İstanbul Sözleşmesi’ni savunacağız

26 Nisan 2022 Salı - 18:30

.

.

  • Danıştay 10. Dairesi, İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesine karşı açılan davaları yarın esastan görüşecek. Kadın örgütleri ve baroların kadın hakları merkezleri ise sözleşmeyi savunmak için aynı gün Danıştay’ın önünde buluşma çağrısı yaptı.

DİLAN BABAT / JINNEWS-ANKARA 

İstanbul Sözleşmesi'nin Cumhurbaşkanı Kararnamesi’yle feshedilmesine karşı açılan davalar, yarın Danıştay 10. Dairesi'nde görülecek.

AKP-MHP-Erdoğan faşist iktidarı “Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi” ya da bilinen adıyla İstanbul Sözleşmesi’ni, 20 Mart 2021’de Resmi Gazete'de yayımlanan kararla tek taraflı fesih etti. Fesih kararının iptaline ilişkin Türkiye’nin dört bir yanından kadın kurumları, siyasi partiler, barolar, çeşitli sivil toplum kuruluşları, sendikalar ve bireysel olarak kadınlar Danıştay’a kararın yürütmesinin durdurulması talebiyle başvuruda bulundu. Danıştay, İdari Dava Daireleri Kurulu (İDDK), “Anayasaya göre yürütme yetkisinin Cumhurbaşkanı’nda olduğu, milletlerarası antlaşmaları sona erdirilmesinin de yürütme yetkisi vardır” diyerek itirazları reddetti. Danıştay’ın kararına rağmen kurumsal olarak Diyarbakır ve Ankara Barosu, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) dernekler ve partilerden yapılan başvurular sonucu Danıştay 10’uncu Dairesi yarın fesih işleminin iptali istemiyle açılan başvuruları esasa bağlayacak.

Dava öncesi SES Eş Genel Başkanı Selma Atabey ve Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK) üyesi Berrin Sönmez davaya katılım çağrısında bulundu.

.
Selma Atabey

Kadın cinayetleri arttı

Cinsiyet eşitsizliğinin hakim olduğu Türkiye’de kadınların ciddi bir saldırı altında olduğunu belirten Selma Atabey, “Türkiye’de kadınları koruyacak olan tek bir yasal düzenleme vardı. Düzenleme Cumhurbaşkanın 19 Mart’ta aldığı kararla bir gece yarısı feshedildi. O süreçten bu yana kadın katliamları ciddi derecede arttı” dedi.

İstanbul Sözleşmesi’ne başından itibaren taraf olduklarını belirten Atabey, “Bu taraf olma halimizi de eylem, etkinlik, açıklamalarımız ve kendi iç tüzüğümüzde kadınların konumlandırılması üzerinden geliştirdik” diye konuştu.

Dava esastan görüşülecek

İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının Resmi Gazete’de yayımlanmasının ardından 4 Nisan’da SES olarak, “Bu kararı kabul etmiyoruz” diyerek Danıştay’a başvurduklarını anımsatan Atabey, davanın Danıştay’da kabul edildiğini anımsattı. Atabey, “Biz, ‘Meclis’in aldığı bir kararı yine Meclis feshedebilir. Cumhurbaşkanın bir söylemi ile feshedilemez ve anayasa aykırıdır’ diyerek kararın durdurulmasını talep ettik. Danıştay altı kurumun başvurusunu kabul ederek davayı esastan görüşecek” diye belirtti.

Kadınları bekliyoruz

Danıştay’da esastan görüşülecek davaya katılım çağrısında bulunan Atabey, İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden yürürlüğe girmesi için mücadele edeceklerini kaydetti. Ülkede hukuk namına tek bir kırıntı kalmadığını ancak Danıştay’ın bu kararının anlamlı olduğunu ifade eden Atabey, “Kadınlar olarak nasıl ki dişimiz ve tırnağımızla Sözleşme’nin hayata geçmesi için çaba sarf ettiysek, yeniden yürürlüğe girmesi için de mücadele edeceğiz. İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmeyen bütün kadınları Danıştay önüne bekliyoruz” dedi.

.
Berrin Sönmez

‘Fesih kararını durduramadık’

EŞİK olarak, İstanbul Sözleşmesi’nin fesih bildiriminden önce eylem ve etkinliklerine başladıklarını ifade eden Berrin Sönmez ise AKP’nin Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısından sonra Numan Kurtuluş’un İstanbul Sözleşmesi’ne dair söylemlerinin ardından işin ciddiyetinin anladıklarını belirtti. Sönmez, “Fesih kararını durdurabilmek için hemen harekete geçtik ama durduramadık. Durduramayınca, 20 Mart’tan itibaren ciddi bir şekilde miting hazırlığına giriştik” diye konuştu. 

“Biz ‘vazgeçmiyoruz’ dedik” diyen Sönmez, “İstanbul Sözleşmesi yaşatır” sloganını kullandıklarını ve bu sloganın sadece Türkiye’de değil pek çok ülkede de anlamlı hale geldiğini söyledi.

'600’ü aşmış bir geri dönüş aldık'

Davanın seyrine ilişkin bilgilendirmelerde bulunan Sönmez, EŞİK dışındaki hukukçularla ortaklaştıklarını, çok geniş bir planlama yapıldığını aktardı. EŞİK avukatlarının yetki belgesi düzenlemek için harekete geçtiğini de ifade eden Sönmez, duruşması görülecek olan örgütlerden yetki verilmesi çağrısında bulunduklarını söyledi. Barolarında iş birliği içerisinde olması için çağrılar yaptıklarını dile getiren Sönmez, “EŞİK’in yaptığı bu çağrıya 600’ü aşmış bir geri dönüş aldık. Başta 250 avukatla gitmek istedik ama bir günde bu sayıya ulaşınca 500’e çıkardık. Her çağrımız cevap buldu. Bin avukatın Danıştay’a gitmesi mümkün değil, Danıştay ile görüşülüyor. Danıştay’da 20 kişilik duruşma salonları var, 20 kişilik duruşma salonlarında 30’a çıkarma üzerinden konuşuluyor. Danıştay’ın bir konferans salonu var, o salonu duruşma salonuna dönüştürmeleri için uğraşıyoruz” diye belirtti.

Türkiye’nin geleceğine dair karar verilecek

İstanbul Sözleşmesi’nin hala yürürlükte olduğunu fakat uygulanmadığını belirten Sönmez, “İptal kararı çıkmazsa hukuki mekanizmaları işletmeye devam edeceğiz. AYM ve AİHM’e kadar gideceğiz. Danıştay’ın vereceği karar kadınlar, çocuklar, LGBTİ+ları şiddetten korumak için daha çok güçlenecek. Mesele İstanbul Sözleşmesi’nden ibaret değil. Mesele Türkiye’nin geleceğine dair karar vermek. Türkiye’de hukukun üstünlüğü temel sorunlarımızdan biri. İstanbul Sözleşmesi’ne dair Danıştay’ın vereceği karar, Türkiye’de hukukun üstünlüğü adına belirleyici olacak. Kadınlar mücadeleye devam edecek ama hukukun üstünlüğüne dair de bir adım atılmış olacak. İptal kararı çıkmazsa hukukun bu ülkede idarenin keyfine göre hareket ettiğini bir kez daha deneyimlemiş olacağız” şeklinde konuştu.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.