HTŞ sözcüsü Der Spiegel!
Kadın Haberleri —

Der Spiegel
- Der Spiegel dergisi, Rojava’da HTŞ çeteleri tarafından katledilen Kürt kadın savaşçıların saç örgüsünü “muhtemelen sahte” diye nitelendirerek, kadın direnişini itibarsızlaştıran cinsiyetçi ve manipülatif bir yayın yaptı.
- Kadın örgütleri Der Spiegel’de yayımlanan “Yanlış bir örgü nasıl dünyayı değiştirir?” başlıklı yazıya tepki gösterdi. Açıklamada, metnin gazetecilik değil, kadın katliamlarını görünmez kılan ve ırkçı - ideolojik bir saldırı olduğu vurgulandı.
Alman Der Spiegel dergisi, Kürt kadın savaşçıların onurunu, direnişini ve saç örgüsü gibi güçlü sembollerini hedef alan cinsiyetçi ve manipülatif bir yazı yayımlayarak başta Rojava’daki kadın savaşçılar olmak üzere Kürt Kadın Hareketi’ne dönük ırkçı bir saldırı başlattı. Der Spiegel dergisi, 6 Şubat 2026 tarihli Mohannad Alkhalill Alnajjar ve Christoph Reuter imzalı “Kurden in Syrien: Wie ein wohl falscher Zopf die Welt bewegt” (Yanlış bir örgü nasıl dünyayı değiştirir?) başlıklı yazısında, bir Kürt kadın savaşçının saç örgüsünün kesilerek teşhir edildiği videoyu “sahte/sentetik” olarak tanımladı. Makale, bu görüntüyü Kürt güçlerinin (SDF) propaganda aracı olarak sundu ve kadınlara yönelik vahşeti küçümseyen bir üslupla “her viral olan doğru değildir” diyerek gerçekleri çarpıttı.
Derhal geri çekilmeli
Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAKB), Avrupa Kürt Kadın Hareketi (TJK-E) ve Almanya Kürt Kadınlar Birliği (YJK-E), Der Spiegel dergisinde yayımlanan ve Kürt kadınlarını hedef alan habere ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.
DAKB açıklamasında, yaklaşık bir yıldır Dürzi, Alevi ve Kürt kadınlarının DAİŞ ve HTŞ gibi cihatçı yapılar tarafından katledildiği, kadın bedenlerinin ganimet olarak görüldüğü belirtti. Bu yapıların uzantısı olan çetelerin kadın bedenlerine ait görüntüleri kamuoyuyla paylaşmasının yalnızca kadınlara değil, tüm insanlığa karşı işlenmiş bir suç olduğu ifade edildi. Kadın, çocuk, inanç ve kimlik tanımayan bu saldırıların açık bir insanlık suçu olduğu vurgulandı. Bu bağlamda Der Spiegel’in söz konusu haberi yayımlamasının kabul edilemez olduğu belirtilen açıklamada, haberi hazırlayanların yalan ve manipülasyona dayalı bir gazetecilik anlayışıyla hareket ettiği kaydedildi.
DAKB, Der Spiegel’i söz konusu haberi derhal geri çekmeye, haberi hazırlayan sorumluları kamuoyuna açıklamaya ve gerekli yaptırımları uygulamaya, Kürt kadınlarından ve dünya kadınlarından açıkça özür dilemeye ve haberin gerçeği yansıtmadığını okurlarıyla şeffaf biçimde paylaşmaya çağırdı.
İdeolojik savaşın açık örneği
YJK-E ise yaptığı açıklamada şunları ifade etti: “Biz, YJK-E'li kadınlar olarak Der Spiegel’de yayımlanan “Yanlış bir örgü nasıl dünyayı değiştirir?” başlıklı yazıyı, kadınlara karşı yürütülen ideolojik savaşın açık bir örneği olarak görüyoruz. Bu metin gazetecilik değildir. Bu metin, kadın katliamlarını görünmez kılma ve erkek şiddetini normalleştirme girişimidir.
