Kadınların susturulan çığlığı: Bedenin Trajedisi

Kadın Haberleri —

❏

  • Kadın genital mutilasyonu, kuşaklar boyu kadınların bedeninde ve ruhunda derin izler bırakıyor. Fatemeh Karimi, ilk kitabı “Bedenin Trajedisi”nde bu yapısal şiddeti tarihsel, kültürel, psikolojik ve toplumsal boyutlarıyla ele alıyor.
  • BM’ye göre bu yıl tahminen 4,5 milyon çocuk –çoğu 5 yaşın altında– kadın genital mutilasyonu tehlikesiyle karşı karşıya. Dünya genelinde ise 230 milyondan fazla kadın ve çocuk ömür boyu bu uygulamanın tehlikesi altında.

Kadına karşı şiddet olgusu neredeyse insanlık tarihi kadar eskidir. Bu şiddet, toplumsal sınıf, ırk, milliyet, yaş, din veya herhangi bir kanaatten bağımsız olarak farklı şekillerde karşımıza çıkar. Kadına karşı şiddet küresel bir fenomen olmasına rağmen uygulama politik, sosyal ve kültürel koşullara bağlı olarak farklı şekiller alır. Bununla birlikte kadına şiddet, ev içi şiddet örneğinde olduğu gibi dünyanın her yerinde ortak bir biçim sergilerken; bazı şiddet türleri Hindistan’daki Sati Kültü (dul kadının yakılması), Çin’deki Lotus Ayak ve belli başlı bazı ülkelerdeki kadın genital mütilasyonu (genital sakatlama) coğrafi olarak belirli etnisiteler ve dinî tarikatlara dayanır. Bu arada sonuncu örnek dünya çapında büyük bir sorun haline geldi. Buna dair pek çok sayıda bilimsel inceleme ve araştırma istihdam edilmesine rağmen kadın genital mütilasyonu hâlâ birçok Afrika ve Asya ülkesinde uygulanmaktadır.

Fatemeh Karimi’nin kaleme aldığı “Bedenin Trajedisi” adlı kitap, kadınlara yönelik en gizli ve ağır şiddet biçimlerinden biri olan kadın sünnetini ele alıyor.

Fatemeh Karimi kimdir?

Fatemeh Karimi, İran Kürt toplumunda cinsiyet ilişkileri üzerine çalışan akademisyen ve yazardır. Paris İleri Sosyal Bilimler Çalışmaları Okulu’ndan (EHESS) sosyoloji doktorası, Tahran Allameh Tabatabai Üniversitesi’nden Kadın Çalışmaları yüksek lisansı vardır. 2010’da yayımlanan “Bedenin Trajedisi” kitabı ile İran Kürt kadınları arasında kadın sünnetinin (FGM) etkilerini incelemiş ve bu eser Tahran’da Sıddıka Devletabadi Yılın Kitabı Ödülü’ne layık görülmüştür. 2014’te yayımlanan ikinci kitabı ise çok eşliliğin sosyolojik ve psikolojik sonuçlarını ele almaktadır.

Kuşaklar boyu bırakılan iz

Fatemeh Karimi, çalışmasında toplumsal analiz ile kadınların yaşanmış deneyimlerini bir araya getirerek, kadınların bedeninde ve ruhunda kuşaklar boyunca iz bırakan bu uygulamayı kapsamlı biçimde inceliyor.

“Bedenin Trajedisi”, yazarın ilk kitabı olarak 2010’da Roşengaran ve Kadın Çalışmaları Yayınları tarafından yayımlandı. Eser, 2011’de kadın çalışmaları alanında yılın kitabı olarak “Sıddıka Devletabadi Ödülü”ne layık görüldü.

Beş bölümde yazıldı

Bedenin trajedisi beş bölümde yazıldı. "Cinsiyete Dayalı Şiddet" başlıklı ilk bölüm, kadın sünneti kavramını tanıtıyor, yaygınlığını inceliyor ve çeşitli türlerini sunuyor.

İkinci bölüm olan “Uluslararası Eylemler”de, kadın genital mutilasyonuna karşı mücadele amacıyla oluşturulan sözleşmeler, seminerler ve konferanslar ile bu konuyu gündemlerine diğer konularla birlikte dahil edenler tanıtılmaktadır. Ayrıca, bu bölümde yazar, bu uygulamanın yaygın olduğu ülkeleri tanıtmakta ve bu ülkelerin her birinde kadın genital mutilasyonunun özelliklerine ilişkin bilgiler vermektedir.

Üçüncü bölüm, sünnetin ve kadın genital mutilasyonu uygulamasının farklı dinler, özellikle Yahudilik, Hristiyanlık ve Sünni İslam'ın bazı mezhepleri arasındaki konumunu inceliyor.

Teorik konuları ele alan dördüncü bölümde yazar, Lacancı psikanaliz, Sisko'nun teorileri, Irigaray, Kristeva ve Foucault'nun iktidar teorileri de dahil olmak üzere çeşitli filozofların teorilerinin bir özetini sunmaktadır.

