• Nürnberg Doktorlar Davası’nın 80. yılında korkunç bir belge ortaya çıktı. Doktor Adolf Pokorny, 1941’de Heinrich Himmler’e gönderdiği mektupta (Sessiz Kamış) bitkisi ile milyonlarca insanın kısırlaştırılmasını önerdi. Ernst’in yeni kitabı, Nazi rejiminin bu karanlık planın işbirlikçilerini gün ışığına çıkarıyor.

TİJDA YAĞMUR

Nürnberg Doktorlar Davası’nın üzerinden tam 80 yıl geçti ancak dava dosyalarından biri kan dondurucu nitelikte. 23 sanık arasında Viyana doğumlu dermatolog Adolf Pokorny dikkat çekici bir istisnaydı. Ne Nazi hiyerarşisinde yüksek bir mevkisi vardı, ne de Nazi Partisi’nin üyesiydi.

Adolf Pokorny, toplama kamplarındaki insan deneylerine ya da Aktion T4 engelli katliamına (yaklaşık 70 bin kurban) doğrudan bulaşmamıştı. Ancak savcılık ona yalnızca tek bir mektubu delil olarak sundu. Ekim 1941’de Naziler Sovyetler Birliği’ni yenilgiye uğratacağına inandığı bir dönemde, Pokorny iki sayfalık bir mektubu Reichsführer SS Heinrich Himmler’e gönderdi. Derstandard gazetesinin haberine göre mektupta, “Düşmanın yalnızca yenilgiye uğratılmakla kalmayıp yok edilmesi gerektiği düşüncesinden hareketle” şu öneride bulundu: Schweigrohr bitkisiyle (Sessiz Kamış) sterilizasyon deneyleri yapılmalıydı.

Pokorny, 1940’ta yayımlanan bir Alman tıp makalesine atıfta bulunarak Güney Amerika kökenli bu bitkinin özünün hayvanlarda kalıcı kısırlığa yol açtığını belirtti. Ardından şu korkunç öneriyi dile getirdi: “Eğer nispeten kısa sürede insanlarda fark edilmeden sterilizasyon sağlayan bir ilaç üretmek mümkün olursa, elimizde etkili bir silah olur. Yalnızca şu anda Alman esaretinde bulunan üç milyon Bolşevik’in sterilize edilerek işçi olarak kullanılmaları ancak üremelerinin engellenmesi düşüncesi bile geniş perspektifler açıyor.”

Bu mektubun nasıl ortaya çıktığı ve sonuçları, tıp ve yakın tarih araştırmalarında hala yeterince incelenmemiş bir konu. Alman-Britanyalı tıp profesörü Edzard Ernst, yakın zamanda yayınlanan yeni kitabında (Leopard Lily. “Leopard Lily: Bir Nazi Sözdebilim Öyküsü) olayı ve bağlamlarına odaklanarak, Avusturya’yla çok sayıda bağlantı ortaya koydu.

Adolf Pokorny

Sessiz Kamış

Bitkinin bilimsel adı Dieffenbachia, 1829’da Viyana Botanik Bahçesi Direktörü Heinrich Wilhelm Schott tarafından tanımlandı. “Schweigrohr” adı ise bitkinin parçalarının çiğnenmesiyle mukoza ve dilde şişmeye, konuşmanın imkansız hale gelmesine yol açmasından geliyor. Tarihsel olarak bitki, köleleri cezalandırmak için de kullanılmıştı. Karayip ve Güney Amerika yerlileri arasında ise doğum kontrolü, kürtaj ve kısırlık amacıyla kullanıldığı biliniyordu. Erkeklerde ayrıca ağrılı ereksiyonlara yol açabiliyordu.

Alman doğa hekimliği ve homeopati savunucusu Gerhard Madaus, 1936’dan itibaren bu etnobotanik bilgiyi fare deneyleriyle test etti. Deneylerin başlangıç tarihi tesadüf değildi. Çünkü o tarihlerde, yani 1934’te Nazi Almanyası’nda “Kalıtımsal Hastalıklı Neslin Önlenmesi Yasası” çıkarılmış, zorunlu sterilizasyonlar başlamıştı. Özellikle kadınlarda cerrahi müdahalelerin ölümcül sonuçları nedeniyle farmakolojik alternatifler aranıyordu.

Madaus’un 1940’ta yayımladığı makalede, bitki özünün hem dişi hem de erkek farelerde kısırlığa yol açtığı belirtiliyordu. Bu makale, Kuzey Bohemya’daki Komotau’da muayenehane işleten Adolf Pokorny’nin de dikkatini çekti ve Himmler’e mektup yazmasına yol açtı.

Himmler’in talimatı

Mektup bir süre sonra Himmler’in dikkatini çekti. Mart 1942’de Himmler, Oswald Pohl’a talimat vererek Pokorny’nin önerilerinin incelenmesini ve Madaus’la temas kurmasını istedi. Ancak Madaus ölmüştü ve en önemli yardımcısı Friedrich Koch ise SS ile işbirliğine mesafeli duruyordu.

Bu mevzuya daha hevesli olanlar Viyana’daydı. Ağustos 1942’de Aşağı Tuna Reichsgau’su yardımcı Gauleiter’i Karl Gerland, Himmler’e benzer bir öneri gönderdi.

Nazi Irk Politikası Departmanı başkanı Dr. Anton Fehringer, Dieffenbachia maddelerini sterilizasyon için test etmek ve Viyana Üniversitesi Farmakoloji Enstitüsü’yle işbirliği içinde “Çingene Kampı” insan deneyleri yapmak istiyordu.

Proje için Viyana’da sera kültürü ve sentetik madde üretimi önerildi. SS içinde Rudolf Brandt ve Enno Lolling gibi isimler arasında yoğun yazışmalar oldu. Ancak savaş koşullarında bitki ithalatı sorunluydu.

Deneyler yapıldı mı?

Bu suç planlarının ne kadarının uygulandığı bugün bile hala net değil. Toplama kamplarında özellikle Buchenwald’ta çeşitli sterilizasyon deneyleri yapıldı ve bunlar genellikle radyasyon gibi farklı yöntemlerle gerçekleştirildi.

Nürnberg Davası’nda Pokorny beraat etti. Çünkü eldeki tek delil mektuptu ve başka bir somut katılımı kanıtlanamadı. Yaşamının sonraki dönemi ise bilinmiyor.

Proje içinde yer alan diğer Nazi doktor ve yetkililerin bir kısmı ise intihar etti.

Avusturyalı Anton Fehringer ise dikkat çekici bir istisna olarak T4 katliamlarında uzman hekim olarak yer aldı. 1945 sonrası Glasenbach kampında tutuldu, 1949’da Arileştirme suçundan yargılandı. Daha sonra Viyana’da Heilmittelwerke ilaç firmasında bilimsel yönetici olarak çalıştı ve 1994’te öldü.

Edzard Ernst’ün yeni kitabı

Edzard Ernst’ün yeni kitabı Nazi rejiminin bu karanlık sterilizasyon planını ve arkasındaki işbirlikçileri ortaya çıkarması açısından önem taşıyor. Ernst, kitapta bu kişilerin suçlarını Nürnberg davalarındaki hakimlerden daha sert bir üslupla yargılıyor. Kitapta dikkat çeken bir diğer nokta ise Ernst’in kendi ailesinde Waffen-SS bağlantısı bulunması. Bu olay, Nazi tıbbının ırkçı imha politikalarına nasıl kolaylıkla araç haline getirilebildiğini gösteriyor. Edzard Ernst’ün çalışması, tarihin bu karanlık sayfasının unutulmamasını sağlıyor.