‘Her zaman güçlü bir kadındı’

8 Nisan 2022 Cuma - 17:35

Several Ballıkaya

Several Ballıkaya

  • Sağlık durumu ağırlaşan Aysel Tuğluk’u ziyarete giden üniversiteden arkadaşı avukat Several Ballıkaya, Tuğluk’un duruşunu anlattı. Ballıkaya, “Aysel öğrenciyken de avukatlık sürecinde de her zaman inançlı ve kararlı bir insandı” dedi.

ESRA SOLİN DAL / MA-İSTANBUL

Kandıra 1 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevinde 6 yıldır tutulan ve demans teşhisi konulan avukat, siyasetçi ve Türkiye’nin ilk eşbaşkanlık siteminin uygulayıcılarından olan Aysel Tuğluk’un sağlık durumu ağırlaşıyor. “Cezaevinde kalamaz” raporuna rağmen serbest bırakılmayan Tuğluk’un ziyaretine giden ve aynı zamanda üniversite arkadaşı olan avukatlardan Several Ballıkaya, Tuğluk’un sağlık durumunu anlattı.  

Aysel her zaman güçlü bir kadındı

Aysel Tuğluk’la 1985 yılında İstanbul Üniversitesi’nde tanıştığını dile getiren Ballıkaya, hukuk mücadelesi yürüten herkesin Tuğluk’un özgürleşmesi içi sorumluluk üstlenmesi gerektiğini söyledi. Ballıkaya, Tuğluk ile cezaevinde yaptıkları görüşmeye ilişkin şunları anlattı: Sağlık durumu hastane raporları ile uygundu. Beni hatırlayıp hatırlamayacağı korkusu içimi sararken, tanıması beni çok mutlu etti. Okul anılarından bahsetti. Herkesi çok özlediğini söyledi. Özellikle Dersim’deki köyünü çok özlediğini söyledi. Her seferinde gözleri doldu. Ama Aysel her zaman çok güçlü bir kadındı. Yine çok güçlü durmaya çalışıyordu, fakat cezaevinin hastalığı üzerindeki etkisini kendisini ne kadar etkilediğinin farkındaydı. Hayatın doğal akışında günlük ihtiyaçlarını giderme konusunda ciddi sıkıntılar yaşadığını da söyledi. Bazen dışarıdan bir şey istediğinde, istediği şeyi unutup tekrar talep ettiğini belirtti. Kendisi için sürdürülen mücadeleden minnetle bahsetti ve herkese çok teşekkür etti.

İnançlı ve kararlı bir insan

Tuğluk’un kişisel özelliklerine değinen Ballıkaya, “Aysel öğrenciyken de avukatlık sürecinde de her zaman inançlı ve kararlı bir insandı. Görünen mütevazılığın arkasında güçlü bir kadın duruşu vardı. Bizler de onun mücadele arkadaşları olarak verdiği özgürlük ve kadın mücadelesini sürdüreceğiz” dedi.

Ağır süreçler hastalığı tetikledi

Normal günlük hayatla ilgili hafızasında çok ciddi kayıplar olduğunu vurgulayan Ballıkaya, unutkanlığının farkında olması, onda büyük tahribatların yarattığına dikkat çekti. Ballıkaya, Tuğluk’un eskisine oranla hem fiziksel hem de ruhsal olarak durumunun daha kötüye gittiğini kaydetti. Cezaevlerinin kapalı sisteminden dolayı insan sağlığı üzerinde olumsuz etkiler bıraktığına işaret eden Ballıkaya, şunları aktardı: Kendi başına bir şekilde izolasyon yaşıyor olması zaten başta hafıza olmak üzere fiziksel ve ruhsal açıdan etkileyen bir durum. Ama Aysel daha ağır bir şey yaşadı. Cezaevindeyken annesinin ölümü ve cenazesine yapılan işkence olayını yaşadı, cenaze linç edilmek istendi. Bu hastalığının ortaya çıkmasına neden olan iki faktördür.

ATK’nin raporu bilimsel değil

Tuğluk’un her zaman barışçıl bir mücadele içerisinde olduğunu belirten Ballıkaya, haksız tutukluluk ve adaletsizliğin giderilmesi gerektiğini dile getirdi. Her zaman demokrasiyi savunan bir siyasetçi olduğu için Aysel Tuğluk’a bunların yaşatıldığını belirten Several Ballıkaya, “Hastalığının ilerlemiş olduğu ve cezaevinde kalamayacak olması hastane ve tıbbi raporla sabit. Ne yazık ki ATK verdiği raporla bütün tıbbi ve bilimsel raporları hiçe sayarak siyasi bir karar verdi” diye konuştu.

Öç alan bir sistem olmamalı

Adalet Bakanlığı, ATK ve mahkemeye çağrıda bulunan Ballıkaya, “Ceza infaz sistemi öç alan bir sistem olmamalı. İnsanı tamamen hayattan koparan bir sisteme dönüşmemeli. İnsanın cezası bittiğinde, sağlıklı bir şekilde topluma katılmasını sağlayacak, bir sistem içerisinde cezanın infaz edilmesi gerekir. Bu yüzden de bütün bunların dikkate alınması lazım. Sağlık durumuna rağmen bir kişinin cezaevinde tutulmak istenmesi hukuka aykırıdır” diye belirtti.

İstanbul Barosu ve Barolar Birliği’nin sessizliğine dikkat çeken Ballıkaya son olarak şunları dile getirdi: ATK ve Adalet Bakanlığı’nın yapmış olduğu engelleyici tutuma Barolar Birliği de tutum almayarak katılmış oldu. Bu kurumlar görevi gereği meslektaşlarını ve hukuku savunmakla yükümlü olan kurumlarıdır. Bu kurumların öncelikle meslektaşlarını Adalet Bakanlığı’ndan önce gözetmesi gerekiyor. Bu çifte standardın bir an önce sona erdirilmesi gerekiyor. Başta İstanbul Barosu olmak üzere Barolar Birliği, üyeleri olan Tuğluk’un sağlığına ve özgürlüğüne kavuşmasını sağlayacak yollara başvurması gerekiyor.”

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.