
PKK Yürütme Komitesi Üyesi Murat Karayılan, AKP yönetimindeki Türk devletinin taktik olarak saldırıya geçmezse kaybedeceğini bildiğini belirterek, “Halbuki onlar bu savaşla Kürt Özgürlük Mücadelesi’ni tasfiye edemeyeceklerini çok iyi biliyorlar. 90 yıldır bunu yapamadılar. Kürt Özgürlük Mücadelesi 200 yıldan bu yana devam etmektedir. Erdoğan, AKP’liler kendilerini ayakta tutabilmek, kalıcılaştırmak için saldırıyı gerekli görüyorlar. Fakat nafiledir. Onlar yenilecektir” dedi.
PKK Yürütme Komitesi Üyesi Karayılan, Dengê Kürdistan Radyosu’nun sorularını yanıtladı. Uzun söyleşinin bazı bölümlerini özetleyerek paylaşıyoruz.
15 Temmuz darbe girişimi Erdoğan darbesine dönüştü. OHAL, Kürtlere yönelmekte ve özellikle de Kürt Özgürlük Hareketi’ne karşı çok büyük bir savaş yürütülmekte. En son Binali Yıldırım, ‘taarruzdayız’ dedi. Bu ne anlama geliyor?
Doğrudur, bugün Erdoğan’ın öncülüğünde Türkiye sömürgeciliği, Kürdistan Özgürlük Mücadelesine ve özünde Kürt halkına karşı resmen saldırı ilan etmiştir. Bunun sebebi iki hususla izah edilebilir:
* Ortadoğu’da devam eden savaşta Kürtler ön plana çıktı. Kuzey’de önemli bir mesafe aldı. Rojava Devrimi, Suriye’de demokratik devrime yönelmiş bulunuyor. Kürdistan’da yaşanan bu gelişmeler sömürgeciliğin yüreğine korku saldı. Kürdistan halkının statü kazanmasından korkuyorlar. Bölgede yaşanan savaştan sonra yapılacak olan dizaynda Kürtler de yerini alacak; korkuları bundan kaynaklanmaktadır. Kürdistan üzerindeki sömürgeci güçlerin saldırılarının birinci nedeni budur.
* Türkiye’de bir iç çatışma var. Erdoğan tekçi, otoriter sistemini kurma çabasında. Fethullah varlığını uzun süreli devam ettirebilecek bir güç değil. Ama Kürt Özgürlük Hareketi’ni, Türkiye’nin demokratik, sosyalist ve sol hareketlerini kendileri için tehlike görüyorlar. Kürdistan devrimini tasfiye edip böylelikle iktidarlarını, geleceklerini kalıcılaştırmak istiyorlar.
DBP’li 24 belediyeye kayyum atandı. Kürt öğretmenler görevden alındı. Tüm Kürt halkını karşılarına almalarının sebebi nedir?
Artık Kürt halkından oy alma gibi bir dertleri yoktur. Kürt halkına karşı şoven ve şiddet politikalarıyla yönelerek sonuç almak istiyorlar. Zaten AKP’de kalan ‘Kürt kökenliler’ işbirlikçi ve ajan haysiyetsizlerdir. Kürtlere saldırarak şovenizmi köpürttüyor ve ordan oy almayı hesaplıyor.
Kürt halkının umudunu kırmak, değerlerini ellerinden almak istiyorlar. Kürt halkının belediyelerde, kaymakamlıklarda, karakollarda ve yaşamının her anında devleti hissetmesi ve teslim olmasını istiyorlar. Kürt halkının neye inancı var ve neye yaslanıyorsa, onu tasfiye etmek istiyorlar. Önümüzdeki süreçte milletvekillerini tutuklayabilirler, diğer belediyelere de el koyabilirler. Amaçları, Kürt halkını bastırmak, teslim almak ve bununla sonuca gitmektir. Halkımız şunu iyi bilmeli ki; bu dönem tarihi bir dönemdir onun için iradelerine sahip çıkmalı.
Türk devleti, gerçekten Kürt Özgürlük Mücadelesi’ni bitirebileceğini mi düşünüyor, çok mu güçlüler?