Rojava’da kadınlar yıllardır DAİŞ çetelerine karşı bedenleriyle, iradeleriyle, örgütlü güçleriyle savaşıyor. Bu mücadelede binlerce kadın kaçırıldı, tecavüze uğradı, köleleştirildi, katledildi. Kadın savaşçıların bedenleri teşhir edildi, yakıldı, saçları kesildi. Bunlar bizim için “iddia”, “şüphe” ya da “viral anlatı” değildir. Bunlar yaşanmış, belgelenmiş, kanla yazılmış gerçeklerdir.
Öfkemiz inkar zihniyetinedir
Der Spiegel’in yaptığı şey, tarihsel gerçekliği ters yüz etmektir. Bir saç örgüsünü alıp, bağlamından koparıp, “yanlış anlaşılma” hikâyesi kurarak erkek şiddetini aklamak; kadınların yaşadığı vahşeti tali bir ayrıntıya indirgemek; asıl meseleyi ise “Kürtlerin sanal medyayı nasıl kullandığı”na sıkıştırmaktır. Bu yaklaşım, hakikatin değil, egemen erkek aklının hizmetindedir.
Bir katili nasıl bir aile babası olarak gösterdiğini, gözlerimizin gördüğünü bize farklı göstermeye çalıştığını, sözlerine kadar nasıl romantize edildiğini ve üstündeki silah teçhizatını bile inkar ettiğini gördük. Bunu daha önceki kadın cinayetlerinde de gördük; bu eril zihniyeti tanıyoruz.
Der Spiegel, bu yazısıyla kadınların yaşadığı kolektif travmayı sorgulamaya açmakta, erkek failin sözünü esas almakta ve kadınların hafızasını kriminalize etmektedir. Bu, tarafsızlık değil, erkek egemen şiddetin ideolojik savunusudur.
Bizim öfkemiz bir videoya değildir. Bizim öfkemiz, kadın katliamlarını inkâr eden bu zihniyetedir. Bizim öfkemiz, DAİŞ barbarlığını tarihsizleştiren ve kadın direnişini itibarsızlaştıran bu dile yöneliktir.
Der Spiegel, kadınların yaşamını ve direnişini çarpıtan bu yayın çizgisini derhal durdurmalı ve gerçekleri doğru biçimde yansıtmalıdır; gazetecilik, kadın özgürlük mücadelesine karşı propaganda yapmak değildir.
Ana akım medya DAİŞ zihniyetini aklıyor
TJK-E ise, ana akım medyanın yaşanan vahşeti görmezden geldiğini ve DAİŞ zihniyetini akladığını belirterek, “Rojava’ya yönelik saldırılarla birlikte Kürt halkına dönük soykırım politikaları yeniden gündeme gelmiştir. Katliamlar, kadınları kaçırma, tecavüz, işkence ve infazlar sistematik biçimde sürdürülmektedir. Kadın savaşçıların katledilmiş bedenlerinin teşhir edilmesi, yakılması, saçlarının kesilerek sanal medyada paylaşılması, açık bir psikolojik savaş yolu ile korku yayma ve terör politikasıdır. Buna rağmen ana akım medya bu vahşeti büyük ölçüde görmezden gelmektedir. Kadınlara ve Kürt halkına karşı geliştirilen vahşete bir de çanak tutularak, DAİŞ zihniyeti aklanmaktadır” denildi.
Kürtlerin sinir uçlarıyla oynamayın!
DAİŞ barbarlığının ve zihniyetinin kadın haklarına, özgürlük ve eşitlik değerlerine karşı olduğu kadar Avrupa'daki demokratik değerlere ve kurumlara da saldırdığı hatırlatıldı. TJK- E, “60 milyon Kürdün sinir uçları ile oynamayı kendinde hak görenler bilmeli ki, Kürt halkı ve kadınları onurludur ve onurlarını korumak için ne lazımsa yapmaktan çekinmezler” denildi.
