Demirtaş, Erdoğan’ın siyasete girdiği günden bu yana Amed’i almanın hayalini kurduğunu ancak Amed'in ona kabusu yaşattığını belirtti. Demirtaş, tüm toplumun baskı altında olduğunu belirterek, direnişin de toplumsallaşması gerektiğini kaydetti.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, partisinin Grup toplantısında gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Demirtaş, Meclis’te çalışan tek mekanizma olarak Grup toplantılarının kaldığını belirterek, “Komisyonlar çalışmıyor, Genel Kurul durmuş durumda. Bu nedenle Grup toplantılarını çok önemli görüyoruz” dedi. 

Demirtaş’ın konuşmasından satır başları şöyle:

“Bugün Türkiye’de AKP iktidarının ve Saray’ın zulmünün ulaşmadığı neredeyse hiçbir ev kalmadı. Saray’ın etrafındaki leş kargalarını bir yana bırakırsanız herkes baskı altında. Ya işten atılmış, ya soruşturma altındadır. Ya başına bir şey gelmiş ya da bir şey geleceğinden korkuyor. Böyle bir ortamda herkesin birleşebileceği temel ilkeler adalet ilkeleridir, hukukun ilkeleridir. Toplumun tamamı bu amaçla direniş ortaya koyması gereken günlerdeyiz.

Ona kabusu yaşatıyor

Gültan Kışanak, Fırat Anlı ve Ayla Akat Ata, tanınmış siyasetçiler, başlarına geleni gördünüz. Sandıkla kazanamadıkları belediyeyi ele geçirme operasyonunu gördünüz. Erdoğan çok uzun yıllardır, siyasete girdiği günden bu yana Diyarbakır’ın hayalini kuruyor ama Diyarbakır ona kabusu yaşatıyor. Van yine öyle. Hangi yolla olursa olsun alınacak talimatını veriyor. Her yerel seçimde buraların seçim sonuçlarını çok yakından takip ediyor, sandıklar açıldığında bizzat telefon ederek buraların sonuçlarını soruyor. Her seferinde de hayali yıkılıyor. Biz seçim bildirisi dağıttık, onlar para dağıttı. Biz ellerimizde seçim materyallerimizle ev ev dolaştık, onlar para dolu bavullarla. Müşahitlere baskı yaptılar, Hazine yardımından tek kuruş alınmadığı dönemlerde, o zor koşullarda seçimleri kazandık.

Teslim alma projesinin parçası

15 Temmuz’dan sonra bütün kirli emellerini yapma olanağı buldu. Ne kadar ahlaksızlık ne kadar ilkesizlik varsa şimdi yapıyor. Diyarbakır Belediyesine yapılan operasyonun nedeni budur. Gültan Kışanak ve Fırat Anlı, meselesi sıradan bir yargı işi değildir, toplumu teslim alma projesinin bir parçasıdır. Dolayısıyla tutuklama olarak tanımlamayı doğru bulmuyoruz. Bu bir rehin almadır, kaçırılmadır. Arkadaşlarımız iktidarda olan bir çete tarafında kaçılırmış Kandıra denilen bir yerde rehin tutuluyorlar.

Patalojik bir vakadır

Mafyanın bir raconu vardı, bunlarda o da yok. Saray’daki zat da çıkıp ‘Ne mağduru’ diyor. Demek ki yüreği daha soğumamış. Tek tek diz çöktürme peşinde. Bu tür kendini dev aynasında görenlerin temel özelliğidir.  78 milyonuz. Bir kişi ona biat etmezse rahat uyuyamaz. Korkar. Çünkü o bir kişi yarın iki olabilir. Susturmak ister. Toplumu korkutmak istemesinin nedeni kendi korkusudur. Bin odalı sarayında uyku yoktur, huzur yoktur. Kimseye güvenmiyor. Başbakan’a bile güvenmiyor. Damadını kayyum olarak atadı biliyorsunuz. En yakınında bulunan insanlara artık güvenmiyor. Bu korkuyla toplumda baskıyı arttırarak aşmaya çalışıyor. Bu, patolojik bir vakadır. Sadece siyasetin değil, psikiyatrinin konusudur.