Taktik olarak saldırıya geçmezlerse kaybedeceklerini biliyorlar. Zayıf olmalarına rağmen kendileri için saldırıyı gerekli görüyorlar. Her şekilde zayıf olmalarına rağmen o zayıflıklarını saldırıyla aşmak ve bu şekilde kendilerini güçlendirmek istiyorlar. Halbuki onlar bu savaşla Kürt Özgürlük Mücadelesi’ni tasfiye edemeyeceklerini çok iyi biliyorlar. 90 yıldır bunu yapamadılar. Kürt Özgürlük Mücadelesi 200 yıldan bu yana devam etmektedir. Erdoğan, AKP’liler ve herkes bunu iyi biliyor ama kendilerini ayakta tutabilmek, kalıcılaştırmak için saldırıyı gerekli görüyorlar.
Buna karşı Kürt Özgürlük Hareketi’nin ve halkın cevabı ne olmalı?
Elbette bu saldırılara karşı gerekli cevabı vereceğiz. Onları kırılma noktasına getirme imkanı şimdi her zamankinden daha fazla var. Bu şiddetle, bu vahşetle, faşizan yöntemlerle hiçbir sonuç alamayacaklar ve düşecekler. Büyük bir inançla halkımız, Türkiye halkları, Türkiye emekçileri, AKP sisteminden zarar gören her kesim birleşmeli, direnmeli. Bunun imkanı her zamankinden daha fazla var. Onun için Kürt halkı hem kendi içinde kendini iyi örgütlemeli hem de Türkiye içindeki ittifaklarıyla birliğini güçlendirmeli. Eğer bu şekilde güçlenme olursa bu saldırı kırılır ve sonuç alınır.
AKP faşist, ırkçı bir siyaset yürütüyor. Bu yüzden hiçbir onurlu Kürdistanlı bunların saflarında yer almamalı ve Kürt siyasetinde hiç kimse bunlarla dostluk yapmamalıdır. Çünkü onlar açıkça Kürt halkına düşmanlık siyasetini yürütüyorlar.
Türk ordusunun 15 Temmuz ve sonrasındaki durumu malum. JÖH’ler şehir direnişlerinde yenilgiye uğradı. Bordo Berelileri de ajanlık faaliyeti için Suriye ve Irak’a göndermişler. Kürdistan’da savaştırdıkları güç nedir?
Ben düşmanın zayıf ve güçlü olduğu noktalara da dikkat çekmek istiyorum. Biz şu anda savaş halindeyiz eğer gerçekçi bir şekilde yaklaşmazsak düşmanın zayıf ve güçlü yönlerini doğru tespit etmezsek darbe yiyip kaybederiz. O yüzden ‘Kürdistan’da sömürgecilik yok olmak ve ölmek üzeredir’ demiyorum ama oldukça zayıflamıştır. Çünkü kendi aralarında çatıştılar, devlet sisteminde bir yıpranma yaşandı. Güçlerinin moral ve motivasyonu düştü. Şimdi paralı askerlerle savaşı geliştirmek istiyorlar. Bunun için JÖH ve PÖH’ü örgütlediler, maaşlarını artırarak onlarla savaş yürütmek istiyorlar. Ama şu bir gerçek ki insanlar salt parayla savaşamaz. Çünkü savaş inanç ve cesaret istiyor. Birinin cesur olabilmesi için o savaşa inanması gerekiyor. Sadece para için savaşa gelen biri o savaşta fazla direnemez. Bunun için Türk devleti savaşta zayıflayan gücünü paralı askerlerle güçlendiremez. Mevcut durumda zayıflığı devam ediyor. Ama güçlü yanları da vardır.
Onlar nedir?
İstihbaratı güçlüdür, daha da güçlendirmek istiyorlar. Elinde uçak ve tank gibi teknikler var. Bir diğeri de psikolojik savaşı geliştirmek istiyor. Psikolojik savaşın alt yapısı yalandır. AKP’nin elinde bu konuda bolca imkan var. O kadar televizyon ve gazeteleri var, onlara ait olmayanları da baskıyla kontrol altına almışlar. Adeta herkes onara göre yayın yapmak zorunda bırakmışlar. Kısaca istihbarat, teknik ve psikolojik savaş imkanları vardır.
Bunun için iki şeyle savaşta kendilerini güçlü kılmak istiyorlar:
* İstihbarat alarak teknikle sonuç almaktır.
