Hollanda seçimleri ardından

Dünya Haberleri —

22 Mart 2021 Pazartesi - 20:30

  • Diyorlar ki: “Kazananların söylediği güzel sözler, vaadler, yerine nasıl getirilecek merakla bekliyoruz!” Verilen şaşaalı vaadlerle işçi ve emekçilerin oylarını aldılar. Onların çıkarlarını savunma cüreti ve cesareti gösterecekler mi göreceğiz. Bunun bu kapitalist sistem içerisinde mümkün olmadığını biliyoruz.

 

ALİ SOLMAZ*

Hollanda’da 150 sandalyeli parlamento için 37 irili ufaklı parti yarıştı. Pandemi koşullarından ötürü 3 güne yayılan seçimler 15-16-17 Mart tarihlerinde gerçekleşti. Seçimler sürpriz biçimde sonuçlandı. Birçok parti ve kurumu hayal kırıklığına uğratan seçim sonuçları, bazı partiler için de beklenmedik bir başarıyla şaşkınlık yarattı. Seçmenlerin yüzde 82,6'sı 17 Mart 2021 günü sandık başına gitti. Geçen yıllara göre en yüksek katılım sağlandı.

İktidardaki VVD 1. parti

VVD (Halk için Özgürlük ve Demokrasi Partisi) seçimlerden başarılı çıkan partilerden oldu. Hollanda'da 2 dönemdir birinci parti olan VVD, oylarını arttırarak yeniden birinci parti olmayı başardı. Böylece VVD'nin sandalye sayısı 33'ten 35'e çıkmış oldu. Seçim kampanyasını kişisel burjuva mütevaziliğiyle yürüten Başbakan Mark Rutte, oylarını artırarak yeni koalisyon için kolları sıvadı.

D66 seçimin kazanını

D66 Partisi de seçimlerden başarıyla çıkan partilerden oldu. Demokrat 66 Partisi, 60'ların ortasında dünyada esen gençlik hareketinden etkilenen ve o kuşaktan gelen Hans van Mierlo tarafından kurulmuş. Kendini sol ve sosyal demokrat olarak değerlendiren parti, bu seçim döneminde en başarılı sonuca ulaşan partilerden biri oldu. Güncel sorunlar ve bu sorunların çözümüne dönük bir kampanya yürüten Sigrid Kaag, girdiği bütün politik tartışmalarda başarılı üslubu ve mütevaziliğiyle ilgileri üzerine çekti. Kaag, televizyondaki seçim kampanyası süresince ciddi bir kitlenin dikkatini çekti. Sonuç olarak seçimlerde, sandalye sayısını 19’dan 23’e çıkararak, seçimin kazananlarından olmayı başardı.

Irkçı PVV’de oy kaybı

Bir süredir Hollanda'da ırkçı söylemlerleriyle bilinen parti lideri Geert Wilders, seçim döneminde ve öncesinde oldukça provakatif bir politika izledi. Wilders, koronavirüs uygulamalarına karşı yapılan sokak eylemlerini tetikleyen bir çalışma yürüttü. İslam karşıtlığı, göçmen karşıtlığı, iltica gibi konuları kendine propaganda malzemesi olarak kullandı. Parti politikası, yıllardır bu tür bir temel üzerine kurulmuştu. PVV, önceki yıllara göre daha az itibar gören bu politikalarla, 20 sandalyeden 17 sandalyeye düştü. Seçim sonuçlarından çıkan yenilgiyi kabul etti. İkinci parti konumundan (yani muhalafet partisi konumundan) üçüncü parti konumuna düştü. Wilders, hükümette değil muhalafette kalmayı sürdüreceklerini ifade etti ve kararı grubu ile alacaklarını açıkladı. PVV'nin kardeş partisi de sandalye sayısını 2'den 8'e çıkardı. Bu durum gösteriyor ki ırkçılık sorunu, toplumun önünde ciddi bir sorun olarak duruyor.

