16. yılında 15 ŞUBAT KOMPLOSU - 5


İsrailli akademisyen ve gazeteci Profesör Doktor Dror Zeevi, İsrail devletinin Türkiye’den elde edeceği kısa vadeli kazançlar için Kürtleri feda ettiğini ancak İsrail halkının Kürtleri her zaman desteklediğini belirtti. Zeevi, “Kobanê’den DAİŞ’in tamamen temizlendiği haberi geldiğinde, İsrail’de kutlamalar yapıldı. Zafer kulaktan kulağa yayıldı ve Kürt kadın ve erkek savaşçıların zaferlerini halay çekerek kutladıkları videolar yayılmaya başladı” dedi.

Prof. Dr. Zeevi ile İsrail’in ve ABD’nin 15 Şubat Uluslararası Komplosu sırasındaki tavrı ile güncel Kürt yaklaşımlarını konuştuk.


Öcalan’ın uluslararası bir komplo ile yakalanmasının üzerinden 16 yıl geçti. Öcalan’ın yakalanması operasyonunda dönemin uluslararası güçlerinin pozisyonu neydi?

CIA, Öcalan’ın Kenya’da MİT’e teslim edilmesine doğrudan dahil oldu. Amerika’nın Suriye ile bir anlaşma yapmış olması güçlü bir ihtimaldir. Yani Suriye, Öcalan’ı Suriye’den gönderip Amerika’nın onu takip etmesini sağlayarak Öcalan’ın Türklerin eline geçmesine sebebiyet vermiş oldu. Kenya topraklarında hiç de aktif olmayan Türkiye istihbarat örgütünün böylesi kompleks bir operasyonu tek başına planlamasına imkan yok. Aynı şekilde Öcalan, Yunanistan Büyükelçiliği’nde sığınırken de, Türkiye diğer güçlerden yardım talebinde bulundu. Elbette Kenya yetkilileri de Amerika ile bu bilgiyi paylaşıp Öcalan’ın kaçırılmasına destek verdi. 


Öcalan’ın yakalanmasına ilişkin güçlerin tutumunun belirleyeni ne oldu? Bu hamleyi, güçlerin Ortadoğu’yla ilgili planları açısından nereye oturtabiliriz?

1990’larda, yani Öcalan’ın yakalandığı yıllarda Batı güçleri, özellikle Amerika tarafından PKK bir terör örgütü olarak görülüyordu. Daha önceleri de PKK’nin Sovyetler Birliği’nden destek alması, Amerika’nın hoşuna gitmiyordu. 1991 Körfez Savaşı’yla birlikte Amerika, Irak’ın Kürdistan Bölgesinde uçuşa yasak bölge ilan etmesiyle Iraklı Kürtleri destekledi, Türkiye de buna sessiz kaldı. Amerika’nın, Saddam ile savaşırken ve İran’a göz kulak olunması konusunda Türkiye’ye ihtiyacı vardı. Türkiye’nin Saddam ve İran desteğine karşılık Amerika da PKK ile savaşmasında Türkiye’ye yardım etti. O dönemlerde İsrail’in temel derdi, Saddam’a ve onun uzun menzilli füzelerine ve hava kuvvetlerine karşı operasyonlarının eğitimi için Doğu Anadolu’da bir üsse ihtiyacıydı. Bu ihtiyaç, İsrail için çok elzemdi. Bu durumda İsrail, Öcalan’ın yakalanmasında Türkiye’nin yardım talebi olmuş olsaydı, bu talebi olumlu karşılardı ancak İsrail’in Öcalan’ın yakalanmasında yer aldığına dair doğrudan bir veri yok elimizde. 

 

Öcalan’ın yakalandığı dönemde ABD’nin Kürtler ve PKK ile ilgili politik programı neydi?