* Psikolojik savaşla Kürt halkını korkutmak; özellikle korucuları tekrar aktif hale getirip savaşa sürmek; tarih boyunca yaptıkları gibi Kürdü Kürde karşı savaşır hale getirmek - onların deyimiyle ‘iti ite kırdırtma siyaseti’- istiyorlar.
Bu kadar zayıfsa Türk sömürgeciliği Kürdistan’da varlığını nasıl sağlıyor?
Türk devleti Kürdistan’da sadece zırhlı araçlarda ve kale gibi karakollarda vardır. Onun dışında Kürdistan’da rahatça dolaşmaya cesaret edebiliyorlar mı? Kürdistan’da ideolojik, siyasi, sosyal ve kültürel altyapıları kalmamıştır. Sadece askeri güç zoruyla Kürdistan’da bulunuyorlar, esasında savaşı kaybetmişlerdir.
AKP ve Erdoğan ne yaparsa yapsın Türkiye sömürgeciliğinin Kürdistan’daki kaybetmişliğini telafi edemezler.
Onlar “biz PKK’ye darbe vuracağız tüm Kürtleri teslim alacağız, köle olup bizi kabul edecekler” diyorlar…
Amaçları budur ama bu mümkün değildir. Kürdistan Özgürlük Mücadelesi artık geriletilemez. Tarihsel akışın önüne geçilemez. Bu bir hakikattir.
Şimdi Zagros- Colemêrg hattında ciddi bir savaş var. Nedir oradaki durum?
Türk Genelkurmayı bu savaş için “ölüm kalım savaşı” dedi. Onlar orayı kendileri için önemli görüyorlar. Elbet Kürt halkı için de önemlidir. Kürtler her yerde irade savaşı veriyor. Düşman halkımızın iradesini kırıp teslim almak istiyor. Biz de onların sömürgeci iradelerini kırmak istiyoruz. Onlara şunu söylemek istiyoruz; bizi Türkleştiremezsiniz, dilimizi yasaklayamazsınız, Kürdistanı postallarınız altında çiğneyemezsiniz; biz de varız, onur ve irade sahibiyiz. Bunu için amansız bir savaş verilmektedir. Bu konuda Zagros’un bazı alanlarına girmek istiyorlar ama giremiyorlar. Kendileri gelmeye korkuyorlar korucuları öne sürüp gelmek istiyorlar.
Bu durumda halk ne yapmalı?
Tüm halkımıza şunu söylemek istiyorum bu tarihsel süreçte hiç kimse kendini Türk devletine kalkan yapmamalı. Hiç kimse Türk ordusuna kendini detektör yapıp önden gitmemeli. Bakın gerilla sizi vurmak istemiyor ama siz kendinizi öne veriyorsunuz. En son Garisa alanında askerin öne sürdüğü iki kişi vuruldu. Yine Serhat alanında Tepe Rîs’te arkadaşlar askerlere karşı eylem yapıyor, bir bakıyorlar ki askerlerin arasında korucular da var. Amacımız korucuları vurmak değildir. Türk devletinin bu oyununu boşa çıkarmalıyız. Bu oyun kirli bir oyundur. Korucular kendilerini kalkan yapmamalı, operasyonlara katılmamalı. Bu düşman bir devlettir. Düşmanla hareket etmemek gerekiyor. Bugün direkt karşı çıkamıyor olabilirsiniz ama en azından kendi kardeşlerinizi vurmayın. Kürt halkı korucu olsun olmasın AKP’nin oyunlarını fark etmeli ve oyunlarına gelmemelidir.
Batı, Kuzey, Güney ve Doğu’daki devrim önemli bir aşamaya gelmiştir. Kürt halkı haklarına kavuşmak üzere. Bu yüzden sömürgeciliğin müdahale çabaları vardır. Fakat nafiledir. Onlar yenilecektir. Bunun için tüm Kürdistan yurtseverleri, Türk demokratları görevlerine sahip çıkmalı. Bilinçli bir şekilde mücadeleyi yükseltmeliyiz. Herkesin üzerine düşen önemli görevler var. Elbette ki bize düşen görevlerin farkındayız.
HABER MERKEZİ