GL Partisi de kaybedenlerden

GL Partisi (Yeşil Sol), ciddi bir oy kaybına uğrayan partilerden biri. Parti, seçim öncesi ve seçim döneminde yürütülen kampanyalarda, televizyon tartışmalarında yer almaya önem verdi. Bir dönem sürekli yükseliş gösteren ve her seçimde oylarını arttıran GL, bu seçimlerde mağlubiyet yaşayan partilerden biri oldu. Değerlendirmelerinde, sürekli oylarını yükselten bir parti olduğu için bu sonucu beklemediklerini ifade eden parti yetkilileri, seçmenin iradesine saygı duyduklarını açıkladı.GL Partisi, 14 sandalyeden 6'sını kaybederek 8 sandalyeye sahip oldu.

CDA da oy kaybı yaşayanlardan

Hıristiyan Demokrat Partisi de bu seçimlerde iddialı bir kampanya yürüttü. İktidar ortağı olmanın verdiği olanakları da kullanarak etkili bir çalışma yürüten CDA, buna rağmen oy kaybı yaşadı. Bir dönemin birinci partisi olan CDA, sahip olduğu 19 sandalyeden 4'ünü kaybederek 15 sandalyeye düştü. CDA yürüttüğü seçim kampanyasında ve televizyon tartışmalarında, VVD'nin aynı zamanda Mark Rutte'nin gölgesinde kalmış gibi görünüyor.

SP 5 sandalye kaybetti

Sosyalist Parti, bu seçimlerde ciddi bir oy kaybı yaşayarak 5 sandalye kaybetti. Babasından devraldığı parti başkanlığını yürüten Lilian Marijnissen, seçim sonrası beklediği sonucu alamadı. Marijnissen'ın, aktif ve sempatik kişiliği ile kitlelerle iyi ilişkiler kurmasına rağmen, seçimlerde bu başarısını oya dönüştüremediğini görüyoruz. SP, sandalye sayısını 14 sandalyeden 9 sandalyeye düşürmüş oldu. Marijnissen yaptığı açıklamada, seçim sonuçlarını parti olarak değerlendireceklerini ve ileriye dönük çalışmalarını sürdüreceklerini açıkladı.

PvdA 9 sandalyeyle yerini korudu

Hollanda'nın eski ve belli dönemler ülkeyi yöneten partisi olan İşçi Partisi, oylarını korudu. Parti, 2. Dünya Savaşı'ndan sonra kurulmuş ve işçi vurgusunu çokça kullanan bir parti. Partinin bir dönem, Hollanda'da işçi hareketi içinde ciddi bir yeri oldu. Aynı zamanda bir dönem Hollanda'da kendini solun temsilcisi olarak gören bir partiydi. Son yıllarda oy kaybına uğrayan parti iktidardan ve ana muhalafetten düşerek siyaset yaşamını sürdürüyor. Bu seçimlerde yerini korusa da, ülkenin tarihsel partisi, tarih olacak gibi görülüyor.

CU da sandalye sayısını korudu

Hıristiyan Birlik partisi büyük bir parti olmasa da zaman zaman parlementodaki çıkışlarıyla gündem yaratan bir konumda. Deyim uygunsa kilit parti durumunda olduğu söylenebilir. Çünkü bazen hükümet kurmada aritmetik olarak ihtiyaç duyulan bir parti haline gelmekte. CU, 5 sandalye ile parlementoda temsil ediliyor.

PvdD de yerini korudu

Hayvanlar için Parti de ciddi bir seçim kampanyası yürüttü. Katıldığı bütün platformlarda ve kendi mecrasında ilgiyi üzerine çekmeyi başardı. Tartışmalarda, toplumda ciddi bir sempati toplayarak kampanyayı başarılı bir şekilde bitirdi. Sandalye sayısını 5'ten 6'ya yükselterek parlementodaki yerini aldı.

