VEYSİ SARISÖZEN
Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan 6 Mayıs 1972’de idam edilmişti. Bizim partimiz TKP bu barbarlığa karşı nasıl bir tutum almıştı? Dün TÜSTAV bu konudaki belgeleri yayınladı. TKP’nin Sesi Radyosunun yayınlarından oluşan Belgeler faşizme karşı ortak mücadelemizi aydınlatması bakımından önemlidir. Denizler hayatları pahasına tüm Türkiyeli devrimcileri o günlerde aynı mücadelede birleştirmişti. Bugün Kürt Özgürlük Hareketi bu tarihi ortaklığı en geniş sosyalist çevreleri devrimci mücadelede birleştirerek çok yüksek bir düzeye ulaştırdı. Tarih kesintisiz hükmünü sürdürüyor. Okuyalım:
“20 Ocak 1972
Sayın dinleyiciler, Askeri Yargıtay’ın 18 idam kararından üçünü onaylaması kamuoyunda geniş bir direniş hareketine sebep olan haftanın önemli olaylarında biriydi. Askeri Yargıtay, Ankara Bir Numaralı Sıkıyönetim Mahkemesinin 18 yurtsever genç hakkında verdiği idam kararlarında üçünü onayladı,
Sayın dinleyiciler; idam cezası istenen üç yurtseverin hayatı tehlikededir, onların hayatlarını kurtarmak, faşist hükümetin baskı ve terör politikasına karşı eyleme geçmek her yurtseverin, dış ülkelerde çalışan siz işçi, öğrencilerimizin, sağduyu sahibi herkesin ödevidir. İşçi sınıfı, emekçi köylüler, memurlar gerçek Atatürkçüler, sosyalistler ve komünistler ancak girişecekleri eylemleriyle Parlamentoyu idam cezalarını bozmaya zorlayabilirler, hükümetin faşist baskı ve terör politikasına set çekebilirler.
6 Nisan 1972
Sayın Dinleyiciler; bu yayınımızda “Emperyalizme Karşı Savaşta Düşenler Ölmez” başlıklı haftanın yorumunu dinleyeceksiniz.
Haftanın Önemli Yurt ve Dünya Olayları
Niksar’ın Kızıldere köyünde Mahir Çayan ve arkadaşlarıyla birlikte iki İngiliz ve bir Kanadalı teknisyenin ölümüyle sonuçlanan terör hareketi haftanın en önemli olaylarındandır. Mahir Çayan ve arkadaşları, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan hakkında verilen infaz kararının bozulması amacıyla Ordu’nun Ünye NATO üssünde görevli iki İngiliz ile bir Kanadalı teknisyeni rehine aldılar. Üç yurtsevere verilen ölüm kararlarının durdurulması karşısında teknisyenleri serbest bırakacaklarını açıkladılar. Erim-paşalar hükümeti, bu isteğe yanaşmadı. Ordu Niksar ilçesinin Kızıldere köyünde Mahir Çayan, (ve arkadaşlarıyla) birlikte iki İngiliz ve bir Kanadalı NATO radar tesisi uzmanı öldürüldüler. Kızıldere Mahir Çayan ve arkadaşlarından yalnız Ertuğrul Kürkçü sağ kalmıştır.
Kızıldere baskınından sonra Ankara’da Amerikan Elçiliği önünde, bazı işletmelerde, askeri silah depolarında patlamalar oldu. Batı haber ajansları, Türk Halk Kurtuluş Partisi savaşçılarının bazılarının öldürüldüğünü, fakat patlama olaylarının Partinin yaşadığını ispat ettiğini bildirdiler.
11 Mayıs 1972
Burası TKP’nin Sesi Radyosu; Sayın Dinleyicilerimiz; Bu yayınımızda, “Faşist Terör” başlıklı yorumumuzu dinleyeceksiniz.
Faşist cunta paşaları, bütün dünyanın gözleri önünde Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ı asmak hainliğini gösterdiler. Bu üç yiğit yurtsever genç halkının ve vatanının kurtuluşu, Türkiye’nin saldırgan NATO ve SENTO askeri paktlardan çıkması, her türlü sömürüye son verilmesi, bağımsız ve gerçekten demokratik bir Türkiye kurulması için savaştılar ve kendilerini bu kutsal davaya adadılar. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan idam edildiler. Fakat son nefeslerine kadar mertçe, yiğitçe davrandılar çok sevdikleri halkına ve onun bağımsızlık davasına bağlı kaldılar. Tıpkı bundan 52 yıl önce Kazım Karabekir tarafından Kars’ta astırılan Türkiye Komünist Partisi üyesi Diyarbakırlı Mesut yoldaşın cellat önünde son söz olarak “Yaşasın Türkiye Komünist Partisi” diye haykırdığı gibi, çilekeş halkımızın bu üç yiğit evladı da ölümü “Yaşasın Marksizm Leninizm, Yaşasın Bağımsız Türkiye, Kahrolsun Emperyalizm, Faşizm. Biz ölümden korkmuyoruz. Biz halkımıza hizmet ettik ve gururla ölüyoruz, siz faşistler Amerikan emperyalizmine hizmet ediyorsunuz ve her gün ıstırap içinde öleceksiniz. Mutlu yarınlar yakındır, zafer halkımızındır” haykırışlarıyla göğüslediler.
Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın faşist hükümet tarafından idam edilmeleri memlekette halkımız arasında geniş protestolarla karşılandı. Komünistler, sosyalistler, Atatürkçüler, yurtsever gençlik, ilerici örgütler hükümetin bu barbarca davranışını kınayan bildiriler dağıttılar. “
Mücadele edenler o günlerde Bizim Radyo ve TKP’nin Sesi radyolarına kulaklarını vermişlerdi. Şimdi medyanın tümüyle susturulduğu şu günlerde, bu görevi Kürt Özgürlük Hareketinin televizyonları ve radyoları aldı. Denizlerin idamı, Çayanların ve İbrahimlerin katli mücadeleyi durduramadı. Onlar Kürdistan dağlarında, Rojava’da, Efrên’de, Raqa’da yaşıyor..