Rehin tutulan DTK Eşbaşkanı ve HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın üzerindeki tecridin sonlandırılması talebiyle devam ettiği süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemi 29. gününde.
Türk cezaevlerindeki PKK ve PAJK’lı tutsakların da aynı taleple başlattığı süresiz-dönüşümlü açlık grevi ise 10 günü tamamladı. Tutsaklar, eyleme başlarken uyardıkları gibi herhangi bir adım atılmadığı takdirde süresiz-dönüşümsüz eyleme dönüşebilir.
İl binalarında dayanışma amacıyla açlık grevleri yapılan HDP ise Mersin’deki polis saldırısı sonrası aldığı karar doğrultusunda Türkiye Meclis’inde ve 5 ilde açlık grevini sürdürüyor. HDP Eşbaşkanı Buldan ve DTK Eşbaşkanı Öztürk de eylemde.
Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik tecridin kaldırılması talebiyle başlattığı süresiz-dönüşümsüz açlık grevi, 29. gününde. ardından birçok cezaevinden de aynı taleple eylemler başladı. Türk cezaevlerindeki PKK ve PAJK’lı tutsakların 27 Kasım’dan itibaren başlattıkları 10 günlük süresiz-dönüşümlü açlık grevi eylemleri 10. gününde.
Güven’e destek için Mersin’de 2 Aralık’ta başlatılan açlık grevine ilişkin HDP il binası basılarak açlık grevindeki 10 kişi gözaltına alınmıştı. Gözaltıların yaşanmasıyla HDP, açlık grevlerine tüm Türkiye’de milletvekillerinin girmesiyle devam etme kararı aldı. Böylece Eşbaşkan Pervin Buldan ve DTK Eşbaşkanı Berdan Öztürk’ün de içerisinde bulunduğu 10 milletvekili Meclis’te açlık grevi eylemine başladı. İki günlük açlık grevinin ardından bugün toplanacak olan HDP MYK’da eylemlere ilişkin tartışmalar yapılacak.
Bütün olumsuzlukların kaynağı
Buldan, 2011’de 2015’e kadar devam eden barış ve müzakere sürecinin, umudun, güvenin, barış ve demokrasinin önünü ne kadar açtığının görüldüğünü belirterek, ”İmralı görüşmeleri bittikten sonra Türkiye’nin bugün içinde bulunduğu kaos ve kriz dönemi, bunların hepsi İmralı’daki tecrit ile birebir alakalıdır. Bugün Türkiye’de adalet, hukuk, demokrasinin olmadığına ve özgürlüklerin ayaklar altına aldığına tanıklık ediyoruz. AKP hükümetine mutlaka bir şeyler yapılması gerektiğini, tecrit başta olmak üzere Leyla Güven’in sesine ses verilmesi gerektiğine dikkat çekmek istiyorum” dedi.
Milyonların talebidir
Buldan, Öcalan üzerindeki tecridin kalkmasının milyonların talebi olduğunu belirterek, tecritle Öcalan’ı Kürt halkından koparmak, izole etmek, sesinin dışarıya çıkmasını engellemek ve bir irade kırılmasının yaşatılmak istendiğini vurguladı. Buldan, ”Ne yazık ki hala tecritte ısrar eden, bu sorunu görmeyen, bu sorunu tanımayan ve bu sorunun derinleşmesiyle birlikte aslında Türkiye’nin gidişatına yön veren bir sistem ve zihniyet ile karşı karşıyayız” diye konuştu.
Güven yalnız değildir
Güven’in açlık grevini “direniş” olarak niteleyen Buldan, şöyle devam etti: “Bir kadın, bir siyasetçi olarak başlattığı bu eylem çok anlamlı. Kendisi de şöyle tanımlıyor; ‘Sayın Öcalan’dan aldığım felsefe doğrultusunda siyasete girdim. Ama aynı zamanda Kürt halkının bir evladı olarak bunu sahiplenme sorumluluğumu hissederek, bu açlık grevini başlattım.’ Leyla Güven yalnız değildir. Leyla Güven’in arkasında milyonlar vardır ve herkesin talebi tecridin kaldırılmasına dönüktür.”