Diğer partiler 23 sandalye

50+ yaş üstü parti 4 sandalye kaybederek 1 sandalyeyle parlementodaki yerini aldı. Son günlerde parti içinde program tartışmaları ve kopuşlar oldu. SGP, Siyasi Reform Partisi 3 sandalye ile parlementodaki yerini aldı. DENK partisi de 3 sandalye alarak yerini korudu. FvD oylarını artıran partilerden oldu. Demokrasi için Forum Partisi de oylarını ciddi bir şekilde artırarak, sandalye sayısını 2'den 8'e yükseltti. Sağcı ve gerici propogandalarıyla pandemi sürecindeki sokak eylemlerinde sesini duyuran PVV, DENK gibi işçi emekçi düşmanı partilerden biri. Bij1, 1 sandalye ile kendine yer edindi. JA21, 3 sandalye ile kendine yer buldu. BBB, Köylü Halk Hareketi partisi de 1 sandalye çıkararak kendine yer edindi. Diğer parti ve oluşumlar sandalye çıkarma şansını bulamadı. Seçim sonuçları kısmi de olsa solun oylarının sağa kaydığını gösteriyor.

Geride kalan seçim ve gelecek umutları

Hollanda kendi koşullarında burjuva demokrasisini iyi işleten ülkelerden biri. 17,5 milyon nüfusuyla her şeyi iyi planlanmış ve organize etmiş bir Avrupa Birliği ülkesi. Yapılan planlanma tabii ki kapitalist sistem sınırları içinde ve onu korumaya dönük. Ülke, bazı olumsuzluklara rağmen burjuva kültürünü kendine mihenk taşı olarak seçmiş ve politikada ona uygun davranan bir ülke. Ama sorun kazanımla çözülmüyor: Kaybedenler bu konuda daha rahat konuşuyorlar. Diyorlar ki: “Kazananların söylediği güzel sözler, vaadler, yerine nasıl getirilecek merakla bekliyoruz!” Bu ifadeler, bütün politik parti değerlendirmelerinde altı çizilerek belirtildi. Verilen şaşaalı vaadlerle işçi ve emekçilerin oylarını aldılar. Onların çıkarlarını savunma cüreti ve cesareti gösterecekler mi göreceğiz. Bunun bu kapitalist sistem içerisinde mümkün olmadığını biliyoruz. Bunun mümkün olmaması bu sistemin doğası ile ilgilidir. Öte yandan politikacıların kendileri dahi bunu dile getirmektedir. Söz verip söylediklerine uygun hareket etmeyen ve siyasi olarak birbirine yakın partiler arasında sürekli bir oy kayışı yaşanıyor. Bu durum seçmen nezdinde bir arayış anlamına gelmekte.

Ya devrimci çıkış ya da boş bekleyiş...

Bir tek parti bile biz işçi ve emekçilerin sorunlarına yönelik çözüm önerisi sunmadı ve bu sorunları dile getirmedi. Bugün dünya gündemini işgal eden koronavirüsten kaynaklı sağlık sisteminde son bir yıldır çöküş yaşanmaktadır. Bu konuda hiçbir politikacı, samimi bir şekilde, sistemi karşısına alarak emekçiler lehine bir çözüm önerme cesaretini kendinde bulamamıştır. Görünen o ki gelecekte de bulamayacak! Çünkü bu sistemin işçi ve emekçilere vaat edebilecek hiç birşeyi yoktur.

Biz işçilerin mevcut sistem içerisinde mücadele ile kazanılmış bir takım haklarımız var. Bu sistem, haklarımızı budayarak bizi sosyal haklardan mahrum bırakma amacında. Bundan 20 yıl önceki siyasal, ekonomik ve sosyal haklarımızla şimdiki haklarımız arasında dağlar kadar fark olduğunu görüyoruz. Kazanılmış haklarımızı tek tek budayarak bizi bugünlere getiren bu sistemdir. Bugün biz işçi ve emekçilerin mücadelesinin yanında olan politik bir parti olmadığı için, düzenin sağ ve sol partiler “tatlı” sözcüklerle oylarımızı alıyorlar. Bunu tersine çevirecek yegane güç, işçi sınıfının mücadelesidir. Ya işçi sınıfı tarih sahnesine çıkacak ya da bu sömürü düzeni her gün yeni saldırılarla devam edecektir. Başka arayış ve beklentiler boşunadır..!

 

* Hollanda FNV-DAaF işyeri Temsilcisi

 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.