Resimde farklı olarak göze çarpan, sürekli başrolleri oynayan Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın eskiye nazaran popülerliğini kaybetmiş olması. Hal böyle olunca da hoca efendileri bizzat kendisi devreye girmek durumunda kalmış gibi görünüyor. Anlaşılan bu aralar gündemlerimizde revaşa geçecek olan isim Fethullah Gülen olacak.
Resime genel olarak baktığımızda ise iktidara geldiği günden beri kendisinden önceki hükümetlerin yeteneksiz oldukları için Kürt sorununu çözemediklerini çeşitli şekillerde dile getiren AKP hükümetinin, gerileme dönemine girmiş olması göze çarpıyor.
Dolayısıyla, gelinen aşamada durumu farklı değerlendirmiş olan kesimler yani, AKP’yi demokrat olarak algılamış olanların güzel uykularından yavaş yavaş uyanmaya başladıklarını görüyoruz. Birileri, AKP hükümetini eleştirme cesaretini kendi köşelerinde cılız bir sesle de olsa dile getirmeye başladı.
Örneğin, Yazar Ragıp Zarakolu ve akademisyen Büşra Ersanlı’nın KCK davası kapsamında tutuklanmaları belli bir kesimi, hükümeti eleştirmeye yöneltti.
Ancak bu durum karşısında bile Kürt halkı en güçlü ve fedakar tepkiyi sergiledi. Türk medyasında yer alan bazı kesimler tarafından olay, ‘kurunun yanında yaşında yanması’ olayı olarak değerlendirdi. Yani akademisyen, yazar ve Türk olanlar yaş, akademisyen olmayan, yazar olmayan ve Kürt olan kuru oluyor, herhalde.
Beşbinin üzerinde insan soykırım operasyonları çerçevesinde bu ülkede içeri alınırken, bazıları bu olayı teröre büyük darbe diye nitelendiriyor, bazıları da sessiz kalmayı yeğliyordu. Ve ne yazık ki, hala bu durum önemli bir kesim üzerinde geçerliliğini koruyor. Fakat ne gariptir ki, Ragıp Zarakolu ve Büşra Ersanlı gibi isimler söz konusu olunca da bazıları hükümeti eleştirme ihtiyacı hissetti.
Ancak, eğer ki, birilerinin yaşadığı bir haksızlığa sadece sizinle aynı meslekten veya aynı ırktan olduğu için karşı çıkıyorsanız, bunun adı duyarlılık ya da demokratlık olmuyor. Bunun adı demokrasi paltosu giymiş ırkçılık oluyor.
Netice itibariyle gelinen aşamada Kürt sorunun Türkiye’de önünü tıkadığı gerçekler belkide hiçbir zaman olmadığı kadar açık bir şekilde sırıtıyor. Ancak Türk komuoyunun hala yetersiz kalan tepkileri bu durumun aşılmasını geciktiriyor. Bu bağlamda da Kürt sorunun çözümünü sağlama konusunda hükümetlerden değil, komuoyundan bir beklenti içerisine girilmelidir. Kürt halkı, Türkiye halkları için ne kadar demokrasi ve adalet istiyorsa, Türkiyeli halklarıda aynı inceliği ve hassasiyeti gösterebilmelidir.
gulistan_utkun@hotmail.de