Her zaman olduğu gibi ya da daha önce de defalarca gördüğümüz gibi Amerika, kendi özgür iradesini talep eden daha zayıf bir grup olan Kürtleri desteklemek yerine stratejik olarak yeri sağlam, daha güçlü bir grup olan Türkiye’yi desteklemeyi tercih etti. Irak’ın kitle imha silahları, Suriye’deki gelişmeler, Lübnan’daki Hizbullah örgütünün yükselişi, İran’ın nükleer silah arzusu, Amerika’nın Türkiye ile sağlam bir müttefiklik kurmasına sebep oldu. Böyle olunca da Türkiye’yi desteklemek adına PKK’yi harcadı. Amerika, Kuzey Irak’ta bir süreliğine de olsa taktiksel açıdan avantajlı konuma geçti ancak daha uzun vadede Öcalan’ın yakalanmasıyla arzu ettiği çıkarlara erişemedi. Öcalan’ın yakalanmasından 3 sene sonra, 11 Eylül olaylarından sonra Amerika Irak’ı işgal etmek istediğinde Türkiye işgale onay vermedi; hatta Amerika güçlerinin ve lojistiğinin Türkiye sınırlarından geçmesine de izin vermedi. O dönemde AKP, Türkiye’yi yönetmeye yeni başlamıştı ve uluslararası politikalarında dikkatli davranıyor, bir önceki hükümetlerin yolundan ilerliyordu. 


Peki ABD, CIA aracılığıyla Türkiye’ye neden Öcalan’ın sağ olarak teslim alınması, yargılanması ve öldürülmemesini şart koştu?

Meselenin tam aslını bilmiyorum ama eğer bu doğru ise Amerika, biraz da olsa kendi itibarını ve ahlaki yapısını korumaya ihtiyaç duyduğundandır. Öcalan’ın azmettirilmesi ve Amerika’nın Öcalan’ın yakalanmasında rolünün Amerika’da ortaya çıkması durumunda, kıyamet kopardı. Amerika devleti bundan korktu. Diğer bir neden ise, Öcalan’ın Türkiye ile barış müzakerelerinde bizzat yer almasını istiyordu, bu yüzden de Türkiye’den Öcalan’ı sadece mahkum etmesini istedi. Böylelikle de Türkiye’yi Öcalan ile uzlaşmaya mecbur bıraktı. 


İsrail devleti, Öcalan’ın yakalanması sürecine neden aktif dahil oldu? Devlet politikasını belirleyen ne oldu?

Daha önce de belirttiğim gibi o dönemde İsrail’in Türkiye ile arası çok iyiydi. Irak ve İran konusunda İsrail’in, istihbarat ve operasyon için Türkiye’yi üs olarak kullanmaya ihtiyacı vardı. Tarihsel olarak İsrail, Kürtleri destekleyip özgür iradelerini sağlamalarını istemesine rağmen MOSSAD, MİT’ten Öcalan’ın yakalanması için destek talebi almış olsaydı, MİT’e kesinlikle yardım ederdi. Etmemelerinin nedeni, MOSSAD’a ihtiyaç olmamasıdır. CIA’nin becerileri, MİT ve Kenyalıların yardımı ile birleşince MOSSAD’a ihtiyaç kalmadı. 


İsrail’in bugünkü Kürt politikası nasıl? Bugünkü politikanın belirleyenleri nedir?

Bilindiği üzere İsrail, Irak rejimine karşı Iraklı Kürtleri ve Barzani’yi 1960’lı ve 1970’li yıllarda çok destekledi. Bu ilişki canlılığını korumamasına rağmen, İsrail’i yöneten elit kesim, istihbarat servisi ve ordu için Kürtler, İsrail devletinin hafızasında önemli bir müttefik olarak bulunuyor. İsrail’de Kürtler genel anlamda cesaretin ve gözü pekliğin sembolü halindeler. İsrail devleti, Türkiye’den alacakları kısa vadeli kazançlar için Kürtleri feda etse de, İsrail halkı hep Kürtlerin bağımsızlığından yana olmuştur. Şimdilerde bölge iyice istikrarsızlaşmaya başladı. Bu yüzden de İsrail bir kez daha Mezopotamya’nın hilal şeklindeki topraklarının (Maşrek) sınırında olan milletlerle işbirliği seçeneğini düşünmeye başladı. Örneğin 1950’li ve 1960’lı yıllarda İran ve Türkiye, Arap dünyasında olanlara karşı temkinli davranan koalisyonun birer parçasıydı. Ancak günümüzde, böylesi bir anlayış için Türkiye ve İran doğru adaylar olmayabilir. Mısır, Suudi Arabistan gibi Körfez ülkelerinin yanı sıra Kürtler de Orta Doğu’nun istikrarı için bölgesel anlaşma içerisinde yer alabilir. 


