İsviçre Gündemi
İsviçre’nin tarafsızlığının ulusal ve uluslararası çıkarları üzerinde şekillendiği, insanlık ve uluslararası etik değerlerden yoksun olduğunun en iyi göstergelerinden biri Ermeni ve Süryani Soykırımı karşısındaki politikasıdır. Diğer alanlarda olduğu gibi karşınıza çok ince işlenmiş argümanlar çıkar. Bu argümanlara bakarak bu ülkeden başka uygar bir ülke olmadığını düşünürsünüz. Oysa gerçek her zaman başkadır.
İsviçre’de soykırımı övmek ve inkar etmek suçtur, cezai yaptırım gerektirir. Ya da İsviçre’nin bütün kantonları ve ulusal parlamento Ermeni Soykırımı’nı kabul etmiştir ama Federal Parlamento Ermeni Soykırımı’nı “trajedi” olarak nitelendirmekte ısrar eder. Ya da bütün kantonlar Ermeni Soykırımı’nı kabul etmiş olmasına rağmen örneğin Cenevre kantonunun Ermeni anıtı dikilmesi kararına merkezi hükümet izin vermez, müdahale eder. Dikkat edilirse “ne şiş yanar ne kebap”, herkesi memnun eden ve asıl olarak elde ettiği siyasi ve ekonomik çıkarlarla kendisi memnun olan bir ülke çıkar karşımıza ve bunun adı “natural” ülke olur. Tam da gri bir politikadır bu. Ermenistan’ın nabzına şeker vermek için kanton parlamentolarının kararına ses çıkarılmaz, Türkiye’nin nabzına şeker vermek için Federal Parlamento’da soykırım tanımlaması geçirilmez. Ve elbette ardından taraflar İsviçre’de buluşturulur, onları uzlaştırmak adına sorun kızıştırılır ve İsviçre her iki ülkeden aldığı ödünlerle, anlaşmalarla “tarafsızlığını” alkışlattırır.
Soykırımın 100. yıldönümü vesilesiyle hem Ermeni hem de Süryani temsilcilerle görüştük. Her iki kesim de bu “ikiyüzlü” politikanın farkında. Erivan’daki anmalara İsviçre’nin elçilik düzeyinde katılım kararı da büyük tepki çekti. Ermeni tarafı karara karşı Parlamento’daki Ermeni milletvekilleri ile kurum temsilcilerini Erivan’a göndererek, hükümete karşı açık bir tavır takındı.
Geçmiş dönemlerde Süryanileri soykırıma uğradıklarından dolayı ülkelerine kabul eden İsviçre’nin, Süryani Soykırımı’nı resmen tanımaması da Süryani topluluğunu harekete geçirmiş gözüküyor. Süryani ve Ermenilerin itifak oluşturarak, hükümeti soykırımı resmen tanımaya zorlaması da İsviçre ile Türkiye’yi yeniden karşı karşıya getirecek gibi.
İsviçre ya Türkiye’yi hoş tutarak “para kazanmaya devam edecek” ya da mazlum halklara haklarını vererek “tarafsızlığını” perçinleyecek.