Bu kitabın son bölümü olan “Araştırma Metodolojisi”, araştırmacıların bilgi toplama ve araştırma sonuçlarını sunmada kullandıkları araştırma yöntemlerini ve çözüm önerilerini açıklamaya ayrılmıştır. Bu bölümde yazar, Paveh şehrinden kırk kadınla görüşme yapmıştır. Bu kadınlar 16 ile 65 yaşları arasında olup, okuma yazma bilmeyenlerden yüksek lisans mezunlarına kadar çeşitli eğitim seviyelerine sahiptirler.

Küresel perspektif sunuyor

Fatemeh Karimi, kitabın ilk bölümlerinde kadın sünnetinin tarihsel arka planını, kültürel ve toplumsal köklerini inceliyor. Bu uygulamanın yalnızca bir gelenek değil, aynı zamanda toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin bir sonucu olduğunu vurguluyor.

Eserde, kadın sünnetinin ortadan kaldırılmasına yönelik uluslararası çabalar ile farklı din ve toplumsal gruplar içerisindeki yeri de ele alınıyor. Bu yönüyle kitap, konuyu yalnızca yerel değil küresel bir perspektifle tartışıyor.

Kitabın ana konusuna giriş bölümünde, İran'da, Ortadoğu'da ve Afrika ile Asya'nın bazı bölgelerinde kadınlara yönelik en korkunç şiddet biçimlerinden birini ele alan yazar şunları vurguluyor: "Bu kitapta, bölgesel şiddetin özel bir biçimi olan kadın genital mutilasyonu uygulamasını incelemeyi amaçlıyoruz. Bu konu yirmi yılı aşkın süredir ulusal ve uluslararası düzeyde gündeme getirilmiş ve birçok çalışma yapılmış olmasına rağmen, bu iğrenç eylem hakkında kapsamlı ve aydınlatıcı bir çalışma yapılmamıştır."

Bireysel değil yapısal sorun

Kitabın dikkat çeken bölümlerinden birinde Fatemeh Karimi, Jacques Lacan, Julia Kristeva ve Michel Foucault gibi düşünürlerin perspektiflerinden yararlanarak kadın sünnetinin psikolojik ve toplumsal boyutlarını analiz ediyor. Ayrıca saha araştırmaları, veri analizleri ve çözüm önerileri de eserde yer alıyor.

“Bedenin Trajedisi”ni güçlü kılan en önemli unsurlardan biri, istatistiklerin ötesine geçerek kadınların bireysel deneyimlerine yer vermesi. Doğrudan yapılan görüşmeler aracılığıyla aktarılan yaşam öyküleri; acıyı, korkuyu ve bu uygulamanın fiziksel ve psikolojik etkilerini görünür kılıyor.

Eser, kadın sünnetinin bireysel bir mesele değil; kültür, din ve güç ilişkileriyle şekillenen yapısal bir sorun olduğunu ortaya koyarak, bu alandaki tartışmalara önemli bir katkı sunuyor.

* * *

4,5 milyon çocuk risk altında

Birleşmiş Milletler (BM), UNICEF ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) öncülüğündeki BM kurumları, yayınladıkları ortak açıklamada, kadın sünnetinin (FGM) insan haklarına ağır bir ihlal olduğunu ve hiçbir gerekçeyle haklı gösterilemeyeceğini vurguladı. BM’ye göre bu yıl tahminen 4,5 milyon çocuğu –çoğu 5 yaşın altında– kadın genital mutilasyonu tehlikesiyle karşı karşıya. Dünya genelinde ise 230 milyondan fazla kadın ve çocuk ömür boyu bu uygulamanın tehlikesi altında.

Kadın genital mutilasyonu, kadın dış cinsel organlarının tamamen veya kısmen çıkarılması veya başka şekilde zarar verilmesi anlamına geliyor. Özellikle Afrika, Orta Doğu ve Asya’nın bazı bölgelerinde geleneksel veya dini gerekçelerle uygulanan bu pratik, çocukların bekaretini koruduğu yönündeki asılsız inançlara dayandırılıyor.

Fon kesintileri ve sistematik engeller

BM kurumları, son yıllarda farkındalık ve eğitim çalışmalarının etkisiyle önemli ilerleme kaydedildiğini ifade etti. 1990’dan bu yana elde edilen kazanımların yarısı son on yılda gerçekleşti ve kadın sünnetine maruz kalan kız çocuklarının oranı her iki çocuktan birinden her üç çocuktan birine geriledi.

Ancak BM, uluslararası yardım fonlarındaki kesintiler ve bu uygulamaya karşı mücadelede artan sistematik engellemeler nedeniyle ilerlemenin tersine dönebileceği konusunda uyardı. “Yeterli ve öngörülebilir finansman olmadan, 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ne ulaşmak mümkün olmayacak” denildi. HABER MERKEZİ

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.