KESK Kadın Sekreterliği ve İstanbul Feminist Kolektif üyesi kadınlar, dün birer basın toplantısı ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın 4320 sayılı kanun taslağını kabul etmediklerini beyan etti. KESK Kadın Sekreteri Canan Çalağan, Eğitim Sen Kadın Sekreteri Sakine Esen Yılmaz, Tüm Bel-Sen Kadın Sekreteri Güler Elveren ve Örgütlenme Sekreteri Satı Buruncu Çalı ile BES Genel Sekreteri İlknur Bilgen "Kadın ve Aile Bireylerinin Şiddetten Korunmasına Dair Kanun Tasarısı" ile ilgili KESK Genel Merkezi'nde basın toplantısı düzenledi. Açıklamayı yapan Çalağan, yasanın ülkede her geçen gün artan kadın cinayetlerinin ve kadına yönelik şiddetin önlenmesinde bir adım olacağına dair kamuoyunda yaratılan beklentilerin boşa çıktığını ifade ederek, "Hükümet 'ilgili tüm tarafların görüşlerini alacağız' diyor ancak kendi bildiğini okuyor. Değişikliğin kadın örgütleriyle yapılacağı propagandasını yaptı. Gelinen aşamada kadın örgütlerinin, yasaya ilişkin bizim de desteklediğimiz önerilerinin dikkate alınmadığı, hükümetin yine kendi bildiğini okuduğu açığa çıkmış oldu" dedi.

'AKP için birey değil, eş ve anneyiz'

Hükümetin geri çevirdiği bu yasa taslağı ile içinde bulunduğu erkek egemen, gerici, muhafazakâr çizgiyi bir kez daha ortaya koyduğunu ifade eden Çalağan, kadının AKP tarafından birey olarak değil bir anne, bir eş olarak aile içinde görüldüğüne dair gerçeği tekrar vurgulamak istediklerini belirtti. İktidar açısından kadının bir adı olmadığını belirten Çalağan, "Yakın ilişki içinde yaşayan' kadınları şiddetten koruyan yasa kapsamının dışında tutmak, geleneksel, toplumsal rollerinden azade bir birey olan kadını yaşamın dışına atmaktır" diye konuştu. Çalağan, "KESK Kadın Sekreterliği olarak, bu haliyle yürürlüğe konulması planlanan taslağı benimsemediğimizi belirtiyor, şiddete uğrayan kadınlar arasında dahi ayrımcılık yapan bu erkek egemen zihniyeti reddediyoruz" dedi.

Örgütlerin görüşlerine yer verilmedi
İstanbul Feminist Kolektif üyesi kadınlar, TMMOB Makine Mühendisleri Odası (MMO) İstanbul Şube binasında basın toplantısı yaptı. Toplantıda açıklama yapan avukat Çiğdem Hacısoftaoğlu, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın çağrısıyla 236 kadın örgütünün bir araya gelerek yasa taslağı hazırladıklarını ve Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü tarafından taslağın son halinin yayınlandığını belirtti. Hacısoftaoğlu, taslağın son halinde 236 kadın örgütünün görüşlerine hiçbir şekilde yer verilmediğini söyledi.
Görüşmelerdeki olumlu havanın aksine şu anda yürürlükte olan yasanın da gerisinde olan bir yasa taslağı hazırlandığını ve bunun tam anlamıyla bir hayal kırıklığı yarattığını ifade eden Hacısoftaoğlu, "Şaşırarak ve öfkelenerek gördük ki taslak bu zamana kadar yapılan önerilerin pek çoğunu dikkate almadığı gibi daha önce var olmayan pek çok yeni sorunu da içeriyor. Üstelik şu an yürürlükte olan yasanın bile gerisinde. Bu yasa taslağı kabul edilmez halde" dedi. Taslakta, kadınlar için önleyici tedbir kararı verme yetkisini mahkemelerden alarak, Vali ve Kaymakamlıklara verilmesine dair maddelerin olduğunu belirten Hacısoftaoğlu, "Mahkemelerin alanına giren yetkilerin mülki amirlere verilmesi tamir edilemez sonuçlar doğuracaktır. Üstelik il ve ilçelerde mülki amirlerin, bölgenin güç dengeleri başta olmak üzere çeşitli etkilere açık olması kuvvetle muhtemeldir" dedi.
Kanun tasarısıyla ilgili, Bakanlığın çağrısıyla bugün Ankara'da kadın örgütleri ve Bakanlık arasında tekrar bir toplantı yapılacak.


 DİHA/ANKARA-İSTANBUL




Şiddeti örtmek için ‘din adamı’ formülü

Malatya Demokratik Kadın Platformu, Malatya İl Genel Meclisi’nin kadına yönelik şiddetin önlenmesini için aldığı „Kararın hukuki boyutlara ulaşmadan din adamlarının arabulucu olması“ kararına tepki göstererek, „skandal“ karardan dönülmesini istedi.
Eğitim Sen Malatya Şubesi’nde yapılan açıklama ile karara tepki gösteren Platform adına konuşan Songül Canpolat, Türkiye’nin katliam, taciz, tecavüz ve hak ihlalleriyle bir yıl geçirdiğini belirterek, „ Yaşanan hukuk skandallarının yanında devlet yetkililerinin kadına yönelik şiddeti engellemek için almış olduğu garip önlemler ve kadını aşağılayıcı söylemler hafızalarımızdan uzun süre silinmeyecek“ dedi. AKP’nin yeni uygulamalar ile zihniyetini sürekli tazelediğini söyleyen Canpolat, kadına yönelik her gün biraz daha artan şiddete işaret etti.
Kadına yönelik şiddet konusunda gerekli önlemler alınmadığı gibi yetkili ağızlardan da duyulan sözlerin şiddetin derinleştirildiğine işaret eden Canpolat, Malatya İl Genel Meclisi’nde yaşanan durumu aktardı. Canpolat, toplantıda, AKP’li üyeler ile CHP üyeleri arasında yaşanan gerginlik esnasında İl Genel Meclis Başkanı Naci Şavata’nın iki defa konuşan ve bir daha söz almak isteyen Nebi Yiğit’e „Avrat gibi ikide bir ne konuşmak istiyorsun? Otur oturduğun yerde’“ diye hitap ettiğini aktararak, „Aile içi şiddeti önlemek için daha önce yapılan arabuluculuk taktiği ne kadar işe yaradı?“ diye sordu.

Canpolat, „ Burada amacınız kadına olan şiddeti durdurup kadın ve aileyi korumak mıdır, yoksa belli bir ideolojinin örgütlemesi için zemin hazırlamak mıdır? Eğer amacınız kadına yönelik şiddeti durdurmaksa, neden kadın örgütlerinin çözüm önerilerini dikkate almıyorsunuz? Neden tecavüzcülere, katillere, şiddet uygulayanlara hak ettikleri cezaları vermiyorsunuz?“ diyerek, kararı şiddetle kınadıklarını ifade etti.

DİHA/MALATYA