TJK-E açıklamasının devamında şunlar ifade edildi: “Biz Kürt kadınları olarak sizleri adaleti ve hakikati sağlamaya çağırmıyoruz, sizleri bu gerçekleri çarpıtan hastalıklı zihniyetinizi değiştirmeye davet ediyoruz. Yayın politikanızı kadınlar olarak kınıyoruz Çünkü nefret söylemlerine hizmet etmiş ve insanlık suçlarına ortak olduğunuzu görüyoruz!
DAİŞ mensubunun elinde katledilen bir kadın savaşçıya ait saç örgüsüyle poz verip “Geride kalan tek şey bu” diyerek yaptığı paylaşım açık bir tehdit ve insanlık suçudur. Bu suçu siz dergi olarak aklayan taraftasınız diyoruz.
Tüm kadınları demokratik tepkilerle bu kadın düşmanı yayınlara karşı haklı ve meşru tepkilerini göstermeye davet ediyoruz.”
* * *
Gazetecilik değil ırkçılık!
Kadın örgütleri dışında da Der Spiegel’e tepkiler devam ediyor.
Almanya Die Linke Dış politika sözcüsü Cansu Özdemir, yayının bilinçli bir politikanın sonucu olduğunu ifade ederek şunları paylaştı: “İki erkeğin fail-mağdur tersine çevirmesi, kadınlara yönelik şiddeti hafife alması ya da tamamen yok sayması ve islamist şiddete karşı direnişi gayrimeşrulaştırması gerçekten manidar. Bu bir yanlış analiz değil, çarpıtılmış gerçekler üzerine kurulu bilinçli bir politikadır.”
Gazeteci Tobias Huch da X’de şu paylaşımı yaptı: “Der Spiegel dergisi bir kez daha Suriye'deki ve özellikle Rojava'daki Kürtler aleyhine sahte haber yayıyor. Sadece iki hafta önce Türk devlet televizyonundan bir halkla ilişkiler uzmanıyla işbirliği yaparak Kürt karşıtı bir makale yazan tartışmalı bir yazara platform veriyorlar. Bu gazetecilik değil. Bu ırkçılık ve bu sahte haber!”
Ne zaman sözcü oldu?
Gazeteci Düzen Tekkal de “Der Spiegel ne zaman islamistlerin sözcüsü haline geldi?” diye sorarak tepkisini şu sözlerle ifade etti: “Diğer tarafa söz hakkı tanımadan bir islamiste daha çok inanıyorlar. Bir islamist zopf (örgü) kesici, Alman medyasında çürütülmeden aklanabiliyor; soykırım ve katliam mağdurları ise tekrar öldürülüyor çünkü bu vahşetler göreceleleştiriliyor. Biz kendi hayatlarımızı riske atarak din topluluğumuz Êzîdî soykırımının kronikçileri olduk ki bir daha kimse fail-mağdur tersine çevirmesi yapamasın. Bunu şimdi de kabul etmeyeceğiz. Suriye’de azınlıkların katliamlarla uğraşması yetmiyor mu? Bu makalede Aleviler ve Dürzilere yönelik katliamlar göreceleleştiriliyor, Kürtler karalanıyor. Bu makale şiddet dolu ve kadın düşmanı.”
* * *
DAİŞ’li Rami Youssef
Der Spiegel sadece bir savaş suçunu ve insanlığa karşı işlenen bir suçu aklamakla kalmıyor, aynı zamanda bilinen bir DAİŞ üyesi olan failin (Rami Youssef) kimliğini de gizliyor. Rami Youssef, 2013’de DAİŞ’e katıldı. Girê Spî (Tel Abyad)’da DAİŞ içerisinde yetkili olarak görev aldı. Daha sonra Ahrar el-Şam Tugayı üyesi oldu. 2026’da HTŞ (Hey'etu Tahrîri'ş-Şâm) ile birlikte SNA (Suriye Milli Ordusu) içinde Raqa katliamlarına katıldı.















