- Ortadoğu’da ittifakları ve bölgesel dengeler yeniden şekilleniyor. İsrail, BAE, Hindistan ve Yunanistan, “Mekke Anlaşması”na karşı yeni bir ittifak arayışında.
Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasında imzalanan “Mekke Ortak Savunma Anlaşması”nın yankıları sürüyor. Mısır’ın ittifaka dahil olup olmayacağı tartışılırken, anlaşmaya karşı yeni bir ittifakın kurulacağı belirtiliyor. Bir nükleer güç ile bir NATO üyesini bir araya getiren anlaşmanın bölgesel ve küresel silahlanma yarışını hızlandıracağı uyarısı yapılıyor.
7 Ağustos’ta imzalanan anlaşmanın ardından diplomatik bir kriz yaşandığı ortaya çıktı. Riyad’ın, Ankara’nın ısrarlarına rağmen Mısır’ın katılımını engellediği öne sürüldü. MiddleEast Eye’a konuşan kaynaklar, bunun arkasında Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi hükümetine yönelik artan hoşnutsuzluk ve Mısır’ın artık eskisi gibi stratejik ya da askeri değer sunmadığı inancının yattığını belirtti.
Karar, Riyad ile Kahire arasındaki tırmanan gerilimden kaynaklanıyor. Suudi Arabistan, Sisi’nin 2013 darbesi sonrası Kahire ekonomisini ayakta tutmak için yaklaşık 25 milyar dolar harcayarak en büyük finansal destekçisi olmuştu. Ancak Riyad, kritik güvenlik konularında beklediği karşılıklı desteği göremediği için hayal kırıklığı yaşıyor. Kaynaklara göre Mısır’ın Yemen’deki Husilerle savaştaki rolü “son derece yetersiz ve güvenilmez”di; İran savaşı sırasında da Suudi Arabistan yalnız bırakıldı. Ayrıca Riyad-BAE ilişkilerinin bozulmasının ardından Mısır’ın BAE’ye bağımlılığından duyulan rahatsızlık dile getirildi.
Mısır’ı ‘ikna’ turu
Türk Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Kahire’nin Ankara için “doğal bir ortak” olduğunu ve teknik sorunlar çözüldükten sonra ittifaka dahil olmaması için hiçbir neden bulunmadığını belirtmişti. 13-14 Ağustos’ta Mısır’a giden Fidan, üst düzey yetkililerle görüşmeler yaptı.
Mısır’ın reddi ise daha çok yapının yarattığı rekabetlerden kaynaklanıyor. Suudi Arabistan-BAE, Yunanistan-Kıbrıs-Türkiye ve Hindistan-Pakistan rekabetlerinde Mısır net tutum sergilemiyor. Süveyş Kanalı’nın ekonomi için kritik döviz kaynağı olması nedeniyle Husi’lerin karşısına geçebilecek üçlü ittifaktan geçici olarak uzaklaşma kararı da bu çerçevede değerlendiriliyor.
Atina, bölgesel stratejisini gözden geçiriyor
Gelişmeler Yunanistan ve İsrail’i de harekete geçirdi. Anlaşma, Yunanistan’ı Ortadoğu ve Kuzey Afrika’ya yönelik bölgesel stratejisini yeniden düzenlemeye itiyor. Atina, Kahire’nin Ankara ile ilişkilerini derinleştireceğini biliyor. Bu durum, yaklaşık iki ay önce Mısır, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan dışişleri bakanlarının Mısır’da ABD yetkililerinin de katıldığı toplantıda da ortaya çıkmıştı. Üçlü ittifak ABD’nin teşvikiyle kuruldu; savaşın Körfez’e yayılması da etkili oldu.
İsrail baskısı artacak
Kathimerini’ye göre Atina, anlaşmanın ardından İsrail baskısına maruz kalacak. İsrail, BAE ve Hindistan’ı ilişkilerini güçlendirmeye zorlayarak bölgesel bir karşı ittifak oluşturmaya çalışacak. Üçlü ittifakın desteklenmesi, Yunanistan’ın parçası olduğu orta ve uzun vadeli planları olumsuz etkiliyor. En bilineni Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru (IMEC). Suudi Arabistan kilit rol oynuyor; Yunanistan ve İsrail, Hindistan ve BAE ile birlikte projeye yatırım yapmıştı. Son gelişme, IMEC’in East Med gibi maliyetler ve jeopolitik değişimler nedeniyle hayata geçirilemeyeceği değerlendirmesini doğruluyor. Anlaşma, Türkiye’nin Suriye’deki konumunu da güçlendiriyor; çünkü Riyad, Ankara’nın etkisine karşı denge unsuru oluşturuyordu. Atina geçmişte Riyad’dan, Hristiyan azınlıkların hakları konusunda Şam’a arabuluculuk ve baskı talep etmişti.
Patriot sistemleriyle ilgili sızıntılar
Anlaşmanın duyurulması, geçen Cumartesi Suudi Arabistan’daki Patriot bataryasının konuşlandırılmasının uzatılmasıyla ilgili Milli Savunma Bakanlığı’ndan sızıntılara yol açtı. Uzatma artık yıllık değil aylık yapılıyor; bu da her an iptal edilebileceği anlamına geliyor.