Mesele bizim ne yapacağımız

Medya ağır bir sansürde. Çünkü korku nasıl bulaşıcıysa, cesaret de bulaşıcıdır. Basına yönelik darbe, 15 Temmuz’dan sonra büyük hızla devam etti. En son Cumhuriyet gazetesinin başına geleni biliyorsunuz. Cumhuriyet gazetesini nasıl ele geçirebiliriz, nasıl kayyum atayabiliriz hesabı yapıyorlar. Günlük Kürtçe yayın yapan tek gazete Azadiya Welat kapatıldı, dünyanın tek kadın haber ajansı JINHA kapatıldı. En korktukları şey ne biliyor musunuz? Teslim alınmamış tek bir odak bile onun için tehdittir. Onun işi bu. Kendisinden beklenen de bu. Mesele bizim ne yapacağımız.Bütün baskılara rağmen varız diyeceğiz, boyun eğmeyeceğiz. Bu gibi durumlarda yan yana olmak, dayanışma içerinde olmak, teslim olmamak çok önemli ama hep savunma halinde olmamız da doğru değildir. Bizim bunları atl etmemiz, tepe taklak etmemiz lazım. Toplumdaki herkesin karşı hamlesinin olması lazım. Açık söylüyorum; devirmemiz lazım.

Temel ilkelerde mücadeleye

Temel ilkelerde mücadeleye çağırıyorum. Meclis dışındaki demokrasiden, özgürlükten yana diğer partiler için de söylüyorum, artık farklılıklarımızı bırakmak lazım. Faşizme, zulme karşı bu dayatmacı anlayışa karşı rengarenk çiçek bahçesi gibi bir arada duran HDP’nin yanında durmayacaksınız da kimi yanında duracaksınız? Hükümet by pass durumda.  Adına fiili başkanlık diyorlar da, başkanlık sistemini bilmesek yutturacaklar. Adına niye başkanlık diyorsun? Biraz mert ol, diktatör olmak istiyorum. Başkanlık tartışması yapılıyormuş gibi toplumu kandırmaya çalışmalarına izin vermeyelim.

İşkencesiz cezaevi yok

İşkence yapılmayan cezaevi yok. Gardiyanlar müdürlere, Müdürler Adalet Bakanı’na yaranmak için. Daha dün Trabzon’a sevki yapılan tutuklulara yolda ağır işkence yapılmış. Silivri’de yüksek yargı üyesi bir kadın, işkence nedeniyle intihar noktasına geldiğini söylüyor. Bunlar da işkence yok diye diye işkencecileri cesaretlendiriyor. Çevik kuvvet polisleri gözaltına alınmış,işkence yapılmış. İnsanlık onuru işkenceyi yenecek, diye slogan attığımızda sizi döven polislere işkence yapılıyor. İşkence yaptığınız çevik polisin yanındayız. İşkence yaptığınız yargıcın yanındayız. 

Yargı ve yargılama yok

Avukatlık mesleği fiilen kaldırılmış durumda. Avukat sayısı sınırlandırılmış. Neden? Kirli işlerinin üstü örtülsün diye. Avukat sanıkla konuşacak, kayda alacaklar. Savcı istediği gibi adliyeyi kullanacak, avukat adliyeye giremeyecek. Bunun adına da yargılama diyecekler. Buna yargı süreci derseniz yanılırsınız. Rehin almadır. Siyasi operasyondur. Yargılama altında yapılan şey siyasi linçtir. 


Bahçeli 'getir' dedi Yıldırım tereddütte


MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Madem milletimiz idam istemektedir, AKP hazırsa MHP dünden vardır" diyerek çağrı yaptı. Bu açık teklif karşısında Türk Başbakan Yıldırım, geriye işlemeyecek bir düzenleme getireceklerini söyledi. 

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin dünkü Grup toplantısında, idam tartışmalarını hatırlatarak, şunları söyledi: "Gördüğümüz kadarıyla Cumhurbaşkanı idam cezasına gönüllüdür ve TBMM'ne getirilip kabulü halinde onaylayacağını şimdiden beyan etmiştir. Başbakan da idam cezasının toplumsal bir talep olduğunu ifade ederek, Meclis'te uzlaşma olması halinde bunun mümkün olabileceğini söylemiştir. Madem idam cezasına ihtiyaç vardır. Madem milletimiz bunu istemektedir. O halde bahaneye, kaçak güreşmeye, fuzuli konuşmaya gerek yoktur. AKP hazırsa, MHP dünden vardır. Sayın Başbakan'a diyorum ki, gelin bu işi bitirelim, milletimize ve ülkemize düşmanlık yapanların hakkından gelelim. Terör, savaş ve çok yakın savaş suçlarına idam cezasını düzenleyen tasarı veya teklif TBMM gelmesi halinde, Milliyetçi Hareket Partisi Türk milletinin talep ve beklentileri doğrultusunda gereğini yapacaktır. İdam cezasına karşı gelen, şimdiden ikaz eden AB komiserleri kendi işlerine baksın, bizim sözünü dinleyeceğimiz tek mercii Türk milletidir. Türkiye Brüksel'den değil Ankara'dan, TBMM'den yönetilmektedir. Bunun dışında ne bir güç tanır, ne de boyun eğeriz. Şimdi söz ve hamle sırası AKP'dedir. Getirin hazırlığınızı, gösterelim hainlere dünyanın kaç bucak olacağını." 