Karakolda da açlık grevi
Mersin’de başlatılan açlık grevi ardından il binalarına yönelik yapılan baskın ve gözaltılara değinen Buldan, şunları ifade etti: “Gözaltılar, aslında tam da bahsettiğimiz irade kırılmasına yönelikti. Çünkü bugün sadece dışarıda değil, cezaevlerinde de yoğun bir şekilde başlayan bununla birlikte yaygınlaşmaya dönüşen bu direnişi ve eylemi kırmaya yöneliktir. Gözaltına alınan yurttaşlarımızın karakolda bile açlık grevini devam ettirmesi çok anlamlıdır. Her şeye rağmen operasyonlara, baskıya, şiddete, eylemi kriminalize etme ve kırmaya karşı insanlar daha çok açlık grevini sahiplenmeye başladılar.”
MYK’da yol haritası
Buldan, cezaevlerinde de yaygınlaşan açlık grevlerine dair HDP olarak nasıl bir yol ve yöntem izleyeceklerini bugün yapacakları Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısında ele alacaklarını söyledi. Buldan, şunları paylaştı: “Bu toplantıda bir yol çizeceğiz ve karar mekanizmalarımız ile birlikte bu sorunu daha çok toplumsallaştırarak, Türkiye kamuoyunun gündemine almak, Leyla Güven şahsında tecrit meselesinin gündeme alınması için yol haritası çizeceğiz. MYK’da netleştireceğiz ve kamuoyu ile paylaşacağız.”
Hapishane meselesi değil
Açlık grevindeki Meclis Başkanvekili Mithat Sancar ise Meclis’te Leyla Güven’e destek olmak için başlattıkları açlık grevinin sembolik olduğunu hatırlatarak, amaçlarının Meclis’teki partileri bu konuda duyarlılığa çağırmak olduğunu dile getirdi. Sancar, ”Tecridin sadece hapishane meselesi olmadığını ısrarla belirtiyoruz. Tecrit, Kürt sorununa çözüm ve müzakerelerin bittiği anda başladı. Tecridin İmralı’da başlaması ile birlikte dalga dalga Türkiye’nin her yerine yayılan savaşın büyüdüğünü görüyoruz” şeklinde konuştu.
Cezalar da tecritle ilgili
Demirtaş, Önder ve Baluken’e verilen cezaların onaylanmasının da tecritle ilgili olduğuna dikkat çeken Sancar, şunları ifade etti: ”Baluken’in dosyasında çözüm sürecindeki çalışmalarının büyük yer tuttuğunu görüyoruz. Demirtaş ve Önder’in ceza almasının tek nedeni de İstanbul’daki Newroz’da yaptıkları konuşmaydı. O dönem medya bu konuşmaları barış çağrısı olarak yansıtmış ve alkışlamıştı. Bugün Gezi dosyası adı altında insanlara gözaltı kararları çıkarılıyor. Bunlar savaş politikalarına dönüşün göstergesidir. Bu da diyalogun bitirilmesi ve tecridin başlamasıdır. Tecrit, aynı zamanda düzeni belirliyor dediğimiz şey budur. Tecridi kırma çağrısı aynı zamanda barış ve demokrasiyi inşa etme çağrısıdır. Bu çağrıya buradan Meclis zemininden ses vermek amacıyla açlık grevini başlattık. Sayın Demirtaş ve Önder’e verilen ceza ile ilgili Türkiye tarihinin bu kadar bariz kurgulanmış başka bir davası var mıdır diye soruyorum ama galiba yok. Önce Yargıtay’a gitmeyecek şekilde 5 yılın altında ceza verildi. Ana dava ile birleştirilmelidir. Demek ki hazırlık ve kurgu önceden yapılmış. Bu dava Önder ve Demirtaş’a ceza vermek için planlanmış bir yoldur. Cezalarda 5 yılın altında tutuldu ki kısa sürede onansın.”
HABER MERKEZİ