İsral’in Suriye politikası nedir? Rojava Kürtlerinin statü talebi, İsrail tarafından nasıl karşılanıyor?

İsrail, Suriye ve oradaki ayaklanma konusunda fikirlerini değiştirdi. Resmi olarak taraf tutmadı ancak ilk başlarda bütün karar mercileri Esad’a karşı ayaklanmayı destekledi ve Suriye’de gerçek bir demokrasinin kurulmasını istedi. Ancak o zamandan beri çok şey değişti. DAİŞ gibi cihatçıların yükselişi, daha taze bir siyaset ihtiyacını beraberinde getirdi. Bazı liderler ve ordu generalleri, cihatçılara karşı bariyer işlevi görmesi bakımından Esad’ın kalması gerektiğini bile düşünmeye başladılar. 

Rojava’da neler olup bittiğinden İsrail halkının çok fazla bilgisi yok. Suriye’de bir Kürt bölgesi olduğundan birçoğunun haberi bile yok. Fakat bilenler ise DAİŞ’e ve benzeri örgüt üyelerine karşı savaşan Kürt savaşçılarını destekliyorlar. Kobanê’den DAİŞ’in tamamen temizlendiği haberi geldiğinde, İsrail’de kutlamalar yapıldı. Zafer kulaktan kulağa yayıldı ve Kürt kadın ve erkek savaşçıların zaferlerini halay çekerek kutladıkları videolar yayılmaya başladı. 


Peki, son olarak, yakalanması üzerinden geçen 16 yılda Öcalan, Kürt halkı ve PKK üzerindeki etkisinden bir şey kaybetmediği gibi özellikle Türk devletiyle gerçekleşen diyaloglar vesilesiyle gücünü, etkisini daha da artırdı. Ne düşünüyorsunuz?

Kürt tarafı ve Türk devleti arasındaki müzakereler konusunda kesin bir şey söylemek çok zor ancak samimi olmak gerekirse bu konuda ciddi endişelerim var.  Türkiye’nin mevcut istekleri Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın siyasetiyle birleşince ortaya Osmanlı İmparatorluğu’nu tekrar diriltip hakim güç olmaya çalışan bir portre çıkıyor. Kürtlerle yaptığı sözde müzakere de Erdoğan’ın bu Osmanlı hayalinin bir parçası. Erdoğan, Kürtlerin kendi özerkliğine sahip olmasına bir şey demeyecek belki ama kendi imparatorluğunun kontrolü altında olmasını isteyecek. Erdoğan, Kemalist devleti parçalamak istiyor. Bu isteği ise daha az milliyetçilik ve daha fazla demokrasi anlayışı için değil elbette. Daha da büyümek istiyor. Daha fazla hakimiyet istiyor, öyle ki ülkenin bütün kurumlarına ve öznelerine sahip olmak istiyor. Şimdilik Kürtlere istediğini verebilir ama uzun vadede Kürtlerin kendi  saltanatının dışına çıkmasına asla izin vermeyecektir.


Prof. Dr. Dror Zeevi kimdir?

Akademisyenlikten önce İsrail ordusunda 11 yıl görev alan Prof. Dr. Dror Zeevi, İsrail’de Ynetnews adlı gazetede yıllarda köşe yazarlığı yaptı. Prof. Zeevi, İsrail’in Ben-Gurion Üniversitesi’nde Ortadoğu Bölümü’nde Türkiye ve Osmanlı Devleti uzmanı olarak görev yapıyor. Zeevi’nin “Müslüman Osmanlı Toplumunda Arzu ve Aşk” ile “Kudüs: 17. Yüzyılda Bir Osmanlı Sancağında Toplum ve Ekonomi” adlı kitapları İngilizce’den Türkçe’ye de çevrildi. 


ÖZLEM GALİP/LONDRA