
Bu saldırılar ne münferit ne de spontanedir; örgütlendirilmiş ve planlı saldırılardır. Öyle bazılarının söylediği gibi sosyal medyada örgütlenip gerçekleşen saldırılar değildir. Kürt Halk Önderi İmralı’da milletvekilleriyle yaptığı görüşmede “Hükümet bu Gladio saldırılarını durdursun, yapanları etkisizleştirsin” mesajı vermiştir. Bu saldırılar bir merkezden karar altına alınmıştır. Kürt düşmanlığı yapan şovenist sürüler de bulunduğundan bunlar harekete geçirilmektedir. MHP’liler ya da BBP’liler kullanılsa da, kararı alan ve harekete geçirenler devlet içindeki özel savaş örgütleridir; özel adıyla Gladio’dur.
HDP’lilere bu düzeyde saldırı ancak faşist ülkelerde olur. Türkiye’nin ideolojik ve kurumlaşmış faşist bir ülke olduğu bu olayla inkar edilemez bir gerçek oluyor. Seçimin olduğu herhangi bir ülkede buna rastlanmaz. Belki yer yer kavgalar olur, belki ölümler de olur, ama bir partinin hiçbir yere sokulmak istenmemesi görülmez. Çünkü böyle bir ülkede zaten seçim anlamsız hale gelir. Daha şimdiden yapılacak seçim Kürdistan dışındaki her yerde meşruiyetini kaybetmiştir. Örneğin aynı saldırı AKP, CHP ya da MHP’nin başına gelseydi kim o seçime meşru diyebilir, halkın iradesinin sandığa yansıdığını söyleyebilirdi? HDP’ye bu kadar saldırı olacak, sonra da bu seçim meşrudur denilecek! Bu olamaz. Seçim meşruiyetini kaybetmiştir. Belki de bu seçimi yaptırmak istemeyenler her yerde HDP’ye sistematik saldırı yaptırıyorlar.
HDP’ye bu kadar saldırıdan sonra Türkiye’deki sözde demokrasi ve seçime kim inanır? CHP ya da AKP’ye saldırılmıyor, bu nedenle seçim meşrudur demek, insan aklıyla alay etmektir. Demokrasinin olup olmadığı CHP ya da AKP’nin değil, HDP’nin seçime sorunsuz girmesiyle belli olur. Önemli olan resmi devlet politikası ve ideolojik yaklaşıma karşı olanların özgür örgütlenmesi ve seçim propagandası yapmasıdır. Ölçü, AKP, CHP ya da MHP’nin seçime girmesi olamaz.
Eğer Kürt Halkı içinde olmasalardı şimdi BDP’ye de aynı saldırılar yapılırdı. Kaldı ki BDP’ye de Hüda Par’lılar saldırtılıyor. Hüda Par’ın saldırısı, Ordu’da bozkurt işareti yaparak saldıranların Kürdistan versiyonudur. Saldırı sadece Türkiye’de değil, Kürdistan’da da vardır. Hüda Par’lılar 1990’lı yıllardaki gibi saldırıyor, polis göz yumuyor. 1970’li yıllarda faşistlerin devrimcilere saldırmasında olduğu gibi HDP’ye yönelik saldırılarda da polis saldırganlara göz yumuyor. Eski dönemlerde devrimci demokratik muhalefeti sindirmek için Gladionun faşist güçleri saldırtmaısına göz yumulduğu gibi, şimdi de göz yumuluyor. Bu bir Gladio tarzıdır.
HDP şu anda devrimcilerin ve demokrasi güçlerinin onuru ve namusudur. Devrimciler ve demokratlar HDP’ye saldıranlara karşı birleşmezlerse onurlarını da namuslarını da kaybederler. HDP’ye yönelik saldırılar püskürtülmezse böyle bir faşist gelenek kalıcılaşır; devrimci demokrasi güçlerine karşı her zaman kullanılır. Zaten bu saldırılara karşı tutum kimin ne ayarda demokrat ve devrimci olduğunu da ortaya koyacaktır. Bu açıdan bu saldırılar karşısında devrimciler ve demokratlar bir sınavdan geçmektedir. Bu saldırılar püskürtülmelidir.
AKP kendi mitingine yönelik protesto olduğunda polis en sert tutumu takınmıştır. Eskişehir’de polisin tutumunu gördük. Ama Ordu’da ve diğer yerlerde saldıranlar daha saldırgan ve linç yapmak isteyenler olduğu halde polis sessiz kalmıştır. İşte Türkiye gerçeği budur. Kürtlere ve demokratlara farklı yasa ve uygulamalar, AKP ve CHP’lilere ise farklı yasa ve uygulamalar gösteriliyor. Bunu tüm Kürtler de, demokrasi güçleri de görüyor. Öyle ki, düne kadar AKP destekçisi olan bazı yazarlar bile buna açıktan açığa Kürt düşmanlığı ve faşizm diyorlar.
HDP’ye saldırı, Türkiye’deki siyasi sistemin de, siyasi partilerin de kalitesini ortaya koymaktadır. Bir ülkede demokrasi böyle saldırı yürütenlere karşı sert cevap vermek ve onları püskürtmekle gelişir. Bu yapılmadığı takdirde Türkiye faşistlere ve Gladio takımına teslim edilmiş olur.
Demokrasi güçleri ve devrimcilerin HDP’ye sahip çıkması yanında, halkların partisi olarak başta Kürtler olmak üzere tüm halkların da HDP’ye sahip çıkması gerekir. Kürt halkı HDP’ye karşı saldırılara yönelik yer yerde protestolarını yükseltmelidir.