Kanlı ellerini sildikleri havlu

16 Aralık 2021 Perşembe - 17:35

TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı

TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı

  • TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, hasta tutuklulara dair verdiği kararlarla tartışılan ATK’lerin “Siyasi bir kurum” olduğunu belirterek “ATK kimsenin ‘kanlı ellerini’ sildiği bir havlu olmamalı” dedi.  

 

Adli Tıp Kurumu (ATK), hasta tutsaklar için verdiği “cezaevinde kalabilir” raporlarıyla tartışmaların odağında. Adli Tıp Uzmanı olan Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, konuyla ilgili olarak MA’dan Müjdat Can ve Emrullah Acar’a konuştu. ATK’nin siyasi bir kurum olduğunu vurgulayan Fincancı, tüm atamalarının “Siyasi otorite” tarafından gerçekleştiğini belirtti. Fincancı, “ATK’de her isim siyasi otorite tarafından belirleniyor. Her siyasi otoritenin mimik değişikliklerinde bile ciddi bir değişim geçiriyor. Yıllardır hep böyle oldu. O yüzden verdiği kararlarda kaçınılmaz olarak siyasi otoritenin, hangi kararların alınmasını istiyorsa, nasıl bir cezaevi sistemi ve yargı tahlil ediliyorsa ona uygun hale gelmesi anlamına geliyor” dedi. 

Şili’de Pinochet’in 1973’te iktidara geldiği askeri darbe döneminde, ATK benzeri bir yapı kurulduğunu ve “Pinochet’in kanlı ellerini sildiği bir kurum” gözüyle bakıldığını hatırlatan Fincancı, “Yapılanması tümüyle değiştirilen ATK için Pinochet’in ‘kanlı ellerini sildiği havlu’ benzetmesi yapılır. Ne yazık ki Türkiye’de de ATK devletin işlediği suçların aklanmasına dönük kararlar çıkmasını dayatıyor. Nasıl ki siyasi irade; siyaset yapanları, muhalifleri yargı eliyle rehin alıyorsa ATK de benzer şekilde bu rehinelerin ölüme sürüklenmesini önleyecek adımlar atmaktan kaçınıyor. ATK kimsenin ‘kanlı ellerini’ sildiği bir havlu olmamalı” şeklinde konuştu. 

Sağlığa erişememe ölümdür

Prof. Fincancı, cezaevlerinde sağlık hakkının hiçe sayıldığını; tutsaklara son dönemde metal yemek kapları yerine plastik kaplar verildiğini belirterek, şöyle devam etti: “Plastik saklama kapları temizliğinin zor ve ciddi anlamda bakteri üretebilecek yapılar. Mahpuslar hastaneye gittikten sonra karantinaya alınıyor. Tam karantina bitmek üzereyken, birkaç mahpus daha hastaneden geliyor ve karantina sonsuza kadar uzuyor. İnsanlar tecrit edilmiş bir ortamda yaşamaya zorlanıyor. Hastalar kontrol, tedavi için hastanelere gittiğinde karantinaya alınıyor, tecritte tek başına kalıyor ve bakımı olanaksız hale geliyor. Hastanelere tutukluları sevk için kullanılan araçlar sağlıksızlık üretiyor. Tutukluları kafese kapatılmış gibi götürülüyorlar. Araçların içi kışın soğuk, yazın sıcak. Tutuklular gittikleri hastanelerde kimi zaman etik ihlaller ile karşı karşıya kalabiliyor. Bu meslektaşlarımız adına utanç verici. Hekimlerin duyarlı olması gerekir. Sağlık hakkı, ister özgür olsun isterse özgürlüğünden alıkonulmuş olsun her kes için gerekli. Sağlığa erişim hakkının engellenmesi, ağır hasta mahpus sayısının artmasını ve erişemedikleri sağlık nedeniyle ölmesine yol açıyor.” 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.