Erdoğan’ın Şengal çıkışına destek

MHP’nin Kürtlere karşı savaşta hükümetin arkasında olduğunu belirten Bahçeli, "Teröristler kaynağında imha edilmelidir. Sayın Erdoğan'ın Sincar'ın (Şengal) yeni bir Kandil olmasına müsaade etmeyeceklerini söylemesi de yerindedir. O zaman yapılması gerekenler belli ve ortadadır. Sincar'a konuşlanmayan çalışan hainleri Irak topraklarında da olsa takip edip yok edecek dirayet ve direnç Türk devletinde vardır. Şartlar olgunlaşıp karşımızdaki devasa tehlikede herhangi bir azalma olmazsa, Kandil ve Sincar'a Türk Bayrağını dikmek, kim ne derse desin milletimizin helali hakkıdır" dedi.

Musul Türk yurduymuş

Musul ve Kerkük'ün kaderini Ankara ve İstanbul'dan ayrı düşünmenin teslimiyetçilik olduğunu kaydeden Bahçeli, "Musul, Türkmenlerin yurdudur.  Burada Türkiye'nin varlığı kaçınılmaz bir ihtiyaçtır. Bizim için Musul Türkiye'nin tarihi meselesidir. İp inceldiği yerden kopacaktır" diye konuştu.

Tutuklanmalara sevindi

Amed Büyükşehir Belediye Eşbaşkanlarının tutuklanmasını gecikmiş bir karar olduğunu ama bir nebze de olsa Türk milletini rahatlattığını ileri süren Bahçeli, Cumhuriyet’e operasyonu da savundu. 

İdam çağrısına yanıt

AKP Genel Başkanı ve Başbakan Binali Yıldırım, partisinin Grup toplantısında konuştu. Türk Başbakan Yıldırım, MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin idam çağrısına da yanıt verdi: "İdam meselesi bir Anayasa meselesidir. Diğer siyasi partilerle bu konuda bir mutabakat sağlanırsa milletin umumi arzusu olan, sınırlandırılmış bir düzenleme yapılabilir. Vatandaşın bu feryadına kulak tıkayacak değiliz. Ancak bunu da tek başımıza yapamayacağımızın ve bu yapılan düzenlemenin de geriye doğru işlemeyeceğinin bilinmesini isteriz. Bu çerçevede Sayın Bahçeli'nin düşüncesini dikkate alacağız. Biz de anayasada gerekli teklifimizi bu doğrultuda yapacağız."

Askeri yatırımlara devam

Yıldırım konuşmasında askeri yatırımları da överek, şunları paylaştı: "4 milyar 100 milyon dolar maliyetli 26 projeye onay verdik. F-35 gibi modern uçakların yapımının yüzde 50 maliyetini oluşturan parçalar Türkiye'de üretilecek. Türkiye artık her türlü konvansiyonel savunma araçlarını yapacak duruma geldi. Cumhuriyetin 100'üncü yılında yerli jetimiz semalarda uçacak. Savunma Sanayi Müsteşarlığı gelecek 4 yıl için ARGE faaliyetlerine 650 milyon Dolar kaynak ayıracak." 

Anayasa değişikliği

Anayasa değişikliğine yönelik çalışmaları tamamlanan teklifin, en kısa zamanda Meclis’e getirileceğini söyleyen Yıldırım, "En azından 330'a erişmek ve üstüne çıkmak için AK Parti yanında MHP'nin desteği de önem arz etmektedir. MHP'nin de hassasiyetini dikkate alarak, çalışmalarımızı tamamladık. Bundan sonrası Meclis'in bileceği iştir" ifadelerini kullandı.


ANKARA