Atina için sorun teşkil eden husus, Suudi Arabistan ile iki anlaşma imzalamış olması. 20 Nisan 2021’de dönemin Dışişleri Bakanı Nikos Dendias, Yanbu’daki Patriot bataryasıyla ilgili Yunan Gücü (ELDYSA) statüsü anlaşmasını Faysal bin Farhan Al Saud ile imzalamıştı. 22 Temmuz 2022’de ise savunma işbirliği anlaşması imzalandı. Bu anlaşmaların hiçbiri üçüncü bir devletle anlaşma yapılmasını yasaklamıyor.
‘Yeni Ortadoğu’ planına engel
İsrail açısından Mekke Anlaşması, Riyad-Tel Aviv normalleşmesinin önünde sorun. “Yeni Ortadoğu” planı dolaylı olarak engellenen İsrail, BAE ve Hindistan ile koordinasyonu sıkılaştırabilir. Washington’un İran politikası güvensizlik hissini artırdı ve bölge ülkelerini stratejik destek kaynaklarını çeşitlendirmeye itti.
Suudiler denge arayışında
Bölgesel sükûnete güvenen ancak enerji gelirleri ve kalkınma planlarını tehdit eden çok cepheli savaş ile deniz ablukası içinde kalan Suudi Arabistan savunmasız duruma düştü. Ankara’nın Somali ve çevresindeki askeri varlığının da etkisiyle Riyad, yaklaşık on yıllık gergin ilişkilerin ardından Türkiye’ye yöneldi. Hızlandırılmış askeri güçlenmenin yanı sıra koruma sağlayacak ve rakiplerine karşı denge unsuru oluşturacak stratejik ittifaklar sistemi kurmaya çalışıyor.
İslamabad’ın Riyad ile uzun işbirliği geçmişi var. Güvenlik ilişkileri, Suudi Arabistan’ın mali ve enerji desteği, Pakistan’ın ise askeri kapasite ve personel sağladığı düzene dayanıyor. Geçen yıl imzalanan savunma anlaşması bu bağlarda önemli ilerleme işaret etti.
Ankara-İslamabad ekseni de güvenlik alımları ve sanayi merkezli ivme kazanıyor. Türkiye, Pakistan’ın en büyük ikinci silah tedarikçisi; iki ülke hazır ürün alımlarının ötesine geçerek teknolojinin ortak geliştirilmesi ve üretimine yöneliyor. “Mekke Anlaşması”nı örnek alan üçlü çerçeve bu işbirliğine ivme kazandırabilir. Suudi Arabistan’ın mali desteği, Riyad’ın savunma tedarik zincirleri üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmasına imkân verecek. Suudi Arabistan ve Pakistan, Türkiye’nin ileri düzey savunma teknolojilerine, istihbarat işbirliğine, uzmanlık ve eğitim imkânlarına daha hızlı erişim sağlayacak. Riyad’ın güvenlik mimarisini yeniden düzenleme çabası, özellikle insansız hava araçları, deniz sistemleri ve gelecekteki avcı uçağı programlarının ortak geliştirilmesini genişletecek.
Üçlü eksene yanıt
Suudi Arabistan’la normalleşme yolunda ilerleyemeyen İsrail’in üçlü anlaşmaya nasıl yanıt vereceği yakından takip ediliyor. Israel Hayom’a göre anlaşma, İsrail’i iki paralel eksene dayalı stratejiye itiyor.
Birincisi, Yunanistan ve Kıbrıs ile bağlar aracılığıyla Akdeniz’de işliyor. Kudüs’e, özellikle Ankara’nın Ahmed El Şara liderliğindeki Şam hükümetiyle güçlenen ilişkilerine karşı Türk etkisine denge sağlıyor. İkinci eksen doğuya yönelik: İsrail, BAE ve Hindistan’dan oluşan stratejik üçgenin kurulması ve istikrarına odaklanıyor.
Ankara’nın Müslüman Kardeşler dahil İslamcı hareketlerle bağları nedeniyle Türk etkisinin genişlemesini takip eden BAE, Riyad ile yeni gerginlik kaynağının merkezinde yer alabilir. BAE, 2020 İbrahim Anlaşmaları kapsamında İsrail ile resmi ilişkiler kuran ilk Arap devletiydi. Daha az silah ithal etse de dünyanın en büyük silah alıcıları arasında. Abu Dabi’nin tedarikçileri çeşitlendirme politikası, İsrail ile stratejik-savunma ortaklığını derinleştirirken Hindistan ile uyumunu güçlendirdi. Yeni Delhi ile stratejik çerçeve anlaşması imzalandı; BrahMos füzelerinin satın alınmasına yönelik milyarlarca dolarlık anlaşma şekilleniyor.
Hindistan kartı
Yeni anlaşma Hindistan’ı da alarm durumuna geçirdi. Yeni Delhi, Pakistan’ın askeri güçlenmesinin yanı sıra Türkiye’nin Güney Asya’daki stratejik etkisini genişletmesi için aracı haline gelme olasılığından endişe duyuyor. Bu bağlamda Hindistan, Türkiye’nin etki alanından etkilenen ülkelerle koordinasyonunu derinleştirmek, savunma ve istihbarat kapasitelerini güçlendirmek, deniz güvenliği, istihbarat ve ekonomi alanlarında yeni bölgesel ortaklıklar kurmak zorunda kalacak. HABER MERKEZİ