Zeki AKIL

Türkiye Kürt düşmanlığıyla nereye varacak? Bu maceranın mutlu bir sonla biteceğini kimse garanti edemez. H. Akar yakında Türkiye güvenliğe kavuşacak müjdesi veriyordu. Müjdesinin içeriğinde Kürtlerin direnişinin kırılacağı ve herkesin Türklük sürecine sorunsuz alınacağı vurgulanıyordu. “Bu çağda bu kafa” buna denir işte. 21. yüzyılda hala ırk esaslı bir devlet ve ulus yaratma peşindeler.

Erdoğan önderliğinde Türkiye Kürtlerle ölümcül bir savaşa girmiş. Bu Kürtlerin tercihi değildi. Tersine Kürtler savaşın bitmesi için çok uğraştılar. Sorunun Türkiye sınırları içinde barışçıl ve siyasi yollarla çözülmesi için girişimlerde bulundular. Defalarca ateşkesler ilan ettiler. Ancak Türk devleti Kürtleri tanımaya ve haklarını vermeye hiç hazır olmadı. Tüm süreçlere taktik yaklaştılar.

Türkiye kendisini Kürt düşmanlığına o kadar kaptırdı ki, Suriye batağına saplanmaktan kendisini kurtaramadı. Suriye devletinin başına bu kanlı savaşı musallat eden devletlerin başında Türkiye gelir. Sınırlarını tüm çetelere açtı. Eğit donat programı dahil çeteleri eğitip silahlandırdı. Suriye’deki katliam, yıkım ve göçlerde Türkiye’nin payı çok büyüktür. Şimdi de İdlib’de çeteleri kurtarma derdinde. Rusya’yı ikna etmek için hangi tavizleri vereceğini kimse bilmiyor. Görüşmeler gizli kapaklı.

Türk yetkilileri İdlib’de 3,5 veya 4 milyon insan yaşadığını, savaş olursa bu insanların zarar göreceğini, felaket olacağını söylüyor. Ne kadar hümanistlermiş de kimsenin haberi yokmuş! Barış ve huzur içinde yaşayan Efrîn’e saldırıp binlerci insanın ölümüne ve yaralanmasında kendileri yer almamış gibi. Yüzbinlerce insanı yerlerinden süren kendileri değilmiş gibi. Bilmeyen de insani kaygı taşıdıklarını sanır. Türkiye’nin öyle bir derdi ve kayısı yoktur. Kendisine sığınmış mültecileri AB’ye karşı pazarlık ve şantaj konusu yapmıştır.

Erdoğan ekonomik krizi biraz hafifletmek ve ertelemek için Katar’a sığındı. Birkaç milyar sözü aldıklarında basınları Katar’ı övmekten bitkin düştü. ABD’ye karşı şimdi de AB’ye yaranmaya, biraz destek almaya çalışmaktadır. Rusya ve İran’la krizi hafifletmeye uğraşıyor. Ne Rusya ne de AB Türkiye’yi ekonomik olarak kurtaramaz. Yıllarca süren savaş ağır bir fatura çıkardı. Savaşın pahalı bir iş olduğunu kendileri iyi biliyor. Biraz durumu kurtarmaya ve krizi atlatmaya çalışmaktadırlar. Ama buna güçleri ve kaynakları yetmez. Türkiye’yi soymaya devam edebilirler. Yandaşlarını daha zengin edebilirler. Ama savaşın ağır faturasını artık gizleyemezler.

Almanya 1. Dünya Savaşı’nda Türkiye ile birlikteydi. Bu birliktelik Anadolu halklarına felaket getirdi. Ermeniler soykırımdan geçirildi. Asuriler aynı akıbete uğradı. Karadeniz Rumları-Pontuslar yine öyle. İstanbul’da dahi Rum bırakmadılar. Bunların sicili bu kadar kötüdür. Şimdi de Kürtleri aynı amaçla tarihe gömmek istiyorlar. Türkiye’nin yardımına galiba yine Almanya koşacak gibi. Erdoğan Alman yöneticilerine söylemediğini bırakmadı. Merkel onları Hitler’e bile benzetti. Ama Türkiye ABD’den beklediğini bulamayınca Almanya’ya yanaştı. Merkel hemen sahiplendi bu soykırımcıları. Devlet çıkarları ve maddiyatçılık bu yöneticilerde insani erdem diye bir şey bırakmamış. Yıllardır Kürtler Alman silahlarıyla öldürülüyor. Ama ölen taraf yani Kürtler terörist ilan ediliyor. Avrupa’da bu işin başını Almanya çekiyor.

Türkiye “Suriye’ye Kürtlerle hiçbir barış ve anlaşma yapmayacaksın” diye dayatıyor. Efrîn’i bile buna bağlamış. “Eğer Kürtlere herhangi bir statü vermezsen Efrîn’den çıkabiliriz” diyor. Bu koşul kabul görür mü, bilemeyiz. Rusya gibi oportünist bir güç Türkiye ile anlaşabilir. Rusya ve Türkiye birbirlerini kullanıyor. İdlib’in kaderi çıkarlarını esas alan Türkiye ve Rusya’nın anlaşmasına kalmış görünüyor.