
AKP'nin Kürdistan'da gittikçe yoğunlaştırdığı savaş konseptinde 90'lı yılları bile aşan uygulamalar ile birlikte kadın kimliği ve bedeninin de hedef alınması, gelişen saldırıların niteliğini gösteriyor. En son Mûş'un Gimgim ilçesinde çıkan çatışmada yaşamını yitiren YJA Star gerillası Kevser Eltürk'ün (Ekin Wan) cenazesi, DAİŞ çetelerinin vahşetini aratmayan bir şekilde askerler tarafından işkence edilerek çıplak bir biçimde teşhir edildi. Kevser Eltürk şahsında savaşın kadın bedeni üzerinden vahşi bir şekilde yürütülmesi Kürt toplumunda infial yaratırken, toplumun değişik kesimlerinden de tepkilere yol açtı.
İntikam kadınlar üzerinden alınıyor
"Her türlü savaş özünde erildir" diyen Yazar Oya Baydar, savaşın erkek egemenliğinin ürünü ve sonucu olduğunu belirterek, eril iktidarın kadın üzerindeki şiddetinin savaş ortamında katmerleşerek yoğunlaştığını kaydetti. Baydar, "İntikam kadınlar üzerinden alınıyor, zaferler kadınların üzerine basarak kutlanıyor" sözleriyle var olan savaşın kadınlar üzerindeki etkisini ortaya koydu.
Hepimizin utanması gerekir
Baydar, Gimgim'da çatışmada yaşamını yitiren Kevser Eltürk'ün cansız bedeninin sokaklarda çıplak olarak teşhir edilmesi ve fotoğraflarının sosyal medyaya servis edilmesini ise şu sözlerle değerlendirdi: "Son zamanlarda bu ülkede yaşanan, hepimizin utanması gereken en iğrenç olaylardan biri. Bu vahşeti uygulayanların vermek istedikleri mesaj ortada: Kürt kadınını, özellikle de hakları için başkaldıran, savaşan kadını başkalarına ibret olsun diye aşağılamak. Ama bence çok daha vahim, çok daha ürkütücü bir şey var. Bunu yapan yaratıklar devlet görevlisi. Devletin aklını, zihniyetini temsil ediyorlar. Bu ırkçı faşist, eril zihniyet ne yazık ki toplumda yaygınlaşıyor. Böyle bir tablo karşısında "Oh olsun, az bile yapmışlar" diyenler var oldukça, hepimiz tehlikedeyiz demektir."
IŞİD zihniyeti ile aynı
Devlet şiddetinin, "vatan" kavramı üzerinden meşrulaştırıldığını söyleyen Baydar, kadına uygulanan şiddetin bu hassasiyeti kaşımanın ve toplumu sindirmenin aracı olduğunu aktardı. DAİŞ zihniyeti ile bu türden uygulamaları yapabilenlerin zihniyetinin aynı olduğunu belirten Baydar, "Kadına bakışları, vahşi erkeklikleri, bizlerin anlayamayacağı düzeydeki ilkellikleri… 21. yüzyılın özel harekatçıları ve benzer devlet güçleriyle, ortaçağ artığı IŞİD'cilerin birbirlerini aratmayan yöntemlerinin benzerliği, devlet aparatımızın düzeyini de gösteriyor" şeklinde tepki gösterdi.
Savaşta kimse temiz kalamaz
Baydar, savaşın süreklileşmesi halinde sadece kadınların değil aynı zamanda bütün insanların üzerindeki yıpratıcı etkilerinin daha da yoğunlaştığını ve derinleştiğini vurgulayarak, "Savaş bir yandan insanları ezerken bir yandan da kötüleştirir. Savaşta kimse temiz ve iyi kalamaz. Kadınların ruh ve beden çöküntüsü gelecek kuşakları da etkileyerek kalıcılaşır. Savaşın tahribatı kuşaklar boyunca sürer" dedi.
'Bu zehir savaşın zehridir'
Savaş süreçlerinde yoğunlaşan kin ve intikam duygularının toplum üzerindeki etkilerine de dikkat çeken Baydar, şunları söyledi: "En tehlikelisi, kin ve intikam duyguları besleniyor. Üstelik eril şiddet kadınların ruhlarını da teslim alıyor. Kürt kızımız Kevser'e reva görülen iğrençliğe "hak ettiler" veya "Az bile yapılmış" diyen kadınların bulunduğu bir toplum, zehirlenmiş, hastalanmış demektir. Bu zehir savaşın zehridir işte" diye konuştu.
DİHA/ANKARA