak zorunda değilim’ diyen Ayşe Gökkan, 12 Eylül darbecilerine diz çökmeyen Gültan Kışanak, Sebahat Tuncel, Aysel Tuğluk, Şevin Alaca ve adlarını sayamadığımız tüm seçilmişlerimiz için; erkek egemenliğine karşı eşitlik, özgürlük, adalet mücadelesi yürüttüğü için tutuklanan, siyasi kadın tutsaklar için adalet diyoruz. Çıplak aramaya maruz kalan, birincil ihtiyaçlarına dahi ulaşamayan, çocukları ile birlikte cezaevinde kalmak zorunda bırakılan, cezaları bittiği halde tahliye edilmeyen, keyfi disiplin cezalarıyla infazları yakılan, insanlık dışı koşullarda yaşamaya zorlanan tüm kadın tutsaklar için adalet diyoruz.
 
Kadına karşı savaş tablosu

Erkek egemenliği yıllardır kadınları yok sayarak, iradesini tanımayarak yaşamın her alanından soyutlamak istemektedir. Bu zihniyetin taşıyıcısı olan iktidar, kadına yönelik şiddeti meşrulaştıracak ortama her türlü zemini hazırlamaktadır. Nitekim bu ülkede her gün en az 3 kadın, erkekler tarafından katledilmektedir. Kadın katliamları adeta bir kadın kırımı haline gelmektedir. Ve bu veri bir savaş tablosunu çağrıştırmaktadır. Keza AKP iktidarı döneminde en az 7 bin 600 kadın katledilirken, binlercesi şiddetin her türlüsüne maruz kalırken kadınlar, fail erkekleri aklama kurumu haline gelen adliye koridorlarında verilen kararlarla ölüme mahkûm edilmektedir. ‘İyi hal’, ‘takdir’ indirimi adı altında kravatlı erkeklere ceza vermek yerine ödüllendiren erkek yargıya karşı en büyük kazanımımız olan İstanbul Sözleşmesi’ni savunmak için ‘kadın kırımına son, kadınlar için adalet’ diyoruz.”
 
Eşbaşkanlık sistemi

İktidarın hedeflerinden biri de yaşamın her alanında eşit temsiliyeti savunan eşbaşkanlık sistemi olduğunu söyleyen HDP’li vekil, dünyada örnek olan sistemin Türkiye’de suç görülüp yargılandığını, AKP’nin halk iradesine atanan kayyumlarla kentleri erkekleştirmekle kalmayıp, kadına şiddetle mücadele merkezleri, kadın sığınma evlerini kapatarak kadınların başvuracağı mekanizmaları yok etmek istediğini dile getirdi. Devamla, “İşte tam da bu yüzden kayyımcı rejime karşı eşbaşkanlık sistemini savunan kadınlar için adalet diyoruz” ifadesinde bulundu.
 
Yoksulluk

Başaran, ucuz iş gücü olarak görülen, emeği sömürülen, kamusal alanda mobinge uğrayan, ev içi emeği görülmeyen kadınların pandemi süreci ile birlikte işsizliği, yoksulluğu en ağır şekilde yaşayan kesimlerin başında geldiğini; işsizliğin, yoksulluğun bir yansıması olan erkek şiddetiyle baş başa bırakıldığını belirtti. Şiddeti doğuran koşulların sorumlusu olarak iktidarı gösteren Başaran, “Bu iktidar, biat etmeyi, ‘makbul kadın’ olmayı dayatmaktadır” dedi ve  alanlarda “güvencesiz istihdama karşı güvenceli istihdam, işyerlerinde yaşanan ayrımcılığa adaletsizliğe karşı eşit işe eşdeğer ücret diyerek yaşamın her alanında ‘yoksulluğa mahkûm edilen kadınlar için adalet’” diyeceklerini söyledi.
 
Özsavunma

Erkek şiddetine karşı özsavunmasını yapan kadınlar için de adalet diyeceklerini belirterek, “Militarist ve cinsiyetçi politikaların erkekliği yücelttiği Türkiye’de, erkekler iktidarın cezasızlık ödülünden cesaret alarak kadınlara şiddet uygulamaktadır. Şiddete maruz kaldığında kolluğa başvuran kadınlar, evlerine geri gönderilmekte, sığınma evlerine yerleştirilmemektedir. Yani erkek şiddetine maruz kalan kadınlar başvuracağı bir mekanizma bulamamasından kaynaklı özsavunmasını yapmak zorunda kalmaktadır. Erkek şiddetinin her türlüsüne maruz kalan kadınlar, yaşamlarını savunmak zorunda bırakıldıkları için erkek yargının kendini en bariz şekilde gösterdiği alanlardan olan mahkemelerde adaletsizlikle karşı karşıya kalmaktadırlar. Kadına yönelik şiddet uygulayan erkeklere cezai yaptırım çoğu zaman uygulanmazken, infaz yasası ile serbest bırakılırken bugün öz savunmasını yapan kadınlar ağır cezalara çarptırılmaktadır” dedi. 
 
Ekoloji

Ataerkil düzenin doğa katliamına karşı da kadınların rant politikalarına ses çıkardığını hatırlatan Başaran, HES, kömür, maden, rant yapılaşmasına karşı verilen mücadelelerin ön saflarında köyünü, ormanını, deresini yani; yaşamı ve doğayı savunan kadınlar için adalet diyeceklerini söyledi. 
 
Genç kadınlar

Kürt illerinde özellikle genç kadınlar üzerinden yürütülen kirli savaş politikalarına da değinen Başaran, suç işleyen kolluk güçlerinin elini kolunu sallayarak dışarıda yaşamaya devam ettiğini söyledi. Başaran, saçlarından sürüklenerek işkence ve cinsiyetçi hakaretlere uğrayan Boğaziçili öğrenciler ve onlarla dayanışan üniversiteli kadınlar, nefret söylemlerine maruz kalarak hedef gösterilen LGBTİ+ bireyler için de ‘ayrımcılığın olmadığı, farklı renklerin suç olarak görülmediği bir toplum için adalet’  diyeceklerini kaydetti. 
 
 8 Mart’ta ‘adalet’ diyeceğiz

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde de ‘adalet’ diye haykıracaklarını söyleyen Başaran, şöyle dedi: “Adaletsizliğin adı olan, sokakları, evleri, fabrikaları, okulları hapishanelere çeviren, kadınları tecritle nefessiz bırakan AKP-MHP faşist blokunun kadın düşmanı politikalarına itirazımız var. Mumla aranan adaleti bu ülkeye biz kadınlar getireceğiz. Tüm baskılara karşı her alanda, her meydanda, her kürsüde kadınlar için adalet diye haykıracağız. Buradan tüm kadınlara çağrımızdır. 8 Mart’a giderken; eşit, özgür ve adil bir yaşam için, savaşa karşı barışı savunmak için, yaşanılabilir bir toplum için, yaşam alanlarını savaş ve yoksulluktan kaynaklı terk etmek zorunda kalan mülteci ve göçmen kadınlar için, gasp edilen haklarımızı geri almak ve kazanımlarımıza sahip çıkmak için, yaşanılan tüm bu adaletsizliklere karşı isyanımızı haykırarak örgütlü direnişimize dönüştürelim. Bu erkek egemen sistemi kadın iradesi ve kadın dayanışmasıyla biz değiştireceğiz. Biz kazanacağız. Kadınlar için adalet.”

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.